Korkunun Esrarengiz Tadı

Yolculuğum sırasında uzun zaman sonra rastladığım Saya, ağzından oldukça tuhaf laflar kaçırmaya başlamıştı.

"Oooofff... Elaina çok korkunç... Elaina'dan çok korkuyorum..."

Saya’nın dilinden düşürmediği bu "Elaina" da kimdi acaba?

Söylememe gerek yok, değil mi?

Evet, ta kendim olurum.

Ancak benden korkması için nasıl bir sebep olabilirdi ki? Onu tehdit edecek veya ürkütecek bir şey yaptığıma dair en ufak bir anım bile yoktu.

Peki, öyleyse neden böyle davranıyordu?

"Nen var Saya? Ne bu halin?"

"Kyah! Dur, lütfen Elaina! Bana dokunma!"

Sesini yükseltmişti. Saya, başını iki yana sallayarak benden uzaklaştı ama yüzünde korkudan ziyade, garip bir haz vardı. Titreyen yüzüyle bana kaçamak bakışlar fırlatırken, sanki "Hadi ama, şimdi beni daha çok ürküt!" demek istercesine beklenti dolu bir ifade takınmıştı.

İçimi çektim.

"Peki... Bir şey mi oldu?"

"Yapma lütfen! Daha fazla yaklaşma bana! Çok korkuyorum!"

"Bekle, durup dururken böyle söylersen ne yapabilirim ki..."

Sana karşı nasıl davranmam gerektiğini hâlâ çözebilmiş değilim.

Her halükarda, Saya'nın o günkü tavırlarını tarif edebilecek tek kelime "tuhaf" olurdu. Kafamın iyice karıştığı bir gerçekti.

Şansıma, o günün ilerleyen saatlerinde Saya’nın hocası Sheila ile buluşma planım vardı. Sohbetimiz sırasında Saya’nın bu ani değişiminden ona bahsettim fakat—

"Ah, demek öyle."

Sheila meseleyi kavramış gibi başını salladı, üstelik "Senden hoşlandığı içindir," diyerek hafiften tiksinmiş bir yüz ifadesi takındı.

"Benden hoşlandığı için mi benden korktuğunu söylüyor? Ne demek istediğini pek anlayamadım..."

"Onun memleketi Doğu ülkelerinden biri, bilirsin. Görünüşe göre oralarda şöyle bir efsane varmış; insanlar en sevdikleri yiyeceklerden korktuklarını ilan ederlermiş ki, onlara kötülük yapmak isteyenler gıcıklığına o yiyeceği onlara versin."

"Ha?"

Yani bir Doğu ülkesinde ekmekten korktuğumu söylersem, bana yığınla ekmek mi verirlerdi? Bunu öğrendiğim iyi oldu...

"Kısacası, sanırım o hikayeyi senin üzerinde canlandırmaya çalışıyordu."

"Yani benden korktuğunu söyleyip durursa, ona gideceğimi mi sandı? Ama o efsaneyi zaten bilmiyorsam bunun hiçbir anlamı kalmaz ki, öyle değil mi?"

"Eh, o hep böyle tuhaf işler peşindedir zaten. Aslına bakarsan, bu konuda ona ufak bir uyarıda bulunmaya çalıştım." Sheila bunu söyledikten sonra ağzındaki piposuyla oradan ayrıldı.


Ertesi gün—


"Sheila çok korkunç... Bayan Sheila'dan çok korkuyorum... Hocamdan çok korkuyorum..."

Saya oradaydı; dişleri birbirine vuruyor, korku içinde zangır zangır titriyordu. Bir köşeye çökmüş, öyle fena sarsılıyordu ki Sheila'nın ona tam olarak ne yapmış olabileceğini sormaya bile yeltenemedim.

Ona öylece bakarken, nedense kalbimin derinliklerinde bir yerlerde ufak bir muziplik yapma isteği uyandı.

Ben de sesimi yükseltip ona tek bir soru yönelttim.

Dedim ki—

"Bahsettiğin bu korku, hangi manada bir korku acaba?"


Yayın Bilgisi: GA Novels Yayın Fuarı Alıcı Bonusu

Yazar Notu:

İnanın bunun hiç farkında değildim ama bu hikaye, 1. Cilt için yazdığım bonus hikayenin bir devamı gibi oldu. Elaina, "korkunç manjuu" hikayesinin ne anlama geldiğini nihayet 10. Ciltte öğrenmiş oldu. Hayat bazen gerçekten ilginç. Kendi kendimi şaşırttım.


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.