Kutsal Ağacın Gazabı

Uf, bittim resmen. Yumruk atmaktan nihayet yorulup Pierre’in başından çekildim. Bunu yaparken nasıl tükenmiyorsun, hayret doğrusu. İnsanlara zorbalık etmek sana bu kadar mı enerji veriyor?

Pierre ayaklarımın dibinde serili yatıyordu. Kafasına hızlı bir tekme savurdum. Ağzının içinde bir şeyler geveledi.

Kıs kıs gülerek sordum. Ne mırıldanıyorsun sen orada? Gerçi ne dediğinin bir önemi de yok ya.

Narcisse’in sesi areneada yankılandı. Leon Fou Bartfort’u galip ilan ediyorum! Çabuk, bir sağlık ekibi çağırın!

Beyaz önlüklü bir doktorla bir hemşire aceleyle Pierre’in yanına koşup durumunu kontrol etmeye başladı.

Yaraları gerçekten çok kötü görünüyor.

Hızlı olmalıyız.

Pierre acı içinde kıvranırken, ona hemen iyileştirme büyüsü uygulayıp acil durum müdahalesine giriştiler. Doktor işinin ehliydi; Pierre’in yüzü şimdiden neredeyse eski haline dönmüştü. Bu sırada silahlı bir grup etrafını sardı. Pierre herhalde bunları kendi adamları sandı ki anında o kibirli tavırlarına geri döndü.

İçin dışın bir resmen, hemen ele veriyorsun kendini.

Profesör Narcisse ve Bayan Louise tribünlerden inip koşa koşa yanımıza geldiler. Tam o sırada Pierre’in feryatları yükseliyordu.

Narcisse! Oydu! Bu piç hile yaptı! Beni tuzağa düşürdü!

Ancak Narcisse onun iddialarını elinin tersiyle itti. Kes sesini artık. Kendini küçük düşürüyorsun, Pierre. Üstelik sana sormam gereken bir şey var.

Nihayet o büyüklenmelerinin cezasını çekme vakti gelmiş, rüzgar tersine dönmüştü.

Narcisse’in öfkeyle burun delikleri kabardı. Kendi ailene neden saldırıyorsun? Cumhuriyetin birleşik filosu müdahale etmek zorunda kaldı.

Ne...? Pierre, far görmüş tavşan gibi kalakalmıştı.

Bayan Louise de öfkeyle söze girdi. Düellodaki ahlaksızlığın yetmiyormuş gibi, bir de bu çıktı. Bu kesinlikle affedilemez. Seni hemen sorguya çekmek istesek de önce gemini durdurman gerekiyor. Yani, Leon’dan çaldığın gemiyi.

Pierre, kadının tek bir kelimesini bile anlamamış gibi ağzı açık baka kaldı. H-hayır! Benim bundan haberim yok! Masumum ben! Her şeyi o yaptı! Beni tuzağa düşüren oydu!

Parmağını bana doğru uzattı.

Ona sırıttım. Ciddi misin? O geminin sahibi sen değil misin? Sahi, artık verdiğin sözü tutma vaktin gelmedi mi?

Profesör Narcisse kaşlarını çattı. Leon, sırası değil şimdi. Pierre’in adamları gemine el koydu. Zaten yeterince zarar verildi. Lütfen bize geminin zayıf noktalarını söyle.

Yüzümdeki tebessüm kayboldu. Etrafımdakilerden bazıları tavrımdaki değişimi hissedip gerildi.

Benden iş birliği yapmamı mı istiyorsunuz? Sizin adamlarınızdan biri gemimi çalacak, bana ve ülkemdaşlarıma akla gelmeyecek şeyler yapacak ve ben de iş birliği yapacağım, öyle mi? Hadi ama, keselim bu masalları. Düelloyu ben kazandım. Ve Pierre? Bu demek oluyor ki bana Einhorn’u getireceksin. Şimdi, hemen.

Pierre’in alnındaki damarlar çatlayacak gibi oldu. Sana söyledim ya! Hiçbir şey bildiğim yok!

Sözü boğazına dizildi. İçinde bulunduğu durumu nihayet kavrayınca yüzü kireç gibi bembeyaz oldu.

Ne oldu? diye sordum. Getiremiyor musun yoksa? Yeminini unuttun mu?

