Yıldızların Altındaki Sözler

"Ne, gökyüzü gözleminden önce mi gidiyorsun!"

Ai-san’ın şaşkınlık dolu sesi kulüp odasında yankılandı.

"Evet, özür dilerim ama hava kararmaya başladı. Teruno’yu tek başına göndermek içimi pek rahat ettirmiyor."

"O zaman gözlemi yapıp öyle dönelim! Teruno-chan, sen de okulun çatısında abiciğinle beraber yıldızları izlemek istersin, değil mi?"

"Şey, evet."

"Ai, kızı fazla sıkıştırma. Teruno-chan da zor durumda kalıyor."

"Ama o kadar hazırlık yapmıştık..."

"Affedersiniz..."

"Şey, özür dilerim Teruno-chan, senin suçun değil."

Kulüp odasında hüzünlü bir hava hakimken aniden bir kapı tıklatıldı.

"Girebilir miyim?"

"Ha? Evet, buyurun."

"Müsaadenizle."

"Yuasa Sensei."

İçeri giren kişi; benim, Shimizu-san’ın ve Seto-san’ın sınıf öğretmeni, aynı zamanda astronomi kulübünün danışmanı olan Yuasa Sensei’ydi.

"Beşiniz de buradasınız... A? Sen de kimsin? Bizim okulun öğrencisi değilsin sanırım?"

"Şey, ben..."

Soru karşısında Teruno, öğretmenin aniden ortaya çıkışıyla gereğinden fazla telaşlanmıştı.

"O durumu ben açıklayayım."

"Anladım, ben buradayken bu çocuk korkuyor sanırım, koridorda konuşalım mı?"

"Peki."

Böylece Yuasa Sensei ve Yosuke-san koridora çıktılar.

"Doğru ya. Vakit çoktan gelmiş."

"Yosuke-san halledebilecek mi dersiniz?"

"Endişelenme, Yosuke durumu öğretmene güzelce açıklar."

Ai-san, Yosuke-san’a tam bir güven duyuyor gibiydi.

"Yani, Ai’nin açıklamasından yüz kat daha iyidir."

"Kesinlikle."

"Gençler, bana biraz daha güvenebilirsiniz, biliyorsunuz değil mi?"

"Sırıtarak."

"Burnundan mı güldün sen?!"

"Her neyse, en nihayetinde öğretmenin kararına uymaktan başka çaremiz yok."

"Haklısın."

Ya gözlem iptal edilirse ne yapacaktım? Ben bunları düşünürken Yosuke-san kulüp odasına geri döndü.

"Hoş geldin Yosuke. Durumlar nasıl?"

"Ben geldim. Sadece bugün okula geldiğimden beri neler olduğunu sordu. Yuasa Sensei’nin yapacak bir işi varmış sanırım, birazdan dönecekmiş."

"Anladım. Gözlemi yapabilecek miyiz?"

"Bir sorun çıkacağını sanmıyorum. Yuasa Sensei de gözlem saatine kadar döneceğini söyledi."

Yosuke-san’ın sözlerini duyunca içten içe rahatladım. Ara sınavlardaki onca çabamız boşa gitmeyeceği için mutluydum.

"Abiciğim özür dilerim... O kadar hevesliydin ama benim yüzümden..."

Teruno, benim gözleme katılamayacak olmam ihtimalinden dolayı kendini suçlu hissetmeye devam ediyordu. Morali bozulan Teruno’nun başını okşadım.

"Takılma buna. Bugün astronomi kulübündekiler sayesinde fazlasıyla eğlendim zaten."

"Hondo..."

"Hey, giriyorum."

Birkaç tıklatmadan sonra kapının ardındın Yuasa Sensei’nin sesi duyuldu.

"Gelebilirsiniz~"

Yuasa Sensei, her zamanki nazik ifadesiyle odaya girdi.

"Kusura bakmayın, beklettim."

"Sorun değil de, gözlem işi ne olacak?"

"Ondan önce, Hondo-kun, bir bakabilir misin?"

"E-evet."

Aniden adım seslenilince biraz irkildim.

"Herkesle birlikte gözlem yapmak istiyor musun?"

"Şey, istiyorum ama Teruno’yu eve götürmem lazım..."

"Ben sana sadece yapmak isteyip istemediğini soruyorum?"

Yuasa Sensei’nin amacını anlayamasam da, bu basit bir tercih meselesiyse tek bir cevabım vardı.

"...Gözlem yapmak istiyorum."

"O zaman güzel."

"Efendim?"

"Az önce babanla telefonda görüştüm. Teruno-chan’ı eve arabayla benim bırakmam şartıyla, ikinizin de gözleme katılmasına izin verdi."

