BAŞLIK: Ruhun Prangaları
Sunny, Nephis’in sözlerini hazmetmeye çalışarak birkaç kez gözlerini kırpıştırdı.
Ölüm kalım meselesi... Eğer Değişen Yıldız bu kelimeleri kullandıysa, durum gerçekten vahimdi. O, lafını esirgeyen ya da boş konuşan biri değildi.
Yine de ona güvenilemezdi. Sunny aralarındaki her şeyin eski haline dönmesini ne kadar istese de bunun imkansız olduğunu biliyordu. İkisi için de artık geri dönüş yoktu.
Sunny artık Değişen Yıldız'ın gerçek yüzünü biliyordu. Onun sarsılmaz inancının sonsuz gücüne bizzat şahit olmuştu. Ruhunun o bembeyaz, alev alev yanan cehenneminde her şey küle dönerdi. Sadakat, merhamet ve şefkat gibi insani kavramların o yok oluştan kurtulma şansı yoktu.
Aralarında nasıl bir bağ olursa olsun Sunny, Nephis’in bu bağı kendi uçsuz bucaksız saplantısının üzerinde tutacağına güvenemezdi. İşler sarpa sardığında hedefine ulaşmak için her şeyi... ya da herkesi... feda edebilirdi. Buna kendisi de dahildi.
En azından inandığı şey buydu.
Dahası, Nephis gizlemeye çalışsa da Sunny onun kendisine karşı tavrının da değiştiğini hissedebiliyordu. Tam olarak ne olduğunu kestiremiyordu ama kızın ona bakışında fark edilmesi neredeyse imkansız, tarif edilemez bir farklılık vardı.
Güven bir kez kırıldı mı, parçaları yeniden birleştirmek kolay değildi. Belki de düpedüz imkansızdı.
Yine de... tüm bunlara rağmen, onun yardım çığlığını geri çevirmeye gerçekten gücü yetebilir miydi?
Sunny içini çekip bir an için gözlerini yumdu.
Hayır. Hayır, bunu yapabileceğini sanmıyordu.
Aralarındaki bağ gerilmiş olsa da bu dünyada değer verdiği topu topu iki kişiden biriydi o. Nephis’e karşı hissettikleri... sanki ikinci bir Kusur gibiydi.
Ne kadar istese de bundan bir türlü kurtulamıyordu.
Bu duygu bir şekilde yolunu bulmuş ve ruhuna kök salmıştı. Ayrı kaldıklarında solar ve ölür diye ummuştu ama aksine, sadece daha da güçlenmişti. Artık bundan kaçış yoktu.
Sunny, insanlık denilen o karmaşanın içine tekrar çekildiğini hissedebiliyordu. Kahretsin! Buraya dönmek istememesinin sebebi tam da buydu. Her şeyi geride bırakmak için o kadar acı çektikten sonra, neden o huzurlu, keyifli ve o şahane yalnızlığını feda etsindi ki?
Lanet olsun!
Ama Nephis’e hayır diyemiyordu işte.
Yine de bu durum, onun yeniden uysal bir yancıya dönüşeceği anlamına gelmiyordu.
Birlikte çalışacaklarsa bile, bu onun kurallarıyla olacaktı.
Odaklan! Buraya Taş Aziz'i beslemek için hatıra satın almaya geldin!
Değişen Yıldız beklenti dolu bir ifadeyle ona bakıyordu. Sunny, kendinden emin ve rahat görünmeye çalışarak konuştu:
"Konuşabiliriz ama şimdi değil. Kendi işlerimi bitirdiğimde... gelip seni bulurum."
Tartışmak istediği her neyse, muhtemelen aşırı acil bir şey değildi. Ne de olsa Nephis onun bugün harabelerden döneceğinden habersizdi. Eğer kaybedecek vakti olmasaydı, mantıken bu vakti Sunny'yi bekleyerek harcamazdı.
Değişen Yıldız bir an sessiz kaldı, yüzündeki ifade donuktu. Sonunda düz bir ses tonuyla cevap verdi:
"Pekala. Nereye geleceğini biliyorsun."
Sunny gülümsedi.
"Ha, bu arada, sakıncası yoksa yanımda Night'ı da getireceğim."
