Son Külün Ardından

Çok geçmeden rüzgar kül bulutlarını savurup götürdü. Alacakaranlık, şafak vaktinin o büyüleyici ışıklarıyla bir kez daha aydınlandı... En azından Alacakaranlık'tan geriye ne kaldıysa.

Dehşet Lordu'nun can verdiği uçan kale parçalara ayrılarak durgun suların derinliklerinde kayboldu.

Sular da hareketlenmeye başlamış, güneşin altında ışıl ışıl parlıyordu. Yılan Kral'ın şehri ve onu yerinde tutan bütün o tılsımlar yok olunca, akıntı yavaş yavaş eski gücüne kavuştu.

Yakında bu akıntı her şeyi önüne katıp götürecekti; Alacakaranlık'ın kömürleşmiş harabelerini, şehre saldıran Lekeliler'in leşlerini ve şehri savunanların batan gemilerinin enkazını... Hepsini Kenar'a sürükleyecek, oradan da ötesindeki karanlık uçuruma fırlatacaktı. Ariel'in o korkunç dünyasının en dibine inmeye cesaret eden biri çıkmadığı sürece de bir daha asla bulunamayacak, görülemeyeceklerdi.

Böylece, Alacakaranlık'ın bir zamanlar var olduğuna dair tüm izler, Büyük Nehir'in o durmaksızın akan sularından silinecekti.

Bir sonraki döngü başlayana dek.

Sunny, o gün geldiğinde bunu görecek kadar buralarda kalmamayı umuyordu.

Grup, kale sulara gömülmeden hemen önce Zincir Kıran'a geri dönmüştü. Şimdi ise Alacakaranlık'ın temeli olan o akılalmaz canavarın kömürleşmiş bedeninin yavaş yavaş ufalanıp suya gömülüşünü seyrediyorlardı. O görkemli patlama devasa gövdede çatlaklardan bir ağ örmüştü; şimdi ise bu muazzam kabuğun ağırlığı ve suyun uyguladığı baskı, canavarı yavaş yavaş derinliklere çekiyordu.

Yani... En azından bazıları seyrediyordu.

Bazılarının ise etrafa bakacak hali bile yoktu.

Cassie hâlâ baygındı. Boynundaki derin yarık da dahil olmak üzere tüm yaraları Nephis tarafından iyileştirilmişti ama kör kız henüz uyanma belirtisi göstermiyordu. O kargaşadan sağ çıkmak ve o yıkıcı patlamayı atlatmak bedenini iyice yıpratmış olmalıydı.

Nephis ise uçan geminin kıç tarafında oturmuş, yüzünde donuk bir ifadeyle uzaklara bakıyordu. Tamamen tükenmişti ama bu... Onun Görünüş yeteneğini aşırı kullandığı zamanlardaki klasik haliydi. Sanki içindeki insanlık yanıp kül olmuştu da geri gelmesi için zamana ihtiyacı vardı.

Sunny, bu kez o sürecin eskisinden çok daha uzun süreceğini hissediyordu.

Ki bu da son derece anlaşılırdı. Şehri yok eden ve sokaklardaki her canlıyı küle çeviren o korkunç patlamaya bir şekilde Nephis'in sebep olduğunu zaten anlamıştı.

Sunny detayları bilmiyordu ama onun artık bir Titan olduğunu görebiliyordu. Bu, Ruh Hırsızı ile savaşan tüm Kabus Yaratıkları'nı ve ardından o ayna iblisinin kendisini küle çeviren alevlerin bir sonucuydu. Nephis'in Melez adlı doğuştan gelen yetenek özelliği, alevleriyle can verdiği her varlığın ruh kırıntılarından pay almasını sağlıyordu ne de olsa.

Kendisi de Alacakaranlık'ın çöküşünü izleyecek durumda değildi. Kutsal ağacın gövdesine yığılmış olan Sunny'nin Nephis'ten pek bir farkı yoktu. Kralın Öfkesi'ni kullanmak onu tüketmiş, adeta iliğini kemiğini kurutmuştu. Gözlerini uzak bir noktaya dikmişti, yorgunluktan yüzü kireç gibiydi.

