30 Eylül.
Eylül ayının son günüydü ve Akademi Şehri'ndeki tüm okullar için yarım günlük mesai demekti. Sebebi basitti; yarın herkes soğuk mevsimlere hazırlık amacıyla üniforma değiştirecekti.
Akademi Şehri devasaydı. Aslına bakılırsa Tokyo idari bölgesinin yeniden yapılandırılan batı kesiminin üçte birini kaplıyordu ve yaklaşık 1,8 milyon öğrenciye ev sahipliği yapıyordu. Sadece üniforma değişimi gibi basit bir olay bile yerel tekstil endüstrisini tam anlamıyla bir çılgınlığın içine sürüklüyordu.
Ölçü alımı ve sipariş işlemleri zaten Daihasei Festivali civarında tamamlanmıştı. Bu yüzden bugün yapılan tek şey, henüz kışlık üniforması olmayan öğrencilere yeni dikilen kıyafetlerini teslim etmekten ibaretti. Buna rağmen oluşan kalabalık, bu olayın ne kadar nev-i şahsına münhasır ve devasa olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Üstelik bir gelenek olarak öğrenciler, hem alışmak hem de üzerlerinde denemek için yeni üniformalarını hemen o gün giyerlerdi.
Ancak mevsimlik kıyafet değişimiyle işi olmayan öğrenciler için bugün, herhangi bir yarım günden farksızdı.
Mesela Touma Kamijou adındaki genci ele alalım. Bu yıl belli bir liseye kaydolmuş ve kışlık üniformasını o zaman zaten satın almıştı. Onun için beden uyuşmazlığı gibi bir dert söz konusu değildi. Haliyle kendini bu kaosun içine atmasına da gerek yoktu.
Sadece o da değil, etraftaki bu kargaşa belli sınıflarla sınırlı gibi görünüyordu. Kafası kesilmiş tavuklar gibi sağa sola koşturanların çoğu ikinci ve üçüncü sınıf öğrencileriydi. Tüm birinci sınıflar ise sakin ve rahat bir gün geçiriyordu.
Her halükarda, şu an üçüncü ve dördüncü ders arasındaki on dakikalık teneffüsteydiler.
Yukarıda adı geçen ortalama lise öğrencisi Touma Kamijou, koridordaki pencerelerden birini açmış, boş boş dışarıyı seyrederek hayallere dalmıştı. Bir önceki ders matematikti ve o kadar sıkıcıydı ki bir ara öleceğini sandı. Teneffüs başlar başlamaz uykusunu açmak ve yüzünü yıkamak için su sebillerine koşmuştu.
Boyu ve kilosu ortalamaydı. Sıradan olmayan tek yanı, kemiklerinin üzerindeki o hafif kas kütlesiydi. Bunlar herhangi bir spor kulübü faaliyetinden değil; ara sokaklarda kavgaya karışmak ya da kavgadan kaçmak gibi pek de sağlıklı olmayan uğraşlardan yadigardı. Diken diken siyah saçları, bir moda dergisinden fırlamış gibi duruyordu; hani şu erkek lise öğrencilerinin "Belki biraz daha iyi görünmek için çaba sarf etmeliyim" düşüncesiyle oluşturmaya çalıştığı o imajı andırıyordu. Tabii şu anki mahmur, boş bakan gözleri ve esnemekten kocaman açılmış ağzıyla o karizmatik imajdan pek eser yoktu.
Yaz sıcağının dağıldığı sonbaharın ilk serin rüzgarlarını hissederken dirseklerini pencere pervazına dayadı, içini çekti ve kendi kendine fısıldadı: "Umarım yakında biriyle tanışırım."
Kelimeler ağzından döküldüğü an, sanki bir mengeneye sıkışmış gibi her iki yanından şakaklarına iki yumruk indi. Kulak tırmalayan bir kütleme sesi duyuldu.
Sağında Motoharu Tsuchimikado, solunda ise Mavi Saç duruyordu. İkisi de Kamijou’nun sınıf arkadaşıydı.
