Takvimler yirmi beş aralığı, saatler ise sabah on sularını gösteriyordu.
Yasuko uyandığında Ryuuji’yi mutfak zemininde yığılmış halde buldu. Orada ne kadar süredir yattığını Tanrı bilirdi. Şiddetli bir gribe yakalanmıştı ve vücut ısısı otuz dokuz dereceyi aşmıştı.
Hastaneye yetiştirilip müşahede altına alındığında bile bilinci hâlâ tam olarak yerine gelmemişti. Yasuko’dan haberi alır almaz ortalığı birbirine katarak hastaneye koşan Taiga’nın da gözleri bir garip şişmişti; burnunu çekip duruyordu. Ryuuji iki gün sonra nihayet kendine gelene dek, o Noel arifesinde neler yaşandığını kimse öğrenemedi.
Yılın sonu, geride kalan yaralar ve berelerle işte böyle geldi. Noel kutlamaları, o meşhur temizlik çılgınlığı ve geri kalan her şey, Ryuuji’nin yüksek ateşle kavrulan zihnindeki sayıklamalara karışıp eriyip gitti.
“Ve sonra... Bir samuray diriltme ayini yaptım...”
“Ryuu-caaan, kendine gel! Bizi bırakma!”
Annesinin feryatları fonda yankılanırken, Ryuuji’nin kaynama noktasına ulaşan beyni, anlaşılmaz hezeyanlar kusmaya devam ediyordu.
“Taiga’yla beraber öldürücü ışın kullanacağız, bi-bi-bi, bi-bi-bi... Bu dünyayı yok etmek istiyorum... herhalde... Ama babam perde arkasından iş çeviriyor, maskesini çıkardığında altından Kushieda’nın yüzü çıkıyor... Neden, neden Kushieda? Sen de nesin böyle? Evde kalmış kız kurusunun da kırmızı kader ipliği koptu, kıskançlıktan gitti... bir rezidans dairesi satın aldı...”
Alevlerin uçuştuğu o büyülü dünyada, Ryuuji elinde bir kılıçla bir şeylere karşı savaşıyordu. Havaya sıçrıyor, gölgeleri yarıp geçiyor ve özel hamlelerinin isimlerini haykırırken, kalbinin derinliklerinde bir yerlerde hala aynı şeye hayıflanıyordu: “Bu yıl o kaba saba çöp yığınlarını atamadım!”
“Üst düzey bir... kılık değiştirmeydi...”
“Kendine gel be pısırık!”
Küçük bir el suratına çift tokat aşketti. Annesi sevinçle bağırdı: “Aman Tanrım, gözlerini biraz araladı!”
“Dur, canım yanıyor,” demek istedi ama kelimeler diline dolanmadı. Ryuuji sadece, tek bir amaca odaklanmışçasına, o hayal dünyasındaki düşmanlarını anlamsızca doğramaya devam etti.
Ah, hiç eğlenceli değil bu. Zerre kadar keyif almıyorum.
Gözlerini açsa bile, neye bakacaktı ki?
Bu gece göğündeki yıldızlar zaten çoktan infilak edip yok olmuştu.
Ve sonra, karanlık her şeyi yuttu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.