Ekose gömlekli, hareketli görünen o kıza Futaro headlock yaptı.
"Hadi, Takebayashi! Okul gezisi olmasına rağmen sıkıcı şeyler söyleme, sen de katıl!"
Takebayashi'nin kafasını kolunun altında tutarken, yumruğuyla yanağını ovuşturdu. Uzun zamandır ilk defa bir geziye çıktığı için Futaro'nun keyfi tavan yapmıştı.
"Ah, elden bir şey gelmez ki."
Takebayashi acı acı gülümseyerek Futaro'nun kolunu bıraktı ve koridorun karşısındaki koltukta oturan, gözlüklü çocuğun yanına dikildi.
"Bunun yerine, Sanada-kun'u da davet et. Biz beş kişilik bir grubuz sonuçta."
"Eh... Bana gerek yok."
Matematik alıştırma kitabıyla ders çalışan Sanada, çekingen bir tavırla konuştu.
"Sen... Matematik alıştırma kitabı mı? Tam tersine aptal mısın sen!"
Ciddiyet taslıyor bir de. Sinirlenen Futaro, alıştırma kitabını kapıp fırlattı.
"Gereksiz şeyleri atın gitsin! Bana sadece bu yeter!"
Futaro gururla kamerasını doğrulttu. İlkokul öğrencisinin taşımasına yakışmayacak, profesyonel bir DSLR dijital kameraydı.
"Vay canına, harika!" "Çok havalı!"
Sınıf arkadaşlarından övgüler alınca iyice havaya girdi.
"Babamın iş aletlerinden aşırdım bunu! Ne dersin Takebayashi! Seni de çekeyim..."
Gururla söylemeye başlamıştı ki Futaro sözünü yuttu. Takebayashi, Sanada'ya sokulur gibi yere saçılmış matematik alıştırma kitaplarını topluyordu.
"O ikisi çocukluk arkadaşıymış."
Aynı gruptaki bir kız, istemediği halde ona anlattı. Evleri yakınmış, aileleri de iyi anlaşıyormuş. Ailecek gezilere gidecek kadar yakınlarmış...
"İkisi de sınıf temsilcisi, ne kadar da yakışıyorlar birbirlerine."
Futaro, keyfinin hızla düştüğünü hissetti.
Kyoto Tren İstasyonu'na vardıklarında, gruplara ayrılarak serbest gezmeye başladılar.
Futaro kamerasını doğrultmuş, aynı gruptaki dört kişinin arkasından yürüyordu. Takebayashi'ye yakınlaştırdığında, vizörde Sanada ile keyifli keyifli sohbet eden profilini gördü.
Klaş! Deklanşör sesini duyan Takebayashi, durup arkasına döndü.
"Futaro, fotoğraf çekmeyi bırak da gel artık."
"Ah, evet..."
Kamerayı indirdi ve isteksizce yürümeye başladı. Takebayashi açık sözlü bir karaktere sahipti; çalışkan bir öğrenci olmasına rağmen, yaramaz Futaro'nun hallerine bile ayak uydururdu.
Erkekler arasında, Takebayashi ile en iyi kendisinin anlaştığını sanıyordu oysa...
"Ah...! Ayy, çok acıyor...!"
Futaro aniden karnını tuttu ve iki büklüm oldu.
Önde yürüyen dört kişi şaşırarak arkalarına döndü, Takebayashi "Ne oldu?" diye sordu.
"Aniden karın ağrısı tuttu... Bağırsak piçi, ne de güzel iş çıkarıyor... Tuvalete gidip geliyorum, siz önden gidin..."
Takebayashi bekleyeceğini söyledi ama uzun süreceği için reddetti. Diyebiliriz ki, Futaro pişti oyunundaki piçti. Beş kişinin beş kartından çıkarılması gereken, Futaro'nun kartıydı.
Gereksiz şeyleri atın gitsin!
Gökyüzüne tükürmüş gibi, kendi sözleri kendine geri dönüyordu.
"...Benim işte."
Futaro tek başına, tren istasyonu önündeki merdivenlere oturup iç geçirdi. Eli boş kalınca, DSLR kamerasını doğrulttuğu sırada...
"Hey! Şimdi beni çektin değil mi!"
Yakından histerik bir ses geldi. Kamerayı indirip baktığında, Gothic Lolita tarzı giyimli bir teyze, korkunç bir ifadeyle Futaro'ya yukarıdan bakıyordu.
