İhanetin Bedeli

Fanoss Prensliği’ne yerimizi ispiyonlayan o iki suçlunun tutulduğu, bir zamanlar bana ait olan hücrenin önünde duruyordum. Yarı insan hizmetkarları ise başka bir hücreye kapatılmıştı. Kızlar, Angie’nin diğer takipçilerine yalvarıp merhamet dileniyordu.

“Bekleyin! Bu bir yanlış anlaşılma!”

“Lütfen, save edin bizi!”

Mürettebat, ellerinde silahlarla tetikte bekleyerek etrafımı sarmıştı, her an müdahale etmeye hazırdılar.

Erkek öğrencilerden biri bana dönüp kekeledi. “B-bu işte bir yanlışlık olmalı, değil mi? Yani, bu kızlar küçüklüklerinden beri küçük hanımın yanındalar. Asla ona ihanet etmezler.”

Yere silindir şeklinde bir nesne fırlattım. Kızlar bunu gördükleri an huzursuzca kıpırdanmaya başladı.

“Odalarını didik didik aradık,” dedim.

Hainler bana öfkeyle baktı.

İçlerinden biri, “Seni sapık!” diye bağırdı.

“Sanki size meraklıyım! Hem odalarınızı ben değil, kadın mürettebat aradı.” Üniformalı kadın görevlilere doğru başımla işaret ettim.

İçlerinden biri öne çıktı. “Aslında bunlardan birkaç tane daha bulduk,” dedi. “Ayrıca ellerinde bir talimat listesi de vardı. Ne yaptıklarını çok iyi biliyorlardı.”

Hainler kadına ters ters baktı. “Bunu unutmayacağız. Yanınıza kalmayacak!”

Üniformalı kadınlar korkuyla titredi.

Ayağımla hücrenin demir parmaklıklarına sertçe vurdum. “Kapa çeneni,” diye kükredim hainlere. “Beyninizi şuracıkta patlatmamı mı istiyorsunuz?”

Korkudan titrediler ama Angie’nin erkek takipçilerinden biri omzumu kavradı.

“Çok ileri gidiyorsun! Hanımefendiye ihanet etmiş olsalar bile düzgün bir soruşturma yapılması ger— hey, dur bir dakika!”

Tüfeğimin namlusunu ona doğrulttum. “İçinde bulunduğunuz durumun farkında mısın sen? Angie’nin hepinizden köşe bucak kaçmasının sebebi tam olarak bu işte. Aranızda hainler barındırıyordunuz. Bunun ne anlama geldiğini kavrayabiliyor musun?”

Ne kadar beyinsiz olsalar da, bu asalaklar sonunda içine düştükleri çıkmazı anlamış gibi görünüyordu.

Tüfeğimin dipçiğini çocuğa geçirip onu yere serdim. “Son gününüzü yaşıyormuş gibi savaşın. Kız ya da erkek olmanız fark etmez. Fanoss ile iş birliği yapmadığınızı kanıtlasanız iyi edersiniz. Yoksa...” Hücredeki kızlara öfkeyle bakarak devam ettim, “...sonunuz tıpkı bu ikisi gibi olur. Bunu istemezsiniz, değil mi?”

Angie’nin babası hainlere karşı pek bağışlayıcı olmazdı. Bu aptallar bunu benden iyi biliyordu, bu yüzden hemen kafalarını sallayarak onayladılar.

Gerisini mürettebata bırakıp Schwert’in tutulduğu depoya yöneldim.

Kendi kendime, “Onu çocukluklarından beri tanıyorlardı,” diye mırıldandım, “ve yine de ihanet ettiler öyle mi? Gerçekten inanılmaz. Politika tam bir bataklık. Şimdi Angie’yi gerçekten kurtarmak zorundayım.”

Bu pislikleri kurtarmak için onun feda edilmesine asla izin vermeyecektim.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.