İçinde karmakarışık bir duygu fırtınası kopuyordu ama aynı zamanda bu karmaşayla uğraşamayacak kadar uyuşmuş durumdaydı.

Şimdilik sadece hayatta olduğu için... Hepsi hayatta olduğu için mutluydu.

Düşmanları ise tüm imkansızlıklara rağmen ölüp gitmişti.

Azize, İblis ve Kabus gemiyi koruyor, bir yandan da o piç Mordret fena bir şey yapmaya kalkışır diye gözlerini üzerinden ayırmıyorlardı. Ancak Hiçliğin Prensi, en azından şimdilik müttefiklerine ihanet edecek gibi görünmüyordu. Zincir Kıran'ın içinde dolanıyor, şuna buna merakla bakıyordu.

Eğer Sunny bu kadar bitkin olmasaydı bu durum onu çileden çıkarırdı. Bu herif neyi bu kadar merak ediyordu ki? İkinci Kabus'a giderken gözlerinin arkasına saklandığı sırada burada görülecek her şeyi zaten görmüştü.

Belki de bir şeyi başkasının gözünden görmekle kendi gözünle görmek aynı şey değildi. Doğru ya... Belki de bu Zincir Kıran, gerçek dünyada bıraktıkları asıl gemiyle aynı değildi.

Her halükarda, Mordret şimdilik bir sorun teşkil etmiyordu.

Geriye sadece Effie, Jet ve Kai kalmıştı.

İlk ikisi Alacakaranlık savaşına katılmaktan kurtulmuştu. Cassie, Kara Canavar Kolyesi sayesinde onları Ruh Hırsızı'nın eline düşmekten kurtarmış, ardından o yok edici patlamadan önce kolyeyi şehirden dışarı çıkarmıştı.

Kai ise soru doluydu ama hepsini birden soramayacak kadar kibardı. Zavallı çocuk tamamen şaşkına dönmüş olmalıydı... Aralarında Kabus'un başlangıcı en korkunç olan muhtemelen oydu.

Sonuç olarak üçü korkuluklara yaslanmış, Alacakaranlık'ın kararmış kalıntılarına bakarak kendi aralarında fısıldaşıyorlardı. Kai'nin yüzündeki ifade sürekli değişiyor; bir şaşırıyor, bir donup kalıyor, bir dehşete düşüyordu.

"Şunun haline bak, nasıl da binbir surat takınıyor... Dur bir dakika. Dehşet Lordu'nu öldüren oydu, değil mi? Kahretsin. Kai'nin her ejderha öldürüşü için bir ödül alsaydım... Şimdiye iki ödülüm olurdu... Ne tuhaf..."

Sunny, arkadaşını öldürmeye çalıştığı için özür dileyip dilememesi gerektiğini düşünerek birkaç dakika onun yüzünü inceledi. Kai de onun gölge kabuğunu havaya uçurmuştu, yani... Muhtemelen ödeşmişlerdi.

Her halükarda, bu mesele şu an düşunülemeyecek kadar yorucu ve karmaşıktı. Sunny gözlerini kaçırdı ve tüm dikkatini Zincir Kıran'ın güvertesindeki ahşap desenlerine verdi.

Alacakaranlık'ta her şey ters gitmişti. Başarısız olmuştu... Ama bir bakıma galip de gelmişti. Ruh Hırsızı ölmüştü. Dehşet Lordu da öyle.

Ancak saflarına katmayı umdukları ordu da yok olup gitmişti.

Ve Nephis, Gölge Bağı'nı kullanmıştı.

Sunny'yi delilikten kurtarmak için yapmıştı bunu, ama yine de yapmıştı. Verdiği sözü bozmuştu.

Bir kez daha.

Ve onu kurtarmıştı, yine.

"Tam bir fiyasko."

Yorgun ve kafası karışmış bir halde gözlerini kapattı, başını kutsal ağacın köküne yasladı.

Sadece uyumak istiyordu.

Sorunlar, ne kadar içinden çıkılmaz olursa olsun, yarına kadar bekleyebilirdi.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.