Yomikawa'nın apartman dairesi kapısının hemen önündeki koridorda Last Order dikiliyordu. Üzerine gökyüzü mavisi bir askılı bluz, onun üstüne de kolları parmak uçlarından sarkan, erkek reyonundan alınma düğmeli bir gömlek giymişti.
Ufaklık, kendisinin adeta büyütülmüş bir kopyası gibi duran biriyle konuşuyordu: Seri numarası 10032, Küçük Misaka ile.
Küçük Misaka, bej rengi bir ceket ile koyu mavi pötikareli, pileli etekten oluşan Tokiwadai kışlık üniformasını giymişti. Kız Kardeşlerin orijinal kopyaları olan Mikoto Misaka ile aynı kıyafetleri giymesi deney sürecindeki bir kolaylık meselesiydi ancak araştırma bittikten sonra bile bu alışkanlıklar kalıcı olmuştu.
Orijinaliyle arasındaki tek fark, Küçük Misaka’nın alnına taktığı büyük elektronik gözlüktü. Şekli gece görüş gözlüğünü andırsa da aslında manyetik kuvvet çizgileri ve elektron ışınları gibi çıplak gözle görülemeyen bilgileri görselleştirmeye yarıyordu.
Küçük Misaka, gözlerinde en ufak bir duygu kırıntısı bile olmadan Last Order’ı dikkatle süzdü. “Raporun zaten ağ üzerinden tüm Misakalara iletildi, bu yüzden bunu sözlü olarak tekrarlamaya gerek var mı? diye soruyor Misaka, aklına takılan bu doğal sorunun sağlamasını yaparak.”
“Bazen zamanlama hesaplama hataları gibi şeyleri düzeltmek için normal beş duyumuzla iletişim kurmamız gerekir, diye açıklıyor Misaka diye açıklıyor Misaka, kulağa son derece mantıklı gelen bir bahane bularak!”
“Eğer öyle diyorsan öyledir, diyor Misaka, amirinin şikayetlerini bıkkın bir bakışla savuşturarak. Bu durum belki de Misaka’nın rehabilitasyonuna yardımcı oluyordu, diyor Misaka, kendini buna ikna edecek sebepler bulmak için kendini zorlayarak.”
Yüzünün yorgun göründüğünü iddia ediyordu ama ifadesinde milim oynama yoktu. Last Order elini kolunu sallayıp dururken Küçük Misaka onun bu heyecanlı hallerine hiç kapılmıyordu.
Bunun yerine kendi ritminde hareket ederek önündeki apartman dairesine doğru baktı. “Yine de otomatik bir mekanizma tarafından dışarıda kilitli bırakıldıktan sonra burada öylece amaçsızca dikilmek ne kadar da aptalca bir durum, diye durum değerlendirmesi yapıyor Misaka. Eğer Misaka tesadüfen yürüyüşe çıkmamış olsaydı daha ne kadar tek başına kalacaktın acaba, diye soruyor Misaka, ana gövdenin teknik özelliklerinden şüphe duyarak kendi kendine gülümsediğini hayal ederken.”
“Misaka’nın suçu değildi ki, o otomatik kilit denilen şey çok kabaydı! diye isyan ediyor Misaka diye isyan ediyor Misaka! Elektronik kilit çok sinir bozucu davranıyordu, Misaka’nın gücünün üzerinde çalışmasına izin vermedi ve çok tiz bir bip sesi çıkardı! diye yakınıyor Misaka diye yakınıyor Misaka, stresini ve diğer şeyleri atmak için ellerini kollarını sallayarak!!”
“Bir elektrik kontrolcüsünün gücü kullanıldıktan sonra bile yerinden kıpırdamamış olması aslında övülmesi gereken bir durum değil mi? diye soruyor Misaka, duruma nesnel bir bakış açısı sunarak.”
Last Order inatçı bir köpek gibi mırıldandı. Ne yazık ki bu minyon ağ yöneticisi ana gövde dış dünya hakkında pek bir şey bilmiyordu ve ilgisi her an bir şeyden diğerine kolayca kayıveriyordu. “Ayrıca merak ediyordum, diyor Misaka diyor Misaka, parmağıyla alnını işaret ederek.”
“? Misaka’nın alnı ortalama bir boyuttadır ve Misaka alnıyla tanınan bir karakter değildir, diyor Misaka, her ihtimale karşı elini alnına götürerek.”
“Hayır, o değil, şu gözlükler, diyor Misaka diyor Misaka, tekrar işaret ederek.” Last Order’ın gözleri Küçük Misaka’nın elektronik gözlüğüne dikilmişti. Küçük kız ona meraklı gözlerle baktı. “Şey, neden diğer tüm Misakaların birer tane var da Misaka’ya hiç yok? diye soruyor Misaka diye soruyor Misaka, kıskanç gözlerle sana bakarak.”
