Güneş batmadan önce, ölü Hükümdar'ın sadık köleleri efendilerinin sonunu kabullendi. Rain, sayısız elin bir an duraksayıp ardından ölü ucube et parçalanana dek onu tırmalamasını karanlık bir ifadeyle izledi.
Ceset beklediğinden çok daha çabuk dağılacak, o canavar ellerin serbestçe ortalıkta gezinmesine imkan tanıyacaktı. Bu gerçekleştiğinde o el sürüsünden mümkün olduğunca uzakta olmak istiyordu. Çok geçmeden Tamar'ın sedyesini çamurun içinde tekrar çekmeye başladı. Önceden bu iş işkence gibi zor ve bitiriciydi... ama şimdi Rain en ufak bir zorlanma hissetmiyordu. O kadar kolay geliyordu ki, geçmişte harcadığı çabaların acılığı gözüne bir şaka gibi göründü.
Bir Uyanmış olduğu gerçeğine yavaş yavaş alışıyor, zaman zaman yüzüne parlak bir tebessüm yayılıyordu.
Tamar da bu durumu sindirmeye çalışıyordu. Genç Soylu sedyeden konuştu:
"Ama... tam olarak nasıl yaptın bunu?"
Rain bir an depar atıp atmamayı düşündü, sonra vazgeçti.
"Şey. Kelimelerle anlatması biraz zor... Bilmen gereken ilk şey, doğal Uyanış'ın Büyü'nün tetiklediği süreçle tam tersi sırayla işlediği. Önce özünü hissedip kontrol etmeyi öğrenmeli, ruh çekirdeğini ise daha sonra oluşturmalısın." Ravenheart'taki ilk günlerini hatırladı. O zamanlar öğretmenini neredeyse hiç tanımıyordu...
"Önce özünün uyanması gerekiyor. Bunu sağlamanın birkaç yolu var ama benim bildiğim tek yöntem Uyanmış yaratıkların özünü emmek."
Tamar sedyede hızla kıpırdandı.
"Ruh parçaları uyanık dünyada son derece kıymetliydi, bu yüzden eskiden çok az sıradan insanın bunlardan çokça edinme şansı olurdu. Şimdiki durumsa çok daha vahim... Ortalıkta bu kadar yeni Uyanmış ve Üstat varken herkes çekirdeğini doyurmanın peşinde."
Bir an duraksadı, ardından aşağılar bir edayla ekledi:
"Bunca parçayı toplayabildiğine göre çok zengin olmalısın Rani. Sıradan bir hamal için fazla zengin."
Rain sırıttı.
"Kim? Ben mi? Yok canım, ben biraz züğürdüm... Doğrusunu istersen tek bir ruh parçası bile satın alamadım. Sadece dışarı çıkıp Kâbus Yaratıklarını tek tek avladım. Çoğu Uykuda olanlardı, birkaç tanesi de Uyanmış."
Genç Soylu derin, bıkkın bir iç çekti.
"Seni gidi çılgın sıradan kız..."
Rain kıkırdadı.
"Her neyse. Sonra özünü hissetmeyi ve kontrol etmeyi öğrenmen gerekiyor. En zor kısım burası. Nasıl tarif edeceğimi gerçekten bilmiyorum, çünkü insan dilinde böyle bir şeyi anlatacak kelimeler yok. Üstelik... en baştan imkansız bir görev bu. Denge duyusunu nasıl tarif edersin? Görmeyen birine renkleri nasıl anlatırsın? Tıpkı onun gibi. Şey, biliyor olmalısın... Eminim siz Uyanmışlar, sıradan insanlara çeşitli şeyleri açıklarken sürekli zorlanıyorsunuzdur. Yani... biz Uyanmışlar."
Birkaç an durdu, sonra sakin bir sesle devam etti:
"Son kısım ise ruh çekirdeğini oluşturmak. Tanıştığımızdan beri yaptığım şey tam olarak buydu. Bunaltsa da süreç aslında oldukça basit. Sadece özünü kontrol edip girdap gibi dairesel bir akışa sokman gerekiyor. Yeterince uzun ve iyi yaparsan özün katılaşmaya başlar. Sonra bir noktada zincirleme bir reaksiyon başlar ve çekirdeği doğurur. İşte Uyanmış olma süreci böyle işliyor, dün bana olan da tam olarak buydu."
Tamar bir süre sessiz kaldı.
