Bağsız

Kim olduğunu söyle.

Sunny'nin gülümsemesi yüzünde dondu. Bedeni de kaskatı kesilmişti. Bir an için kafası tamamen karıştı, Nephis'i doğru duyduğundan şüphe etti. Ancak şüpheye yer yoktu; sesi son derece net gelmişti. Kim olduğunu söyle mi? Ne yapmaya çalışıyordu bu kız, ona böyle soğuk davranarak neyi amaçlıyordu?

Verge'ün o buz gibi kıyılarında yaşananlar yüzünden ona kızgın olmasını anlayabilirdi. Hatta ona kin beslemesini bile. Yine de, onu tanımıyormuş gibi davranmak fazla çocukça değil miydi?

Sunny sakinleşmeye çalıştı ama aynı zamanda kendini kandırdığının da farkındaydı. Nephis ona yabancıymış gibi davranarak öfke kusacak biri değildi... Gerçekten, tamamen samimi bir şekilde onu tanımamıştı. Nasıl... Nasıl olabilirdi bu?

Şey... Yiğidi öldürüp hakkını vermek gerekirse, tepeden tırnağa toz toprak içindeydi. Onu başka biriyle karıştırmak işten bile değildi. Hayır, gerçekten öyle miydi? Başka biri olsa karıştırabilirdi belki ama Nephis asla. Onu çok iyi tanıyordu, kaldı ki üzerindeki zırh da son derece benzersizdi. Oniks Zırh'ı karıştırmanın imkanı yoktu. Sunny ne diyeceğini bilemeyerek duraksadı. Ancak bir şeyler söylemek zorundaydı çünkü Kusur'un yarattığı baskı giderek artıyor, onu cevap vermeye zorluyordu. Benim... Sunny.

Sesi garip bir şekilde çaresiz ve kaybolmuş çıkmıştı.

Neph'in kaşları biraz daha çatıldı. Bağlı olduğun birlik?

Dehşete düşen ve tüyleri diken diken olan Sunny, kaskatı bir sesle cevap verdi:

Tahliye Ordusu, sanırım. Ordu Komutanlığı, özel elçi.

Neler dönüyordu burada?

Neler oluyordu? Sunny akıl sağlığını yitirmenin eşiğinde gezinirken, duygularını yüzüne yansıtmamak için umutsuzca çabaladığı sırada Nephis başıyla onayladı. Bu açıklamayı kolayca kabul etmiş gibi görünüyordu.

Etrafına bakındı, sonra bir şeyler söylemek için ağzını açtı... Muhtemelen neler olup bittiğini, tarihin ne olduğunu ve Güney Çeyreği'nin ne durumda olduğunu soracaktı. Ancak tam o anda yüz ifadesi değişti ve hafifçe yana döndü, sanki uzaktan gelen bir sesi dinliyormuş gibi yaptı. Cassie!

Bir an sonra Nephis ileri fırladı ve ellerini kraterin yamacına daldırdı. O güzel, beyaz kanatları iki yana açıldı ve hafifçe nefesi kesilerek toprağın altından devasa bir alaşım levhayı çekip çıkardı. Levhanın kendisi tonlarca ağırlıkta olmalıydı; üstüne yığılan bunca toprak ve molozun ağırlığı da eklenince, bunu kaldırmak için ancak muazzam bir güç gerekirdi. Fakat Nephis tam da bu tür bir güce sahipti.

Narin bedenini zorlayarak dişlerini sıktı ve yırtılmış alaşımdan oluşan o devasa levhayı yana fırlattı. Levha onlardan bir düzine metre öteye düşerek tüm kraterin sarsılmasına neden oldu ve havaya tozdan bir bulut kaldırdı. Ardından Nephis, aşağıdaki harabelerin içine atladı. Sunny'yi birkaç dakikalığına yalnız bırakarak. Sunny nefes nefese kalmıştı, sanki boğuluyordu. Kader... Hırsız Kuş kaderimi çaldı...

