Seçim Anı

Süslemeler, tabelalar ve el ilanları kaldırıldıktan sonra okul biraz sönük görünüyordu; koridorlar ve sınıflar eski hallerine dönmüştü.

Temizliği bitirince, öğrenci konseyi okul festivalinin resmen sona erdiğini duyurmak için tüm öğrencileri topladı.

“Kapanış partisi spor sahasında yapılacak. Herkes davetli, gelip dans edebilir.”

Geçen seneki duyurunun aynısıydı.

Temizliği bitirdikten sonra Torigoe, Himeji ve Fushimi bana hiçbir şey söylemedi.

“Kimi seçsem acaba?” Deguchi etrafımızdaki kızları dikkatle süzüyordu.

“Dans partisine gitmek, resmen sevgili olduğunuzu ilan etmek gibi bir şey değil mi?”

“Aynen öyle,” diye yanıtladı.

Deguchi’nin daha önce belirli birinden hoşlandığından bahsettiğini hiç duymamıştım.

“Tamamdır, kararımı verdim,” dedi. “Torigoe…”

“Elbette… Dur bir dakika! Ondan mı hoşlanıyorsun, Deguchi?”

Şaşırıp kaldım.

“Şey, ondan hoşlanmıyor değilim. Hem eğer evet derse, bu da onun beni sevdiği anlamına gelir! Kaybedecek neyim var ki!”

Hiç düşünmemişsin ki bunu.

Ona kızmam gerekirdi ama Deguchi bir şekilde bu tür davranışları bile çekici göstermeyi başarıyordu.

“T-Torigoe!” Deguchi onu görür görmez yanına koştu.

O geldiğinde Torigoe, Fushimi ve Himeji ile birlikteydi. Torigoe gözünü bile kırpmadan ona bir şeyler söyledi. Toplamda on saniye sürmüştü ve Deguchi omuzları düşmüş bir halde spor salonundan dışarı sendeledi.

Yalnızca o değildi. Etrafımızda dizlerini kucaklamış, yenilmiş askerler gibi dağılmış başka öğrenciler de vardı.

Dans partisi başlamadan on beş dakika vardı daha. Spor sahasını spor salonundan görebiliyordum. Öğrenci konseyi ses sistemini test ediyordu.

Spor salonundan çıkıp boş sınıfa geri döndüm. Dans partisine katılmayan herkes zaten gitmişti. Okul çantalarının olmamasından anlamıştım.

Himeji’nin ve Torigoe’nin çantaları hâlâ oradaydı ama Fushimi’ninkini bulamadım.

Sonra Fushimi’nin hiç buluşma yeri belirlemediğini hatırladım.

Onu aramayı denedim ama cevap vermedi. Sınıf saatine göre beş dakika kalmıştı. O an aklıma bir şey geldi.

Eğer çantası sınıfta değilse…

O zaman belki…

Koridorda koştum, iç mekân ayakkabılarımı fırlatıp spor ayakkabılarımı hızla giydim ve dışarı fırladım.

Eve giden öğrencilerin arasında onu aradım ama göremedim.

Belki de buluşma yeri belirlemeyen bendim. Onun belirleyeceğini varsaymıştım sadece.

Nefesimi düzenlemeye çalışırken onu tekrar aradım ama yine açmadı.

İstasyona koştum. İnsanlar bana tuhaf tuhaf bakıyordu ama umurumda değildi.

Eve mi gitti acaba?

“Affedersin, Fushimi’yi gördün mü?” diye sordum yanından geçtiğim bir sınıf arkadaşıma ama başını sallayarak olumsuz yanıt verdi.

Aceleyle okula geri döndüm; kapanış partisi zaten başlamıştı.

Başka biriyle mi acaba?

Bu düşünceyle göğsümde bir yanma hissettim. Hızla spor sahasını kontrol ettim ama o orada yoktu.

“Hina’yı mı arıyorsun?” Etrafa bakarken Himeji’nin gözleri benimkilerle buluştu.

“Onu gördün mü? Bulamıyorum.”

“Buluşma yeri belirlemediniz mi?” İçini çekti. “İkiniz de ne baş belasısınız.”

“Himeji.”

Adını söylediğimde Himeji’nin sakin ifadesi gerildi.

“…Efendim?”

“Üzgünüm.”

“…Biliyorum.” Yüzündeki gerginlik gitmese de gülümsedi. “Onu aramayı denerim. Bir şey öğrenirsem sana söylerim.”

“Teşekkür ederim,” dedim ve aramaya devam etmek için koşarak uzaklaştım.

Beni bir yerde mi bekliyordu? Eğer hâlâ okuldaysa, neden telefonu açmıyordu ki?

Yukarıda bir pencerenin açıldığını duydum.

“Takamori!”

Torigoe’ydi. Beni etrafta dolanırken görmüş olmalıydı.

“Hiina orada!” Arka kapıyı işaret etti. “Sanırım eve gidecek! Çantası yanındaydı ve ona seslendim ama beni duymazdan geldi!”

Öğrenciler arka kapıdan da çıkabilirdi. Ama biz hep ön kapıdan eve giderdik. Onun için oldukça dolambaçlı bir yol olurdu.

Peki neden?

“Bence onu seçmeyebilirsin diye korktuğu için kaçıyor!”

Kaçıyor mu…? Belki de öyleydi.

Tam yola koyulacaktım ki durdum.

“Torigoe!”

“H-hadi git artık! Hiçbir şey söyleme! Öğğ… Ne aptalsın sen! Geber zaten! Sonunda tek umursadığın şey dış görünüş!”

Bu alışılmadık çıkışın ardından pencereden kayboldu.

Arka kapıdan çıktım ve istasyona giden uzun yoldan koşmaya başladım.

Sonunda onu buldum. Bir telefon direğine yaslanmış oturuyordu.

“…Telefonu açsana,” dedim, nefes nefese.

Fushimi başı öne eğik, ayak parmaklarına bakıyordu.

“Kapanış partisi bitti mi?” diye sordu.

“Daha yeni başladı.”

“Anladım. Shii ile gitmiyor musun?”

“Hayır.”

Torigoe özel bir arkadaştı.

Yapayalnız olduğum zamanlarda bana destek olmuştu. Onunla öğle yemeği yediğim zamanlar, sanki nefes alabildiğim tek anlardı.

Onun yanında rol yapmak zorunda kalmıyordum. Havalı görünmeye çalışmıyordum. Başkalarına gülmek zorunda değildim ve kimse de bana gülmüyordu. Sadece kendim olabiliyordum. Kendi de dediği gibi, başka bir hayatta, o günlerde bana çıkma teklif etseydi, belki de hemen o an evet derdim.

Hâlâ aşkı anlamıyordum ama o, denemek istememi sağlayacak kadar özeldi. İtiraf etmesine rağmen bunu yapmamamın nedeni ise…

“Ai ile gitmiyor musun?”

“Hayır.”

Dolaylı sorularından sıkılmıştım.

“Senin için buradayım,” dedim.

Fushimi yavaşça başını kaldırdı, ifadesi belirsizdi.

“Ve sözümüzü tutmak için kendimi mecbur hissettiğimden değil,” dedim, o daha konuyu açamadan.

Himeji benim özel çocukluk arkadaşımdı.

İyi ya da kötü, girişken biriydi; işleri hallederdi ve sağlam bir karaktere sahipti. O kadar harika bir insandı ki benim gibi biriyle arkadaş olmak istemesi bana garip geliyordu.


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.