Sonunda sordu:
"Bu pek mantıklı gelmiyor. Bütün bunları kendi başına öğrenmiş olamazsın... Olağanüstü biri sana rehberlik etmiş olmalı. Ama asıl mesele bu bile değil. Tamam, Kâbus Yaratıklarını avlamayı alışkanlık edinmiş sıradan bir kız olduğunu kabul ediyorum. En azından teorik olarak bu kadarı mümkün. Fakat bu durum, Uyanışının bu son ve en kritik evresinde iyi korunan bir şehirde rahatça kalman gerektiği anlamına da gelir. Bir yol yapım ekibinde işçi olarak çalışmanın hiçbir izahı yok... Böyle bir işin ruh çekirdeğini arındırma sürecini yavaşlatmasını bir kenara bıraksak bile, bu senin yeteneğindeki birinin seviyesinin çok altında."
Rain cılız bir şekilde öksürdü. Tamar'a gerçekleri anlatmaya karar vermişti vermesine de... Tam olarak ne kadarını anlatmalıydı?
Öğretmeninin kimliğini açıklayamazdı, çünkü bu sadece kendine ait bir sır değildi. Geri kalanına gelince...
Bir an tereddüt etti.
"Doğruyu söylemek gerekirse Ravenheart'ta başımı biraz belaya soktum. Bu yüzden bir süreliğine şehirden kaybolmam tavsiye edildi."
Tamar alaycı bir ses çıkardı. "Hiç şaşırmadım."
Bir süre daha sustuktan sonra ciddi bir tonla sordu:
"Anlamadığım bir şey var Rani... Sırrını neden benimle paylaşmaya karar verdin?"
Rain durdu ve arkasına döndü. Gözlerinde karanlık bir eğlence pırıltısıyla genç Soylu'ya baktı.
"O Hükümdar'ı öldürdükten sonra mızrak çuvala sığmıyordu zaten. Ben de iki yoldan birini seçecektim... Ya sana gerçeği anlatacaktım ya da seni şelalenin kenarından aşağı atacaktım. Yine de... ikincisini hâlâ seçebilirim..."
Tamar'a bir an dik dik baktı, ardından arkasını dönüp kahkahayı bastı.
"Tanrılarım, yüzünün aldığı o hal... Rahatla, şaka yapıyordum. Hem neden bir sır olarak tutayım ki? Mümkün olduğunca çok kişinin bilmesini istiyorum. Böylece İlk Kâbus'ta daha az çocuk ölecektir. Tıpkı senin gibi kış gündönümünde tam anlamıyla bir Ölüm Bölgesi'ne sürüklenenlerin sayısı da azalır..."
Rain neşesine engel olamıyordu. Bedenine nüfuz eden o sarhoş edici güç ve kudret hissi, yıllardır peşinden koştuğu hedefe nihayet ulaşmanın gururu ile rahatlaması ve önünü açabileceği o daha güzel geleceğin vaadi...
Başını döndürmeye yetip de artıyordu bile.
O sevinç içinde kendinden geçerken Tamar'ın soğuk sesi arkadan yankılandı:
"Rani... Sen biraz safsın, değil mi?"
Rain kafa karışıklığıyla ona baktı.
"O ne demek şimdi?"
Sedyede yatan genç Soylu yorgun gözlerle gökyüzüne bakıp derin bir iç çekti.
"Nasıl Uyanmış olduğunu kesinlikle hiç kimseye anlatamazsın. En azından bu kadar zayıfken ve arkanda bir koruman yokken. Kendi iyiliğini düşünüyorsan, beni gerçekten de o şelalenin kenarından aşağı atmalıydın."
Rain gözlerini birkaç kez kırpıştırdı.
"Ne? Nedenmiş o?"
Genç kız yerinde kıpırdanıp kasvetli bakışlarını ona dikti.
"Sadece bir düşün. Dünyamızdaki bütün güç hiyerarşisi Kâbus Büyüsü'nün etrafında kurulu. Ekonomi de az çok öyle. Gücü elinde tutanlar, bunu insanların hayatta kalmak için muhtaç olduğu kaynakları kontrol ettikleri için yapabiliyor. Uyanmış savaşçılar da bu kaynaklardan biri... Belki de en önemlisi. Şimdiyse sen, tüm o otoriteyi anlamsız kılacak bir şeye sahipsin. Güç sahipleri senin varlığını öğrendiğinde sana ne yapacaklar sanıyorsun?"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.