Küçük Misaka alnındaki gözlüğü yeni hatırlamış gibi parmak ucuyla dokundu. Kendisine yukarı doğru bakan Last Order’a baktı, onun alnında hiç gözlük olmadığını gördü ve konuştu: “O Misakalar o Misakalardır, bu Misaka ise bu Misakadır, diyor Misaka, üstü kapalı bir şekilde vazgeçmeni önererek.”
“Bu tıpkı büyüklerin ‘Diğer aileler bizim ailemiz gibi değildir,’ demesine benziyor ve bu beni ikna etmez! diye anında itiraz ediyor Misaka diye itiraz ediyor Misaka! Üstelik bu mantıkla, farklı bir ailenin parçası olan tek kişi Misaka oluyor, diyor Misaka diyor Misaka, çok daha büyük bir soruna ve diğer şeylere parmak basarak!!”
Söylediği her cümlenin arasına Misaka kelimesini sıkıştırarak sızlanıp durdu. Sonra Küçük Misaka’nın eteğine yapıştı ve öfkeyle aşağı yukarı sallamaya başladı.
“Misaka da istiyor, Misaka da istiyor! diyor Misaka diyor Misaka, ufak tefek görünüşünü sonuna kadar kullanarak şımarık bir çocuk gibi pazarlık yapmaya çalışarak!!”
“Şirin davranmaya çalışıyor olabilirsin ama bu yöntem aynı cinsten birine uygulandığında sadece sinir bozar ve tam tersi bir etki yaratır, diye kısaca açıklıyor Misaka.”
Daha da önemlisi, eteği bu şekilde yukarı kalkmışken bugün giymek istediği ipli külotu herkes tarafından görülebiliyordu ama Küçük Misaka’nın bu durum hiç umurunda gibi görünmüyordu.
Last Order onun o duygusuz ifadesine sinirlenerek homurdandı. “Hey, 10032 numara, bir saniyeliğine eğilebilir misin? diye soruyor Misaka diye soruyor Misaka.”
“?”
Şüphelense de Küçük Misaka ana gövdenin talimatına uymaya karar verdi.
“Ha-ha-ha, çok açık verdin! diye bağırıyor Misaka diye bağırıyor Misaka, soygunu başarıyla tamamlayarak!!”
Küçük Misaka’nın öne eğilen kafasından gözlüğü kapıp almıştı.
Kurbanı tek bir kelime bile edemeden, Last Order yüzünde zafer dolu geniş bir sırıtışla arkasını döndü ve bağırdı: “Eğer böyle basit numaralara kanıyorsan, belki de tüm ağ üyelerinin kullandığı rutinleri kontrol etmeleri gerekir, diyor Misaka diyor Misaka veda ederken! Hadi bakalım, eğer hoşuna gitmediyse geri almayı dene, diyor Misaka diyor Misaka, son sürat kaçarken zaferinin tadını çıkararak!!”
Pıtır, pıtır, pıtır, pıtır, pıtır!! Hızla tabanları yağladı ve o ufak tefek halinden beklenmeyecek bir süratle gözden kayboldu.
Dalgın bir şekilde bir an arkasından bakakalan Küçük Misaka, çok geçmeden kendine geldi. “Misaka, ağın ana gövdesinden gelen doğrudan bir emir karşısında hiçbir şey yapamaz, diyor Misaka, durum değerlendirmesi yapıp bir hafif makineli tüfek ile kauçuk mermileri çıkarırken büyük bir isteksizlikle.”
Tık!!
Sokaklarda yankılanan o tekinsiz metalik ses, şehrin sakin havasını bir anda dağıttı.
“Her ne kadar bir tatbikat olsa da rakip ana gövdenin kendisidir, bu yüzden bir ağ düğümü olan Misaka’nın ona elindeki her şeyle meydan okuması hiç de çocukça olmaz, diyor Misaka, son derece doğal bir bakış açısı sunarak. Bu kesinlikle Misaka’nın öfkelenmesi değil, yalnızca mantığa dayalı uygun bir karar vermesidir, diyor Misaka, bir elinde gerçek silahıyla koşmaya başlarken kendi düşünce sürecinin son derece sakin ve dengeli olduğunu varsaydığı için kendini takdir ederek.”
Duygusuz görünen ama yakından bakıldığında gözlerinin seğirdiği anlaşılan bir ifadeyle Küçük Misaka takibe başladı.
Bu sırada Küçük Misaka’nın ne düşündüğünü çoktan çözen Last Order, ara sokaklarda koşarken takipçisini kışkırtmak için Kız Kardeşlerin beyin dalgalarından ve zayıf elektromanyetik dalgalardan oluşan Misaka ağını kullanıyordu.
“Ha-ha! Sıradan bir Misaka’nın bu Misaka’yı yenmesine imkan yok, diye kahkahayı basıyor Misaka diye kahkahayı basıyor Misaka, halktan biri üzerindeki zaferinin tadını çıkararak!”
“Devrim vakti geldi, diye ilan ediyor Misaka 10032 numara, tam burada ve şimdi.”
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.