Demek az önce ortalıkta olmamasının sebebi buydu.

"Ben de mi kalabiliyorum?"

"Aslında yasak tabii. Ama bugün artık başka öğrenci veya öğretmen kalmadı. Eğer siz de aramızda tutarsanız bir sorun çıkmaz. Gizlice hep beraber izleyelim gitsin."

"Yuasa Sensei..."

"Sensei, siz de az değilsiniz hani."

"Öğrenci Konseyi Başkan Yardımcısı’ndan bunu duymak beni zora sokar. Normalde böyle şeyler yapmam ama neyse."

"Teşekkürler Yuasa Sensei."

"Kuralları çiğneyip Öğrenci Konseyi Başkanı Sakada-kun’dan teşekkür alacağımı hiç düşünmezdim. Ah, Teruno-chan’ı mümkün olduğunca çabuk eve bırakacağıma dair Hondo-kun’un babasına söz verdim, o yüzden hemen çatıya çıkalım."

"Tamam!"

"Ooo! İşte hayallerimi süsleyen gece vakti okul çatısı!"

Kulüp odasından çıktıktan birkaç dakika sonra okulun çatısına adımımızı atmıştık.

"Çatı kapısına kadar gelmiştim ama içerisi gerçekten bambaşka bir hava veriyormuş."

Ai-san ve Yosuke-san, normalde girilmesi yasak olan çatıya çıktıkları için gözle görülür şekilde heyecanlanmışlardı.

"Siz asıl amacımızı unuttunuz mu? Bugün buraya yıldızları izlemek için geldik."

"Shimizu haklı."

Shimizu-san ve Seto-san, üst sınıftaki o ikisinden çok daha sakinlerdi.

"Pekala, gözlem vakti başladı. İstediğiniz gibi takılabilirsiniz ama tehlikeli olduğu için tellere fazla yaklaşmayın."

"Tamam!"

Gece gökyüzüne baktım. Şehir ışıkları olmasaydı herhalde çok daha fazla yıldız görünecekti. Yine de gökyüzü, saymaya kalkışmayacağım kadar çok yıldızla kaplıydı.

"Böyle bir gökyüzüne uzun zamandır alıcı gözle bakmamıştım herhalde."

Ne ara yanıma geldiğini fark etmediğim Yuasa Sensei yanımda duruyordu. Ona sormak istediğim bir şey vardı.

"Sensei, neden babamı arayıp izin almak için bu kadar uğraştınız?"

"Çünkü astronomi kulübündeki herkes çok çabaladı. Bu gözlemi yapabilmek için ara sınavlara ne kadar asıldığınızı biliyordum. Emeklerinizin karşılığını almanız için size biraz yardım etmek istedim. Ayrıca Hondo-kun, sen de benim değerli öğrencilerimden birisin."

"...Gerçekten çok teşekkür ederim."

"Teşekkür etmene gerek yok. Madem kız kardeşinle beraber katılabildin, tadını çıkar."

"Peki!"

"Bunu da sana bırakayım."

Yuasa Sensei’nin cebinden çıkarıp bana uzattığı şeyi aldım. Bu çatının anahtarıydı.

"Ben yıldızların tadına yeterince vardım, kulüp odasına dönüyorum. Gerisi sana emanet."

Bunu söyledikten sonra Yuasa Sensei oradan ayrıldı.

'Şöyle bir bakınca, aslında ne kadar da güzelmiş.'

Yıldızları izlemek için gökyüzüne en son ne zaman bakmıştım? Bunu düşünürken sırtımda bir hareketlenme hissettim. Refleksle arkama döndüğümde Ai oradaydı.

"Ne o öyle alacakaranlık havasına girmişsin Kei-san. Gece oldu bile!"

"Bırak da yıldızları huzur içinde izleyeyim."

"Öyle yapmanı canıgönülden isterdim ama bugünkü amacımızı unuttun mu?"

"O..."

Hondo ile unutulmaz bir anı biriktirmek. Bugünkü hedefim buydu.

"Böyle giderse sadece yıldızlara bakıp günü bitireceğiz."

"Ne yapmamı bekliyorsun peki?"

"O işi bana bırak. Ara sınavlardaki sözümüzü unutmadım. Şimdi yavaş yavaş Daiki-kun dışındakilerin kulüp odasına dönmesini sağlayacağım, en sonunda sen ve Daiki-kun baş başa kalacaksınız."

"Hondo da bu kadarından sonra durumu fark etmez mi?"

"Merak etme! Daiki-kun yıldızlara bakmaya fena daldı, dünyadan haberi yok."