"Ha? Ne var teyze..."
"Gizlice fotoğraf çektin! Gizlice fotoğraf çektin! Benim gizlice fotoğrafım çekildi!"
Gothic Lolita teyze kollarını deli gibi sallayarak yüksek sesle bağırmaya başladı.
"Y-yapmadım!"
"Ne oldu?"
Devriye gezen iki polis memuru, gürültüyü duyup olay yerine geldi.
Polis...! Futaro irkildi. Ne de olsa, okul gezisinde tek başına dolaşıyordu. Kaybolmuş ya da en kötü ihtimalle, suçlu bir çocuk olarak gözaltına alınabilirdi...
"Benim cazibeme kapılan bu çocuk tarafından gizlice fotoğrafım çekildi! Tutuklayın onu, tutuklayın!"
Gothic Lolita teyze polis memuruna hışımla konuştu.
"Yapmadım!" Futaro çaresizce itiraz etti.
Genç polis memuru, "Sakin olun, sakin olun." diyerek Gothic Lolita teyzeyi yatıştırdı.
"Anladım, o zaman kamerayı kontrol edelim. Kusura bakma ama ödünç verir misin?"
Orta yaşlı polis memuruna isteksizce kamerasını uzatacakken, Futaro şaşkınlıkla elini durdurdu. Kameranın içinde, hızlı tren peronunda ve vagonunda çekilmiş, Takebayashi'nin birçok fotoğrafı vardı. İşte bu, gerçek bir gizli çekimdi.
"Hım? Ne oldu?"
"Hayır... şey..."
Yoksa ben tutuklanacak mıyım? Böyle bir şey olursa babam beni öldürür—
Hava atmak yerine, keşke Takebayashi'lerle gitseydim. Futaro ter içinde gözlerini kaçırırken, aniden neşeli bir ses duyuldu.
"O kişi masum. Ben gördüm."
Arkasına döndüğünde, merdivenlerin birkaç basamak yukarısında, açık pembe kolsuz bir elbise giymiş, uzun saçlı bir kız duruyordu. Kimdi bu...? Şaşkınlıkla yukarı bakan Futaro'ya, o kız ters ışıkta, onu rahatlatırcasına gülümsedi.
O sırada aniden, sokak köşesindeki büyük ekranda bir haber akışı başladı.
'Acil haber! Tanımlanamayan bir uçan cisim Japonya semalarında belirdi!'
Telaşlı bir spiker. Ardından parazitli bir görüntü ekrana yansıdı.
'Bizler Shogi Uzaylılarıyız. Japonya'nın en güçlü shogi oyuncusu, Dünya'yı ortaya koyarak bizimle kapış!'
Shogi'deki "Kral" taşına benzeyen yüzü olan uzaylı, meydan okumasını fırlattı.
Çok geçmeden Japonya takımadalarından, Güm! diye bir patlama yükseldi.
Tüm insanlığın kaderini belirleyecek bu mücadelede, Japonya'nın en güçlü shogi oyuncusu yenilgiyi tattı...
"İşte böylece, benim okul gezim sona erdi."
Tümüyle uydurma bir hisle anlatmayı bitirip, mırıldanarak yan yattı Futaro.
"Ne demek bu!" Ciddiyetle dinleyen Itsuki, şiddetle itiraz etti.
"Tam da orayı dinlemek istemiştim, ama çok baştan savma bitti! Dünya'ya ne oldu!?"
O taraf mıydı yani. Futaro Itsuki'ye sırtını döndü ve omuzlarına kadar futonuna sarıldı.
"Konuşacağımı söylemedim. Daha doğrusu, konuşmak istemiyorum. Biraz dinlediğim, geçen seferin teşekkürüdür..."
Sertçe söyleyip gözlerini kapattı. Geçen seferin teşekkürü, Raiha'nın bakımı yüzünden kamp otobüsünü kaçıran Futaro'yu beşizlerin arabayla almaya gelmeleriydi.
"Pek anlaşılmadı ama... Eski senle şimdiki senin çok farklı olduğunu anlıyorum."
Itsuki hafifçe gülümsedi ve Futaro'ya yumuşak bir bakış attı.
"O kızla tanışman mı seni değiştirdi?"
