Tokiwadai Ortaokulu’nda sabah erken başlardı.
Ancak sabahın beşi yirmi geçesi kesinlikle biraz fazla erkendi. Kuşların yeni yeni cıvıldamaya başladığı bu saatlerde, kız yurdunda normalde hâlâ sessizlik hüküm sürerdi. Şehirdeki yaşam alanlarının hepsi bir değildi. Akademi Şehri nüfusunun yüzde sekseni öğrencilerden oluştuğu için pek çok farklı tipte ve çeşitte yurt bulunuyordu. Özellikle Tokiwadai, sinir bozucu derecede katı sokağa çıkma yasaklarına ve uyku saatlerine sahipti. (Gerçi bazen belirli beşinci seviye kullanıcılar veya Yargı memurları gizlice dışarı süzülürdü.)
Tokiwadai’nin kampüs dışındaki yurtlarında herkes derin bir uykudaydı.
Belki Kuroko Shirai hariç.
Yatağında bir o yana bir bu yana dönüp duruyordu. Uyanıktı ama daha doğrusu, uyuyamıyordu.
Normalde kahverengi saçlarını iki yandan at kuyruğu yapardı fakat şu an serbest bıraktığı saçları yatağa dağılmıştı. Üzerinde sadece bir gecelik vardı; o kadar ince ve şeffaftı ki bir şey giyip giymediğini anlamak için yakından bakmak gerekirdi. Altında ise dantel fırfırlı kısa bir külot vardı. Düz göğsünün üzerinden göbeğine kadar her yer görünebiliyordu ama bu durumdan rahatsız gibi durmuyordu. Sadece burası bir kız yurdu olduğu için değil, oda arkadaşı onun için çok özel biri olduğu için böyleydi.
Sessizlik.
Kuroko aniden debelenmeyi bıraktı.
Yanındaki yatağa doğru baktı.
Aralarında elli santimetre bile yoktu. Kuroko’nun aksine mışıl mışıl uyuyan o kıza çok yakındı. Omuz hizasındaki kahverengi saçlarına hafif bir ter yapışmıştı ve bol, açık mavi pijama kollarından ince beyaz parmakları dışarı çıkmıştı. Son zamanlarda fikrini değiştirmiş ve saçının kenarına oldukça süslü tokalar takmaya başlamıştı ama o an tokalar komodinin üzerinde bir grup halinde duruyordu.
Mikoto Misaka, Kuroko’nun sevgili ablası.
Akademi Şehri’ndeki sadece yedi tane olan beşinci seviye esperden biriydi ve Tokiwadai’deki iki kişiden biriydi. Ona okulun ası diyorlardı; her geçen gün daha fazla haset uyandıran, canavarca yeteneklere sahip bir ortaokul kızıydı. İşte oradaydı, yatağında yan dönmüş, gevşemiş bir halde yatıyordu.
“...Ih-heh-heh... Ne dersem onu yapmak zorundasın... ceza oyunu...” diye mırıldandı o sevimli dudaklarının arasından, nedense halinden inanılmaz memnun görünerek.
Shirai, kendi yatağında elleriyle saçlarını delicesine karıştırmaya başladı. Kahretsin, bilmem lazım! Ablama son zamanlarda neler oluyor böyle?! Daihasei Festivali’nden beri hep böyle! Rüyasında o lafları kime söylüyor olabilir ki?!
“Haah, haaah,” diye ağır ağır soludu. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere Kuroko Shirai bir kızdı, Mikoto Misaka da bir kızdı. Ama aralarında başka bir şey vardı, hani şu kız kıza olan türden bir şey, bilirsiniz ya. Doğrudan söylemek fazla müstehcen kaçacağından, Mikoto’nun alt sınıf öğrencisi olan Kuroko uzun vadeli bir planı tercih etmişti.
Eğer Mikoto’nun uykusundaki bu sayıklamalar kendisine yönelik olsaydı hiç sorunu olmazdı. Fakat en azından son birkaç gündür ona bir ceza oyunu için meydan okuduğunu hatırlamıyordu. Bu da demek oluyordu ki, konuştuğu kişi ister bir erkek ister bir kız olsun, bu çok büyük bir sorundu. Bunlar, Shirai’nin duruma dair tamamen şahsi düşünceleriydi.
Onun içindeki bu kasvetten zerre haberi olmayan Mikoto Misaka, başının altında olması gereken koca yastığı kollarıyla kucakladı.
“...Sana ilk olarak ne yaptırsam acaba... mm?”
Seni gidi kokuşmuş yastık! A-Ablam n-neden şimdi yanağını ona sürtüyor?! O pofuduk yastık neyi temsil ediyor olabilir ki?!
Kuroko Shirai yatağında kıvranıp durdu ancak o mutlu kızın gözlerinin açılmaya niyeti yoktu.
Saat beş yirmi beşti.
Ve bir kez daha, uykusunu alamamıştı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.