Peki ama kaderinin çalınması ne anlama geliyordu? En basit tabiriyle, o iğrenç yaratığın Sunny'yi bağlayan sayısız kader ipliğini yakalayıp kopardığı anlamına geliyordu. Sunny'yi zincirlerinden tamamen kurtararak. Oysa... O zincirler...

Aynı zamanda Sunny'yi kendisi yapan, onu diğer tüm canlılara ve dünyanın kendisine bağlayan şeydi. Bir keresinde, bir Kabus'un derinliklerindeyken aklından geçen bir düşünceyi hatırladı aniden...

İnsan hayatı boyunca ilerlerken, kendisini başkalarına bağlayan ipler ve bağlar biriktirirdi. Herkesin kaderi birbirine dolanmıştı; herkes bu sayısız bağla, bazısı gelip geçici, bazısı ise derin ve kıymetli olan bu bağlarla dünyaya bağlanmıştı. Sunny de dünyaya bu şekilde bağlıydı.

...Daha doğrusu, eskiden öyleydi. Kaderi yıkmak istediğini... Onun zincirlerinden kurtulmayı arzuladığını haykırırken...

Aslında kendisini bu bağlardan da azat etmek istediğini haykırmış olmuyor muydu?

Ağzı aniden kupkuru kesildi. Geriye doğru bir adım atan Sunny sendeleyerek neredeyse yere kapaklanıyordu. Yüzü bir hayaletinki kadar solgundu.

Ne dilediğine dikkat et.

Dudaklarının arasından inanamayan, hafifçe gülen bir ses döküldü. Ödenmesi gereken bir bedel olacağını bilmeliydi... Hayır, biliyordu zaten. Elbette biliyordu. Ama yine de inatla ileri atılmıştı. Özgürlüğü elde etmek için.

İşte şimdi onu elde etmişti. Kendini özgür kılmıştı. Sadece kaderden değil... Her şeyden. O aşağılık Hırsız Kuş etrafına sarılı kader ipliklerini çaldığında, onun varlığını da kaderin dokusundan söküp atmıştı. Böylece varlığı, dünyanın hafizesinden silinmişti. Kaderi niteliği yok olmuştu. Kabus Büyüsü ile olan bağı kopmuştu. Ve çok daha önemlisi... Gerçek Adı'nı da kaybetmişti. Çünkü Gerçek Adlar, doğaları gereği kişinin kaderine bağlıydı. Nephis'in artık ona hükmedememesinin sebebi de buydu. Doğuştan gelen yeteneği olan Gölge Bağı da dahil olmak üzere, Aspektine dair her şey sapasağlam duruyordu. Kendine layık bir usta bul ve ona Gerçek Adını fısılda. Adını yüksek sesle telaffuz ettiklerinde iradelerine bağlanacaksın ve hiçbir emre karşı gelemeyeceksiniz. Bir gölgenin, hele ki ilahi bir gölgenin bir usta olmadan ortalıkta gezinmesi yakışık almaz.

Gölge Bağı kaybolmamıştı. Sadece Sunny'nin artık bir Gerçek Adı yoktu ve bu yüzden bağın kurulma şartı yerine getirilemiyordu. Nephis ile arasındaki o bağ kopmuştu ve artık hiç kimse onu bir daha asla köleleştiremeyecekti.

Çünkü kaderi olmayan bir varlık, bir Gerçek Ad kazanamazdı. Sunny artık gerçekten ve tamamen özgürdü.

Ama ne pahasına?

Varlığına dair tüm anılar dünyadan silinmişti. Ne... Ne dilediğine... Ne dilediğine dikkat et...

Sunny yere yığıldı ve başını kaldırıp uğuldayarak yağan kılıç selinde boğulan gri gökyüzüne baktı. Bir süre sonra, korkunç bir gülümseme yüzünü keskin bir yarık gibi ikiye böldü. Kesik bir nefes alarak acı acı güldü ve fısıldadı:

...Özgürüm.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.