Pierre tir tir titriyordu. G-getireceğim, yemin ederim getireceğim. G-gerçekten! Sadece birazcık bekle! Söz veriyorum sana. Ne istersen yaparım! Ne istersen! Sadece bana biraz zaman ver!

Bayan Louise’in yüzünde bir aydınlanma belirdi. Bana doğru baktı. Yoksa...

Maalesef artık çok geçti.

Demek şimdi de merhamet dileniyorsun? Peki sen sana yalvaran insanlara nasıl davranırdın genellikle? Gerçi pek de önemi yok artık. Kutsal Ağaç’ı öfkelendirdin bir kere!

Pierre yemininin şartlarını çiğnemişti. Eğer kaybederse, aldıklarını hemen geri vermesi gerekiyordu. Kutsal Ağaç bu saygısızlığı cezasız bırakacak değildi. Ayaklarının altında kırmızı, parıldayan bir çember belirdi. Diğer Alzerliler korkuyla geriye çekildi. Louise ve Narcisse bile uzaklaştı. Bir tek ben kaldım, tepeden çembere bakıyordum. Demek Kutsal Ağaç öfkelenince böyle oluyormuş diye geçirdim içimden.

Marie’nin benim için yazdığı notlarda bundan bahsedilmişti. Bundan sonra ne olacağına gelirsek...

Hayır! Lütfen, hayııır!

Pierre feryat figan kaçmaya çalıştı. Debelenip duruyordu ama topraktan fırlayan sarmaşıklar ayak bileklerine dolanıp onu tekrar içeri çekti. Kurtulmak için toprağı tırmalıyor, tutunacak bir yer arıyordu.

Yalvarırım! diye hıçkırdı. Yalvarırım merhamet edin! Bir daha asla yapmayacağım! Sizi asla hayal kırıklığına uğratmayacağım, yemin ederim! Sadece onu benden almayın! Senin kutsama gücün olmadan yaşamak istemiyorum!

Bayan Louise gözlerini kapatıp arkasını döndü. Narcisse ise dehşet dolu bir merakla Pierre’i izliyordu. Bense bir budala gibi sırıtıyordum.

Boşuna uğraşma, Pierre. Kaybettin artık.

Sarmaşıklar vücuduna tırmanıp sağ eline dolandı. Pierre’in yüzü gözü salya sümük içindeydi, ağlamaktan helak olmuştu ama elinden izlemekten başka bir şey gelmiyordu. Biri kurtarsın beni! Kim olursa olsun!

Kırmızı çemberden ölesiye korkuyordu. Elinde arma taşıyan herkes için bu çember tam bir korku simgesiydi. Ne de olsa bu çember, kutsama güçlerini ellerinden çekip alıyordu.

İşlem tamamlandığında sarmaşıklar soldu ve çember ortadan kayboldu. Pierre orada yığılmış, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

Yanına yaklaşıp sağ eline baktım. Arma gitmişti. Elimi omzuna koyup kulağına fısıldamak için eğildim. Bunun neden başına geldiğini anladın mı şimdi?

Cevap vermedi.

Çünkü bana bulaştın.

Pierre gözlerini kaldırıp bana baktı.

Eğer bizi kendi halimize bıraksaydın işi asla bu noktaya getirmezdim. Bunu yaptım çünkü her şeyi sen başlattın. Ama yine de bu deneyimi iyi bir şekilde değerlendirmenin bir yolunu bulacağımdan eminim. Ha, unutmadan söyleyeyim. Bir şey daha var: Köyün aptalı rolünü harika oynadın. Şahsen ben çok eğlendim.

Sırıttım. Pierre’in yüzü ise acı ve gözyaşlarıyla buruştu.

Bayan Louise yanımıza yaklaştı. Leon, sandığımdan da sinsisin. Ses tonuna bakılırsa beni suçluyor gibi bir hali yoktu. Ee, şimdi ne olacak? Geminin ortalığı birbirine katmasını engelleyebilir misin? Eğer durduramazsan, onu yok etmekten başka çaremiz kalmayacak.

Tabii, size kolay gelsin. Luxion, buna yeltenecek her bir geminizi büyük bir zevkle paramparça ederdi zaten.

Hâlâ Pierre’in o iğrenç süslemeleriyle kaplı duran Arroganz’a baktım. Pekala, bir deneyeceğim sanırım.

Eğer yakında duruma el atmazsam, Luxion işi iyice abartacaktı. Bu da sadece başıma daha fazla iş açılması demekti.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.