Futaro irkildi. Yine o kızın sesi duyuluyordu.
Vay canına, tılsım diyorlar! Hadi alalım!
O, Kiyomizu Tapınağı'nın idari ofisinin önüydü.
Neden peşimden geliyorsun! Git başımdan!
"Ben de değişebilir miyim acaba..."
Biraz hüzünlü Itsuki'nin sesiyle kendine gelen Futaro, sadece gözlerini arkaya çevirdi.
"Eğer yapabilirsen... değişmeme yardım etmeni isterim..."
Futaro cevap vermedi, bakışlarını geri çevirdi ve tekrar anılarına daldı.
Birini arıyorsun değil mi? Ben de.
Tek başıma yapabilirim! Başkasını bul!
Futaro soğukça sırtını döndü. Az önce yardım edilmiş olması onu utandırmıştı.
— Başka kimse olmaz. İkimiz de yalnızız, hadi arkadaş olalım!
Geri dönen Futaro'ya, o kız söyledi.
— Bana sen lazımsın!
"Siz, bize lazımsınız."
Hafızasındaki o kızın sesiyle, şimdi orada duran Itsuki'nin sesi birleşti.
Futaro'nun zihninde, iki küçük çocuğun sesi yankılandı.
— Hey! Hadi fotoğraf çektirelim!
— Hey! İzinsiz dokunma!
Öğrenci kimliğinin arasına sıkıştırılmış olan, o kızla çekildiği ikili fotoğraf, işte o zamanki fotoğraftı.
Futaro yavaşça yatağında döndü ve Itsuki'ye şaşkınlıkla baktı.
"…! Bana bakmayın lütfen…"
Itsuki, yüzünün önünde ellerini açarak Futaro'nun bakışını engelledi.
"…Benden ders alarak bir şeyler değişir mi sanki? Ortalaman 29.6 puan."
"Bir şeyler yaparım! Yapabileceğim her şeyi yaparım."
Bunu söylerken, Itsuki hışırtılarla eteğinin cebini kurcaladı.
"Bakın. Eskiden sahip olduğum bir tılsımı çıkardım!"
Göğsünü gererek uzattığı şey, kırmızı bir rulo biçiminde, akademik başarı tılsımıydı.
"Tanrı'ya mı havale ettin işi…"
Şaşkınlıkla tılsıma bakarken, Futaro birden hatırladı.
'Demek o kız da benzer bir şeyler almıştı… Aptalca, bir sürü… Hatta beş tane…'
Futaro gözlerini kocaman açtı ve yataktan hızla doğruldu.
"Onu nerede aldın!?"
"Ş-şu mu? Aldım mı hediye mi edildi, pek hatırlamıyorum ama sanırım… Kyoto'da, beş yıl önce…"
Itsuki de fark etti, nefesi kesildi.
Futaro, "…O da ne…" diye yarı boş bakışlarla mırıldandığında—
"Ah, Itsuki! Ne iş, buradaymışsın!"
Hastane odasının kapısında Yotsuba belirdi. Ichika, Nino ve Miku da sıraya dizilmişti.
"Boşuna yerlerde aradık seni." dedi Ichika.
Miku, Nino'ya, "Beşimiz de tamamız, bu sefer gidiyoruz artık." diye son sözünü söyledi.
"Höh… Itsuki, ben kararımı verdim! Sen de benimle geliyorsun!"
Pes eden Nino, hastane odasına girip Itsuki'nin kolunu tuttu ve çekip götürdü.
"B-bekleyin!"
Beşizler, cıvıl cıvıl konuşarak bir kasırga gibi oradan ayrıldılar.
Hastane odasında yapayalnız kalan Futaro, beşizlerin yok olduğu kapı eşiğine bakıp bir süre dalgın dalgın durdu. …Beş yıl önce… Kyoto… Dudaklarını sıktı.
'Tesadüf, değil mi…'
Ve ertesi gün, cumartesi öğleden sonra, Nakano ailesinin oturma odasında yaşananlar—
"Taburcu olur olmaz, bu da neyin nesi?" Itsuki'nin şaşkın sesi.
"Birden ne oldu?" "Aynı saç stilini yapmamızı istiyor…"
Ichika ve Miku da şüpheyle bakıyordu.
Futaro, yan yana dizilmiş beşizleri, tam karşılarından dikkatle süzüyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.