İkisi de aynı şüpheci ifadeyle ona dik dik baktı.
"Onu mu?"
Sunny, bu büyüleyici gence dönüp sorusuna şaşırmış gibi yaptı:
"Diğer arkadaşlarımla tanışmak istemiyor musun? Senin o aptal sorularının hepsine kesin cevap verebilirler!"
Night tereddüt etti.
"Sanırım isterim?"
"Harika!"
Sunny ona başını sallayarak onay verdi ve idolüne gerçekten güvenip güvenemeyeceğini merak ettiği her halinden belli olan Nephis'e bir bakış attı.
"Kararlaştırıldı o halde. Şimdi, izninizle..."
Doğrusu o da bu yakışıklı okçuya pek güvenmiyordu. Fakat yalanları sezme yeteneği, Değişen Yıldız ile yapacağı konuşma sırasında inanılmaz derecede işine yarayacaktı.
Sonuçta Nephis, Sunny’nin aldatmaca ve yalanlar okulunun ilk ve tek mezunuydu.
Kai'yi hafifçe iterek yanından uzaklaştırdı. Aralarında uygun bir mesafe kalana kadar bekleyip sordu:
"Eee, hatıralar hakkında ne buldun?"
Çok geçmeden Aydınlık Kale’ye giriş yaptılar. Sunny, bu görkemli ama boğucu yere geri dönmekten tuhaf bir rahatsızlık duyuyordu. Bu sefer buraya, soğuktan, karanlıktan ve dehşetten bir anlık kurtuluş karşılığında ruh parçası takas etmeye çalışan bir sefil olarak değil, saygın bir mahalle sakininin misafiri olarak gelmişti. Muhafızlar ona hala küçümseyerek göz ucuyla bakıyorlardı ama müdahale etmediler.
Sallanan kafataslarının altından geçerek o tanıdık, renkli camlı pencerelerle bezeli güzel salona girdiler. Harper’ın arkasında oturduğu o şatafatlı masa hala oradaydı; tek fark, şimdi onun yerinde benzer şekilde bitkin görünen genç bir kadının parşömenlere bir şeyler karalamasıydı.
Dünya, küçük bir insanın ölümünü zerre umursamıyordu. Kaybedilenin yerini anında doldurarak yoluna devam ediyordu.
Unutarak.
Sunny yüzünü ekşitti.
"Eee, satın alabileceğim birkaç hatıra bulabildin mi? Fiyatlar ne alemde?"
Kai gülümsedi ve onu takip etmesi için işaret etti:
"Sana daha iyisini yaptım. Hatıra Pazarı için bir davetiye ayarlamayı başardım."
Sunny kaşlarını çattı:
"Ne pazarı? Daha önce hiç duymadım."
Cazibeli genç adam başıyla onayladı.
"Şaşırmadım. Burası çeşitli hatıraları inceleyip makul bir fiyata satın alabileceğin bir yer. Yani... makul diyorum ama bu kaledeki tüm parçaların kimde olduğunu biliyorsun. O yüzden genelde sadece Ordu mensuplarını içeri alırlar."
Mantıklıydı. Gunlaug, hatıraların kendisine ait olmayan insanlar arasında serbestçe dolaşmasına asla izin vermezdi. Ancak muhafızların ve avcıların, kendi yeteneklerine uymayan hatıraları ya parçalarla ya da işlerine yarayacak başka bir şeyle takas edebilecekleri bir yere ihtiyaçları vardı.
"O zaman davetiyeyi nasıl aldın?"
Kai omuz silkti.
"Yeterince parçan varsa o kadar da zor değil. Sorun şu ki, biz özgür halktan çok az kişinin elinde parça var."
Sunny'yi şaşırtacak şekilde, kalenin yasak bölgelerinden birine girdiler. Birkaç uzun koridoru geçip birkaç kat merdiven indikten sonra, önlerinde sağlam bir ahşap kapı belirdi.
Üzerinde kılıç ve kalkan sembolü vardı.
Night ona göz kırpıp kapıyı açtı ve içeri daldı.
Sunny de peşinden gitti.
Odanın içini gördüğü an, heyecandan gözleri parladı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.