Hondo tarafına baktığımda, gerçekten de kimseyle konuşmadan tek başına gökyüzünü seyrediyordu.

"Senin için sorun olmayacak mı?"

"Neyden bahsediyorsun acaba?"

"Geçiştirme beni. Sen de Yosuke'yle baş başa kalmak istemiyor musun?"

Ai ve Yosuke ikinci dönemin sonunda Astronomi Kulübü'nden ayrılacakları için önlerindeki bu az sayıda fırsatı iyi değerlendirmek istiyor olmalılar.

"Yani, gece vakti çatıda Yosuke ile romantik bir an yaşamaya pek hayır demezdim ama aynı derecede Kei'nin aşk yolculuğunu da desteklemek istiyorum. Sen ikinci sınıfa geçtiğinden beri ne kadar çabaladığını yakından gördüm sonuçta."

"...Sonra pişman olursan karışmam bak."

"Asla pişman olmam. Hem ben bundan sonra da Yosuke'ye tam gaz asılmaya devam etmeyi planlıyorum."

"...Teşekkürler."

"Ha? Bir daha söyle. Teşekkür ne dedin?"

"O kadarını söyledikten sonra duymamış olman imkansız!"

"Şaka yapıyorum, şaka. Madem bir kere söz verdim, bu görevi tamamlayacağım. Kei, sen Daiki-kun'la baş başa kaldığında ne yapacağını düşün şimdiden."

Bunu söyleyen Ai yanımdan uzaklaştı.

"O herifle baş başayken ne konuşacağım ki ben..."

Kime söylediğim belli olmayan bir şekilde böyle fısıldadım.

"Hey, Hondo."

"Aaa?"

Etrafıma bakındığımda fark etmeden insan kalabalığının azaldığını gördüm. Daha doğrusu, benden başka sadece Shimizu-san kalmıştı. Ben yıldızları izlemeye daldığım sırada herkes bir yerlere gitmiş olmalıydı.

"Shimizu-san, diğerlerinin nereye gittiğini biliyor musun?"

"Önden kulüp odasına döneceklerini söylediler."

"Öyle mi? Hiç fark etmemişim."

"Sende çatının anahtarı var mı?"

"Evet, Yuasa Sensei'den emanet almıştım."

Anahtarı cebimden çıkarıp Shimizu-san'a gösterdim.

"İyi o zaman."

Bunu söyledikten sonra Shimizu-san bakışlarını gece gökyüzüne çevirdi. Ama hemen ardından tekrar kafasını bana doğru döndürdü.

"Bakışların rahatsız ediyor."

"Ö-Özür dilerim."

Shimizu-san gökyüzüne bakıyordu ama ben farkında olmadan onun profiline kilitlenip kalmıştım.

"Özür dilemene gerek yok. Söylemek istediğin bir şey mi vardı?"

Farkında olmadan baktığım için söylemek istediğim bir şey... Vardı. Henüz tam olarak söyleyemediğim şeyler vardı.

"Az önce Teruno'yu bulduğun ve onunla ilgilendiğin için teşekkür ederim."

"...Sadece borcumu ödedim. Takılma buna."

"Shimizu-san, çok naziksin."

"Nereden çıkardın bunu şimdi?"

Shimizu-san'ın bakışları gökyüzünden bana kaydı.

"Çünkü benim kendimi borçlu hissetmemem için öyle söyledin, değil mi?"

"O... O senin kendi hüsnükuruntun."

"Öyle mi dersin? Yine de Shimizu-san'ın nezaketi sayesinde her zaman kurtarılıyormuşum gibi hissediyorum."

"...Kendi kendine konuşmaya devam et sen."

Shimizu-san tekrar gece gökyüzüne dönünce ben de gökyüzünü izlemeye koyuldum.

"Yine de Astronomi Kulübü'ne girdiğimden beri çok şey yaşadık, değil mi?"

"Öyle mi?"

"Evet. Hep beraber Animeler hakkında konuşmamız, ara sınavlara çalışmamız... Shimizu-san, senin her gün saç şeklini değiştirmen de Astronomi Kulübü'ne girdikten sonraydı, değil mi?"

"Onu unut gitsin."

Nedense bu konu Shimizu-san'ın pek kurcalanmasını istemediği bir mevzu gibiydi.

"Liseye başladığımda bir kulübe girmeye niyetim yoktu ama şimdi Astronomi Kulübü'ne girdiğim için mutluyum."

"Buna sevindim."

"Teşekkür ederim."

"Neden bana teşekkür ediyorsun ki? Seni davet eden Ai'ydi, girmeye karar veren de sendin."

"Öyle tabii ama kulüpte vakit geçirmenin bu kadar eğlenceli olması Shimizu-san sayesindeydi."

