Çığlık çığlığa bağırarak takım elbisesinin içine gizli olan uzun zinciri daha da uzattı. Bu sayede nihayet ayağını altın lavın içinden çekip çıkarmayı başardı. Ayağı sadece iki saniyeliğine gömülü kalmıştı. Ne var ki halihazırda elinde kalan tek ayak olan sağ ayağı çoktan öyle bir yanma hissiyle kavrulmuştu ki ayak bileğinden aşağısı tıslayarak tütüyordu.
Kamijou kanlı elindeki altın zinciri serbest bıraktı. Belki de artık kendisini bağlamadığını fark etmişti.
Kaçma yolunu seçmek mi daha bilgece olurdu, yoksa saldırmak mı?
Sadece bir an sürdü ama Aureolus tereddüt etti ve işte o bir an içinde inanılmaz bir şeye tanık oldu.
Kamijou gövdesini hafifçe alçalttı. Sanki bacaklarının üzerinde yaylanıp alabildiğine ileri fırlamak, altın havuzun üzerinden atlayıp simyacı üstüne çullanmak istiyor gibiydi.
Zinciri bırakmıştı bırakmasına ama bunun kendisini tutup tutmamasıyla hiçbir alakası yoktu.
Sadece düşmanını yere sermek amacıyla yumruğunu sıkabilmek için yapmıştı bunu. Sırf bu hareketi engelleyeceği için ondan vazgeçmişti.
Yine de nereden bakılırsa bakılsın bu imkansız bir şeydi. Havuzun bir ucundan diğer ucuna çekilecek düz bir çizgi en az üç metre gelirdi. Hız alıp atlasa neyse ama böyle durduğu yerden karşıya geçmesi imkansızdı.
Buna rağmen Kamijou’nun bakışları bir an bile titremedi.
Sanki başarısız olsa, bedeni o altın lavın içine batıp yansa bile kalan son nefesini düşmanını paramparça etmek için harcayacağını haykırıyordu.
Zirveye ulaşan bu çıplak duygular, Aureolus’un tehlikeyi sezen algılarını harekete geçirdi.
Şimdi, hiç tereddüt etmeden, Kamijou kendini havaya fırlattı.
Bu sıçrayış her ne kadar kendini yok etme girişimi gibi görünse de hedefinde Aureolus yoktu.
Koridorda batan güneşin ışıklarını içeri süzerek duran bir pencere pervazı vardı.
Ayaklarını o küçücük çıkıntıya basıp doğrudan ona doğru fırladı!
Aureolus hemen karşılık vermeye yeltendi ama Kamijou çoktan pencere pervazından, en yüksek noktadan üzerine çökecek gibi atlamıştı bile.
Hayatta kalma güdüleri çığlık çığlığa bağırıyor, onu durdurmasını söylüyordu. Hemen şimdi altın bir ok ucuyla onu vurup düşürmesini fısıldıyorlardı. Simyacı hemen silahını doğrulttu ama o an gerçeği fark etti.
Kamijou Touma tepesinden atlamıştı ve üzerine çat diye çakılmak üzereydi.
Eğer onu havada vurursa kaynayan altın lav yağmur gibi kendi üzerine yağacaktı!
Ne büyük bir fiyasko! Bir hata daha!
Ne dışarıdan nasıl göründüğünü düşünecek vakti vardı ne gururunu ne de ayağındaki yanığı.
Aureolus anında arkaya doğru yuvarlanarak Kamijou’nun saldırısından sıyrıldı ve kaçmak için arkasını döndü.
Büyücü bile olmayan sıradan birine arkasını dönüp kaçmak canını yakmıştı ama hissettiği o devasa dehşet duygusu bu gurur kırıklığını tamamen gölgede bıraktı. Şimdilik canını kurtarmak için harabeye dönmüş ayaklarının üzerinde tökezleyerek karanlığın içine doğru kaçtı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.