"Siz... Ne halt ettiğinizi sanıyorsunuz?!" diye geveledi Kamijou, sarsılan beynini toplamak için kafasını sallayarak.
Tsuchimikado güneş gözlüklerinin arkasından parlayan gözlerle ona baktı, bir an sustu. "Nya. Bu laf senden gelince kulağa epey kinayeli geldi Kammy."
"Sadece şu sözlerin bile şu karşıdaki sınıf kapısından çılgın bir kadının yuvarlanarak çıkmasına sebep olabilir," dedi Mavi Saç, o her zamanki sahte Osaka aksanıyla. "Senin olayım hep böyle zaten! Çevrendeyken her an her şey çıkabilir; süper elektromanyetik robot kızlardan dünya güzeli perilere kadar! Her şey sende mevcut!!"
Onun yanındayken insanın payına genelde bu tarz anlaşılmaz saçmalıklar düşerdi. Yine de bunu asla kötü niyetle yapmazdı.
Üçü de dik yakalı siyah yelekler ve siyah kumaş pantolonlar giymişti. Kamijou’nun yeleğinin düğmeleri açıktı ve altındaki kırmızı tişörtü görünüyordu. Normalde öğrenciler yeleğin altına düğmeli gömlek giyerdi ama Tsuchimikado saçlarını sarıya boyamıştı, Mavi Saç ise kolyeler takıyordu. Okulun kıyafet yönetmeliği konusunda pek bir hassasiyeti yoktu.
"Neyse, ne istiyorsunuz siz?"
"Hah, bak doğru! Şuna bir bak," dedi Mavi Saç ve ülkenin en popüler manga dergisini Kamijou’nun yüzüne doğru uzattı.
Ne kadar da iyi bir dost. En azından dergiyle kafasına vurmamıştı.
Mavi Saç derginin arkasını çevirdi ve posta siparişiyle satılan ürünlerin renkli bir ilanını gösterdi. "Şuna bak! Omuz Masaj Aleti, görüyor musun?"
"Evet, ee?"
"Harika görünüyor değil mi? Son birkaç gündür sağ omzum sızlıyor. Kendi omzumu ovmaya çalıştığımda bu sefer sol omzum ağrımaya başladı."
"Hey, bu gece yarısı reklamlarında çıkan alet değil mi?"
"Aynen öyle! İnanılmaz bir şey bu! Bu masaj aleti koca arka sayfayı kaplamış, kesin çok iyi hissettiriyordur!!"
"Hımm," dedi Tsuchimikado şüpheyle. "Muhtemelen abartıyorlardır. Bir şeyin ne kadar iyi hissettirdiğine dair gerçek rakamlar veremezsin, nya. Temelde tüm deneklerin çok iyi hissettiğini söylüyorlar ama hey, kim bilir, değil mi?"
"Geh! Senin omuzlarını her gün kız kardeşin ovuyor! Sen ne anlarsın!!"
"Her gün değil! Belki üç günde bir, nya!!"
Her zamanki havadan sudan muhabbetler gibi geliyordu. Özellikle Mavi Saç’ın daha sonra konunun değiştiğini iddia edişi... Kamijou ondan ne istediklerini merak etti.
İkili onun düşüncelerine yanıt verdi.
"Neyse Kammy, sen ne düşünüyorsun? Bence kesinlikle kaliteli bir maldır."
"Ben şahsen seni sevinç içinde çığlık attıracağını sanmıyorum, nya."
Kamijou içini çekti. Sadece eşitliği bozmak için üçüncü bir görüş istiyorlardı. Zaten neden bu omuz ovma makinesine bu kadar takılmışlardı ki? "Bakın, ben masaj uzmanı falan değilim. Benim fikrimin pek bir önemi yok. Biriniz çoğunluğu sağlasanız bile, bunun ne faydası olacak?"
"Amma yaptın, neden bu kadar işe yaramazsın ki?!"