"Ha?"

"Eğer kulübe sadece ben girmiş olsaydım, muhtemelen diğerlerine karşı hep mesafeli ve çekingen olurdum. Kulüpteyken kendim gibi davranabilmemin sebebi her zaman yanımda Shimizu-san'ın olmasıydı."

"Ne... Sen böyle şeyleri hiç utanmadan nasıl..."

Hiç utanmadan dedi ama utanılacak bir şey söylediğimi düşünmüyordum.

"Peki Shimizu-san, senin için nasıldı? Astronomi Kulübü'ne girdiğinden beri eğlendin mi?"

"O şey..."

"Ney?"

"Şey... İşte, biraz eğlenceli olmuş olabilir. Her ne kadar hep gürültülü olsa da."

"Öyleyse sevindim."

Sadece benim eğlenmediğimi bilmek içimi rahatlattı. Nedendir bilinmez ama Shimizu-san ile bu keyifli anları paylaşabilmek beni mutlu ediyordu. Bu duygu tam olarak neydi acaba? Bir gün anlayacağım vakit gelecek miydi?

"Astronomi Kulübü'ndeki herkesle vakit geçirmek güzel ama seninle baş başa olduğumuz bu zamanları da galiba bayağı seviyorum."

Aaa, düşündüğüm şey olduğu gibi ağzımdan kaçıverdi. Sadece ikimizin olduğu bu alana bir sessizlik çöktü. Bugün rüzgar da esmediği için bir an seslerin tamamen kesildiğini sandım.

"Shimizu-san? Bu kadar görmezden gelinmek biraz üzücü ama..."

"Ben de..."

Cümlenin devamını merak ederek gayriihtiyari bakışlarımı Shimizu-san'a çevirdim.

"Ben de seninle vakit geçirmekten nefret etmiyorum."

Hava karanlık olduğu için yüzünü tam seçemesem de gözlerini dikmiş doğrudan bana baktığını hissedebiliyordum. Kalbimin atışının az öncekinden daha hızlı olduğunu fark ettim. İyi ki geceydi. Yoksa yüzümün kıpkırmızı olduğunu kesin fark ederdi.

"Shimizu-san..."

"Y-Yanlış anlama sakın! Sadece nefret etmiyorum dedim o kadar! Altında derin bir anlam falan arama!"

"A-Anladım."

Neyi anlamıştım ki? Aksine, her şey daha da belirsizleşmiş gibi hissediyordum.

Ai-san bizi çağırmaya gelene kadar, aramızda bir kişilik mesafe bırakarak, birbirimize tek kelime etmeden gece gökyüzünü izlemeye devam ettik.

SON SÖZ

"Yanki Shimizu-san"ın ikinci cildini eline aldığınız için çok teşekkür ederim. Ben yazarınız Sokoka. En sevdiğim mevsim sonbahardır (ilkbaharda polen alerjisi, yazın böcek ısırıkları, kışın ise soğuk el-ayak hastalığıyla uğraştığım için). Sizinle tekrar bu şekilde buluşabildiğim için çok mutluyum.

Sizi kahkahalara boğacak muazzam komiklikte bir hikayem olsaydı burada anlatmak isterdim ama ne yazık ki bende o kumaş yok, bu yüzden sadece teşekkürlerimi sunacağım. Birinci ciltten beri "Yanki Shimizu-san"ı takip eden tüm okurlar; ikinci cildi yazabilmem tamamen sizin sayenizdedir. Çok teşekkürler.

Son olarak; takvim yönetimi başta olmak üzere birçok işi üstlenen editörüme, karakterlerin büyüleyici illüstrasyonlarını çizen Hamu-sama'ya, akılda kalıcı tanıtım mangasını ve cilt sonu mangasını çizen Yano Toshinori-sama'ya ve bir kez daha buraya kadar okuyan tüm okurlara tekrar tekrar teşekkür ederim! Bir dahaki sefere kısmet olursa tekrar görüşmek üzere.

E-KİTAP ÖZEL İÇERİĞİ

Sanat Çalışmaları: Taslak & Tamamlanmış İllüstrasyon Koleksiyonu

İÇİNDEKİLER

Kapak Taslak & Tamamlanmış Hali

Renkli Görsel Taslak & Tamamlanmış Hali

İç Çizimler Taslak & Tamamlanmış Hali

Ters Yüz Edilebilir Kapak

Özel İllüstrasyonlar

E-Kitap Özel Çizim İllüstrasyonu

E-Kitap Özel Hikayesi:

Sokoka Sensei'den Yeni Kısa Hikaye: "Shimizu-san ve Tatil Sabahı"

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.