Clarice, başkentteki tahliye merkezlerinden birindeydi. Atlee Hanedanı’na ait özel hava gemilerine sivilleri kendi elleriyle bindirmeye çalışıyordu. Dükalık kuvvetlerinin acımasız saldırılarından dehşete düşen halk, panik içinde gemilere doluşuyordu.
Barikatların ardındaki şövalyeler ve askerler düşmanı durdurmak için çırpınıyor ama başarılı olamıyordu. Hava motosikletlerine atlayan akademi öğrencileri bile çatışmaya dahil olmuştu. Savaşın o korkunç gürültüsü hem karada hem havada yankılanıyordu.
Clarice, kendisini koruyan zırhlı birliğin düşman tarafından yok edilişini çaresizce izledi. Yanındaki siviller uğruna teslim olmayı düşünebilirdi fakat düşman zırhları doğrudan hava gemilerine saldırmaya başlamıştı. Panikle mikrofonu kaptığı gibi bağırdı. "Durun! Bunlar askeri gemi değil! İçeride sadece siviller var!"
Düşman zırhlarından birinden alaycı bir ses yükseldi. "Çok da umurumuzdaydı! Siz krallık yabanileri işlediğiniz suçların bedelini canlarınızla ödeyeceksiniz!"
Clarice dişlerini sıktı. "Bizi suçladığınız caniliklerin aynısını yapmak için bu nasıl bir bahane olabilir?"
Eline baltasını alan zırhlı birlik, geminin metal kaplamasını tek hamlede yardı. Clarice’in üzerindeki tavan çatırdayarak yarıldı. Düşman, gövdeyi zorla açıp içeri doğru uzandı ve kahkahayı bastı. "Burada bir kız var! Üstelik soylu!"
Sırtından aşağı soğuk terler süzüldü. Clarice, savaş meydanında esir düşen kadınların başına nelerin geldiğini çok iyi biliyordu.
Mürettebattan biri, üzerlerine doğru gelen devasa metal ele tüfeğiyle ateş açtı fakat mermiler zırhın plakasından sekti.
"O minik mermileriniz bana sökmez. Şimdi günahlarınızın bedelini bedeninizle ödeyin bakalım!"
Zırhın eli Clarice’i yakalamak üzereyken düşman aniden büyük bir şiddetle hava gemisinden sökülüp fırlatıldı.
Arroganz gelmişti.
Bir eliyle düşman zırhını sımsıkı kavramış, diğer elindeki tüfeği de diğer saldırganlara doğrultmuştu. Saniyeler sonra tetiği çekti. Mermi bir başka düşman zırhının gövdesini delip geçti ve onu yere serdi.
Arroganz’ın avucundaki zırh çırpınmaya başladı. "Bırak beni, seni gidi..."
Arroganz sol elinden yıkıcı bir şok dalgası yaydı, düşman pilotun sesi anında kesildi. Ardından avucundaki enkazı bir kenara fırlatıp yeni rakibini bulmak üzere gökyüzüne süzüldü.
Clarice, Leon’un uzaklaşmasını izlerken derin bir nefes aldı. Az önce kendisini yakalamaya çalışan hurda yığınına baktı. Gövdesinde devasa bir delik açılmıştı. Leon artık merhamet göstermiyordu.
"Demek sonuna kadar gitmeye kararlı," diye mırıldandı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.