Lanet olası kılıç...
Tapınağın harabeye dönmüş iç kısmına doğru ilerleyen Sunny, karanlık duygularla kaynıyordu.
Yalnızlık Günahı denen o illetin derdi neydi ki? Bir an, Sunny'nin geçmişte Cassie'ye davranışları yüzünden hissedebileceği suçluluk duygusunu körüklüyor; bir an sonra ise kıza güveninin nasıl kırıldığını, Cassie’nin ona ne kadar zalimce ihanet ettiğini hatırlatarak intikam ateşini harlıyordu.
Aslında bu hortlağın ne istediği gün gibi ortadaydı. Bu piç onu delirtmek niyetindeydi.
Zaten Sunny de delirmek üzereydi.
Cassie’nin neden öyle davrandığını ne kadar anlasa da; Rain'i Kabus Yaratıkları tarafından katledilmekten, kendisini ise Kabus Çölü'nde can vermekten veya Mordret'in köle hali gelmekten kurtardığını ne kadar kendine hatırlatsa da... Unutulmuş Sahil'den sonra birlikte onca şey yaşamış olmalarına, ilişkilerinin gelişip derinleşmesine rağmen...
İşin aslı, Sunny'nin içindeki o yara hala tazeydi; Cassie'ye karşı duyduğu o hınç ve öfke sönmemişti. Aynı zamanda ona çok değer veriyordu.
Tam bir kördüğümdü...
Sanki başka neyimiz var ki?
Uzun zamandır durum böyleydi.
"Burası hiç de tekinsiz değilmiş."
Yıkıntı yığınının üzerinden atlayan Sunny, sığ bir su birikintisinin içine indi.
Kayıp tapınağın içi hem durgun suyla hem de karanlıkla boğulmuştu. Ada-geminin yan yatması ve dalgaların altına kısmen gömülmüş olması sebebiyle, yüksek tavanlı uzun koridorlar da eğilmişti. Üçü de bir ayaklarıyla duvara, diğeriyle çatlamış zemine basarak tuhaf bir şekilde yürümek zorundaydı.
Üstelik her yer enkazla doluydu ve yollarını kapatan bu doğal barikatların üzerinden ya atlamaları ya da tırmanmaları gerekiyordu.
Durumun tek iyi yanı, hiçbirinin karanlık yüzünden zorluk çekmemesiydi. Sunny karanlıkta her şeyi net bir şekilde görebiliyor, Cassie'nin ise görmeye hiç ihtiyacı yoktu. Nephis ise kendi yolunu aydınlatacak güce sahipti.
"Sanırım buranın gerçekten ürkütücü olduğunu söylemeye çalışıyor."
Nephis ona bakıp memnuniyetle gülümsedi; Sunny'nin ne demek istediğini anlamış olmanın gururunu yaşıyordu.
Sunny şaşkınlıkla ona bakakaldı.
Ne? Neden bu kadar kasılıyor ki? Anlaması o kadar da zor değil!
Neph bazen gerçekten garip biri olabiliyordu...
Başını iki yana sallayıp önüne döndü ve tapınağın derinliklerine doğru ilerlemeye devam etti. Cassie, Yankıları tarafından korunarak en önde yürüyordu. Nephis ve Sunny ortadaydı, Gölgeleri ise arkadan onları takip ediyordu.
Tapınağın düzeni, kör kızın eskiden yaşadığı yerden farklı görünse de Cassie yolu biliyor gibiydi.
Yarı yıkılmış koridor labirentinde gitgide daha derine iniyorlardı. Sunny artık suyun bir hayli altında olduklarını hissediyordu ama kadim tapınak, tamamen sular altında kalmadığına göre yapısal bütünlüğünü bir şekilde korumuş olmalıydı.
Yine de çevreleri oldukça uğursuz bir hava yayıyordu.
Bunun sebebi sadece karanlık, dizlerine kadar gelen o bayat su veya geleceği etkileyen bir şeylerin varlığına dair o tekinsiz his değildi. Burası, şehirden kopup yarı sular altında kalmadan önce, çok uzun bir süre boyunca Yozlaşmış Kahin için bir hapishane görevi görmüştü.