"Bana işe yaramaz deme!!" diye tersledi Kamijou refleksle. Sonunda onu kışkırtmaya çalıştıklarını anlamıştı. Yine de buna izin verdi; sözlü dalaşlar zaten böyle başlardı. "Bence pek bir işe yaramaz. Herkesin omzu tutulur ama herkesin ağrısı farklıdır, farklı yerdedir. Ayrıca bir cinsiyet için diğerinden daha az etkili olmaz mı? Herkesin omuzlarını rahatlatmak için beklediği mucize buymuş gibi duyurmaları biraz şüpheli bence."
"Sana dedim ya, nya. Omuz krampları için en iyi ilaç kız kardeşlerdir."
"Bunu bilimsel bir kanıtın olmadan söyleyemezsin!" diye itiraz etti Mavi Saç. "Ayrıca benim omuzlarımı ovacak bir kızım yok! Zaten asıl sorunum da bu!!"
Mavi Saç ve Tsuchimikado birbirlerine yumruk sallamaya başladı. Kamijou bu sonuçsuz kavgayı izlerken üçüncü bir bakış açısı sunmaya karar verdi. "Pekala," dedi ikisini birbirinden ayırarak. "Neden bunu gerçekten test etmiyoruz? Tam olarak doğru kişiyi tanıyorum; hem omuz ağrısı çeken hem de posta siparişi ürünlere karşı inanılmaz zaafı olan birini."
Touma Kamijou’nun sınıfındaki öğrencilerden birinin adı Seiri Fukiyose’ydi.
Güçlü bir sorumluluk duygusuna sahipti ve birkaç gün öncesine kadar Daihasei Festivali yürütme komitesinde çalışıyordu. Siyah saçlarını kulaklarının arkasına atmıştı ve göğüsleri bir öğrenciye göre epey büyüktü. Kurallar ve düzenlemeler konusunda titiz biri olduğu izlenimini veriyordu; sınıf hâlâ teneffüste olmasına rağmen masasının üzerinde bir ders kitabı ve bir defter çoktan hazırdı. Uzun kollu bir denizci üniforması giyiyordu; eteğinin biraz kısa olması dışında, eşarbından terliklerine kadar her şeyi nizami ve standartlara uygundu.
Ayrıca posta siparişiyle sağlık ürünleri biriktirmekten keyif alıyordu. Muhtemelen bu konudaki kompleksi yüzünden hobisini kimse bilmiyordu... belli bir çocuk hariç.
Sırasındaydı, başkalarıyla ödev ya da not karşılaştırmak gibi bir telaşı yoktu; yan tarafında oturan sınıf arkadaşı Aisa Himegami ile havadan sudan konuşurken...
"Fukiyose orada mı?!"
Bam!! Sınıfın kapısı daha yeni açılmıştı ki o yönden gelen bağırma sesiyle irkilir. Onu soranlar, sınıfın Aptal Delta Kuvvetleri olan Kamijou, Mavi Saç ve Tsuchimikado’ydu. Geçmişte her türlü soruna yol açmışlardı ve Fukiyose, bu üçüyle uğraşırken ne olursa olsun sakin kalacağına dair kendi kendine söz vermişti.
Ancak Kamijou’nun başka planları vardı.
"Senden bir daha asla başka bir şey istemeyeceğim Fukiyose! İzin ver de bir ovayım!!"
Büyük göğüslü kızın zihninde tuhaf bir çatlama sesi yankılandı.
Sakinlik kelimesi daha beynine ulaşamadan, üzerine doğru atılan Motoharu Tsuchimikado ve Mavi Saç’ı düz yumruklarla durdurmuş, diğer ikisinin biçildiğini görüp yüzünü buruşturan Touma Kamijou’nun o sert alnına bir tane patlatmıştı bile. Yerde acı içinde kıvranan hainlere tepeden baktı ve 135 santimetre boyundaki öğretmenleri Komoe Tsukuyomi içeri girmeden hemen önce üzerindeki tozları silkeledi.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.