Buna gerçek bir dövüş demek neredeyse imkansızdı. Taraflardan biri tamamen silahsızken, diğeri devasa bir zırhlı robotu yönetiyordu. Leon, Arroganz’ın zayıf noktalarını bildiği için her hamleden sıyrılmayı başarıp iyi bir mücadele ortaya koysa da kondisyonu artık tükenmek üzereydi.
Fidanı göğsüne bastırmış olan Noelle, oturduğu koltuğun ucunda, nefesini tutmuş izliyordu. Arroganz’ın onu ne zaman köşeye sıkıştıracağını düşünmekten kendini alamıyordu. Kendi kendine, "Bu bir düello değil..." diye fısıldadı.
Tribünlerden yükselen çaresiz feryatlar yankılandı. Pierre kalabalığı buraya zorla toplamış olabilirdi ama izleyicilerin bir kısmı bu adaletsiz manzaraya daha fazla katlanamıyordu.
Noelle başını öne eğerek, "Biri lütfen bu çılgınlığa bir son versin," diye mırıldandı.
Kalabalığın gürültüsü arasından bir ses yükseldi. "Onları durdurmamı ister misin?"
Bu ses... Loic miydi? Noelle kafasını kaldırdığında onun sırıtan yüzüyle karşılaştı.
"Senin için onları durdururum," dedi Loic. "Ama bunun karşılığında benim olacaksın."
"Loic, sana inanamıyorum! Böyle bir zamanda bile..." Genç kız, durumdan faydalanmaya çalışan bu adama tiksintiyle bakarak burnunu kıvırdı.
"Beni yine tersleyeceksin demek? Eğer öyle yaparsan, o çocuk ölecek." Loic, parmağıyla Pierre’in saldırılarından kaçmaya çabalayan Leon’u işaret etti.
Leon, Arroganz’ın tırpanından kaçınmak için havaya sıçradı, ardından bu devasa makineyle arasına mesafe koymak için aceleyle geri çekildi. Üstü başı toz toprak içindeydi. Arroganz’dan alacağı tek bir darbe bile ölümü demekti. Şimdiye kadar hayatta kalmış olması bile bir mucizeydi.
Noelle elleriyle yüzünü kapattı. "Hayır! Senden nefret ediyorum!"
Loic gözlerini genç kıza dikti. "Eğer fidanı teslim etmeyi kabul ederse onun için işleri yoluna koyarım. Reddederse, Barielle Hanesi suçu Holfort’a atacaktır ve senin yerine bedeli buradaki değişim öğrencileri ödeyecektir. Aileleri de öyle."
Loic’in yüzündeki kararlı ifadeyi gören ve cumhuriyetin soylu sınıfı hakkında her şeyi bilen Noelle, bunun gerçekleşebileceğini çok iyi anladı.
Bu ülke tepeden tırnağa çürümüş.
Ellerini yüzünden çektiğinde yanaklarından aşağı gözyaşları süzülüyordu. Loic’e baktı. Teklifini kabul ederse Leon kurtulacaktı. Reddedecek olursa Loic, o boyun eğene kadar bu tarz oyunlarına devam edecekti.
Sanırım soylu sınıfı karşısında durmak imkansız. Hayır, asıl karşı koyamadığımız şey Kutsal Ağaç.
Ağacın gücü mutlaktı. Noelle çaresizce kadere boyun eğdi.
Yine de Lespinasse Hanesi’nin son üyelerinden biri olarak, bu kini asla unutmayacağım.
Sanki ağacın kendisi de onu asla serbest bırakmak istemiyordu.
Noelle, Loic’in teklifini kabul etmek üzere kendini hazırladı. Ancak daha tek kelime edemeden Louise hızla yanlarına gelip Loic’in suratına okkalı bir tokat indirdi.
"Louise, ne yaptığını sanı— ah!"
Louise bir tane daha patlattı. "Şu sinsi oyunlarından vazgeç artık," diye tükürürcesine konuştu. "Sırf kıza sahip olmak için düelloyu manipüle etmeye çalışacak kadar alçaksın demek. Bir sonraki Barielle Hanesi liderinin böyle davranması gerektiğini mi düşünüyorsun gerçekten?"
"Louise, üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokmaman gerektiğini bilmelisin."
"Ben sadece sana düelloyu sabote etmemeni söylüyorum. Sen öyle istedin diye Pierre’in duracağını falan mı sanıyorsun? Yoksa onun suç ortağı mısın? Eğer öyleyse, seni gerçekten ezip geçerim."
Çevredeki kalabalık da onlara bakmaya başlamıştı. Narcisse de orada olduğundan ve şu an Louise’in yanında yer aldığından, Loic dezavantajlı duruma düşmüştü. Durumu tartan Loic, en güvenli yolu seçerek geri çekildi.
Noelle, "Te-teşekkür ederim," dedi.
"Bunu senin için yapmadım," diye karşılık verdi Louise. "Sadece bu düelloya gölge düşürmesini istemedim. Leon’un bir planı var gibi görünüyor."
Aralarında bariz bir güç farkı vardı ama Leon henüz umudunu yitirmemişti.
Noelle şüphe dolu gözlerle Louise’e baktı. "Neden Leon’un üzerine bu kadar düşüyorsun?"
Louise cevap vermedi.
"Rault Hanesi’nin prensesinin bir değişim öğrencisini savunması yeterince tuhaf zaten," dedi Noelle. "Ama beni Loic’ten kurtarman daha da garip. Benden nefret ediyorsun. Loic ile gitmeyi kabul etseydim bu durum Leon’un savaşına etki etmeyecekti. Soylular eninde sonunda o fidana sahip olacaktı."
Louise kollarını göğsünde kavuşturdu, tırnaklarını etine geçirdi. "Sana hesap vermek zorunda değilim."
Louise’in aklında başka bir plan mı vardı? Hayır, görünüşe bakılırsa Leon’un güvenliği için gerçekten endişeleniyordu. Tek sorun, Noelle’in bunun nedenini bir türlü çözememesiydi.
Mücadele tüm hızıyla sürerken, tribünlere bir uçan motosiklet yanaşıp iniş yaptı. Direksiyonda Jilk vardı, arkasında ise Carla ve Elle oturuyordu. Seyirciler arasında bir gürültü koptu. Jilk sesini duyurabilmek için haykırmak zorunda kaldı.
"Kont Bartfort! Bayan Marie, Bayan Carla’yı ve köpeği kurtardı!"
Carla da arkadan bağırdı: "Lütfen şu adamın canına okuyun!"
Elle de onaylarcasına havladı.
Aşağıdaki arenada bulunan Leon, durumu anladığını belirtmek için yumruğunu havaya kaldırdı.
Dezavantajlı durumda olmasına rağmen Pierre’e doğru vahşi bir gülümsemeyle baktı. "Artık kendimi tutmam için hiçbir sebep kalmadı. Hazır mısın?"
"Birkaç rehineyi kaybetmek hiçbir şeyi değiştirmez!" diye tersledi Pierre. "Aradaki güç farkını göremeyecek kadar aptal mısın?!"
Louise kendi kendine güldü. "Pierre, onu gerçekten çok hafife aldın."
Leon’un sesi tüm arenada yankılandı. "Sana ufak bir sır vereyim. Ben aslında korkağın tekiyimdir."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.