Sunny, yer yer çatlamış duvarlarda sanki birisi öfkeyle tırmalamış gibi duran tuhaf izler fark ediyordu. Bazı yerlerde ise eski taşların üzerine kurumuş kan lekeleri sıçramıştı. Tüm tapınak, anlatılmaz bir kötülüğün pençesindeki bir harabe gibi yabancı ve ürkütücüydü.
Elbette Sunny hayaletlerden korkmuyordu. Bugüne kadar o kadar çok hayalet katletmişti ki onlara artık kayıtsız kalabiliyordu.
Ancak asıl korktuğu şey...
Kahinlerdi.
Kendine itiraf etmek istemese de, LO49'un o soğuk çaresizliğini ve okyanusun derinliklerinde kasabıyla yüzleştiği dehşeti hatırladıkça hala titrer.
O zamanlar yanında Naeve ve Kan Dalgası vardı. Bugün ise Nephis ve Cassie ile birlikteydi.
Kağıt üzerinde bu ikisi Gece Hanedanı'nın şampiyonlarından daha güçsüz olsalar da, Sunny nedense bu iki genç kadının yanında kendini daha güvende hissediyordu.
Üçü birlikte çok daha kötü badirelerden sağ çıkmışlardı.
Korkmakta bir sorun yok.
Bu Yozlaşmış kahinlerden birini daha kendi elleriyle yere serdiğinde kendini daha iyi hissedeceğinden emindi.
"Yaklaşıyoruz."
Cassie'nin sözleri havayı bir anda ciddileştirdi.
Çok geçmeden, üzerine karmaşık işlemeler kazınmış devasa bir kapının önüne geldiler. Kapının ahşabı ıslak ve çürümüştü; karanlık yüzeyini okunamayan rünler kaplıyordu. Sunny, bu rünlerin bir zamanlar büyücü mührünün parçası olduğundan şüpheleniyordu; ancak şimdi tanınmayacak kadar hasar görmüşlerdi, hiçbir güç barındırmayan cansız çizgilerden ibarettiler.
Bir an için arkasını dönüp bu tekinsiz tapınaktan geldiği yolla çıkıp gitmeyi düşündü.
Ama elbette bunu yapmayacaktı. Yozlaşmış Kahin ölmeliydi... Hem Düşmüş Zarafet’in geleceği için hem de Effie ve Jet hatırına.
Sunny derin bir nefes aldı. Bu ucube canavarı öldürme kararlılığının da geleceği manipüle eden o yaratığın bir oyunu olup olmadığını merak etti. Acaba yaratık, mümkün olan tüm gelecekler arasından sadece bu üç insanın tereddüt etmeden o kadim kapının önüne vardığı ihtimali mi çekip çıkarmıştı?
Bu düşünce onu titretir.
Sikerler böyle işi!
Sunny dişlerini sıkarak kapıya dik dik baktı ve ardından kapıya sert bir tekme indirdi.
Devasa kapı, çürümüş enkaz yağmuruna dönüşerek menteşelerinden fırladı ve yarı sular altında kalmış salonun karanlığına gürültüyle devrildi.
İşte o an hissetti... Kapının kırılma sesiyle uykusu bölünen, suyun altında kıpırdayan devasa bir gölge vardı.
Sular altındaki salonun karanlığında saklanan sayısız küçük gölge daha mevcuttu. Ve salonun en uzak ucunda, yakalanması imkansız derecede belirsiz bir gölge daha vardı. Tüylerini diken diken eden tüyler ürpertici bir hortlaktı bu.
Ancak Sunny'nin tüm dikkati, kayıp tapınağın kalbinde uyuyan o devasa yaratığa odaklanmıştı.
Cassie'nin sözlerini çok geçmeden hatırladı:
"Gruplar halinde avlanırlar... Ve derinliklerin gerçek dehşetlerini savaş canavarı olarak kullanmak üzere sürerler."
Görünüşe bakılırsa, bu dehşetlerden biri Yozlaşmış Kahin'in lekelenmiş kalesinin en mahrem yerinde kendine yol bulmuştu.
Edriul'un Notu: 1-3 gün boyunca bölüm yükleyemeyeceğim. İnternet hattımı değiştiriyorum, bu yüzden bir süre bağlantım olmayacak.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.