BAŞLIK: Dalgaların Koynunda Yitik Bir Şehir
Sunny’nin dostane tavrına rağmen Gece Klanı’nın azizleri aynı sıcaklıkla karşılık verecek gibi görünmüyordu. Tedirgin ve endişeli gözlerle ona bakıyor, tek bir kelime bile etmiyorlardı. Sessizlik giderek ağırlaştı, omuzlarına çöktü.
Sonunda bakışlarını Jet’e çevirdiler.
Sessizliği ilk bozan Kan Dalgası oldu. Sesindeki şüphe barizdi:
"Ruh Biçici... Bu da ne demek oluyor?"
Jet onun gözlerinin içine baktı, bir an öylece durduktan sonra kıkırdadı.
"Rahat olun yahu. Bizim tarafta o."
Dışarıdan bakıldığında, Jet sanki mezarından gizemli bir şekilde kalkıp gelmiş eski bir düşmanla bir olup Nephis’e karşı gizli kapaklı işler çeviriyor gibi görünüyordu.
Garip bir şekilde, ikisinin de ortak noktası tam olarak buydu; mezardan dönmüş olmak.
Eğer Jet, Ölümsüz Alev klanına karşı bir komplo kuruyorsa, hükümetin de gizlice taraf değiştirdiğini söylemek yanlış olmazdı. Ne de olsa kadının kendisi hükümetin gayriresmi lideriydi. Gece Klanı azizlerinin bu denli büyük bir endişe duyması son derece doğaldı; çünkü kendileri, aileleri ve yıkılan Büyük Klan’dan geriye kalan tüm hayatta kalanlar artık hükümetin birer parçasıydı.
Görünüşe göre İnsan Diyarı’na ihanet etmek istemiyorlardı. Bu duruş, Sunny’nin içini hafifçe ısıttı.
Omuz silkti.
"Pek de açıklamak istemediğim bazı sebeplerden ötürü, Gölgelerin Efendisi’nin ölmüş kabul edilmesi gerekiyordu. Biz de Nephis’le küçük bir oyun oynayıp herkesi öldüğüme inandırdık. Ama işin aslı, o zamandan beri yan yana... Hatta oldukça yakın bir şekilde çalışıyoruz. Hükümdarlardan biri insanlığa aydınlıkta yol gösteriyor, diğeri ise gölgelerin arasından yardım ediyor. Öyle bir şey işte. Tabii yapabileceklerimin sınırları var, orası ayrı."
Üç azizin asık suratlarına bakıp başını iki yana salladı.
"Söylememe gerek yok sanırım, hayatta olduğumu kendinize saklamanız gerekiyor. Sır tutabileceğinize inanmasaydım karşınızda maskemi indirmezdim ama yine de bunu açıkça belirtmekte fayda var. Tam olarak ölmediğim gerçeğinden kimseye bahsetmeyin lütfen; canınızdan çok güvendiğiniz insanlara bile. Herkesin güvenliği için doğrusu bu."
Yüzlerindeki ifadeleri inceleyerek bir an durakladı, ardından hafifçe güldü.
"Yahu, neden böyle cenaze evindeymiş gibi bakıyorsunuz? İnsanlığın aslında sandıklarından iki kat daha güçlü olduğunu öğrenen kişilerin yüzünde böyle bir ifade olmamalı."
Naeve başını yavaşça iki yana salladı.
"Kusura bakmayın Gölgelerin Efendisi. Ya da Sunny mi demeliyim? Sadece... Bunları sindirmek biraz zaman alıyor."
Sunny, eski savaş arkadaşı tarafından tanınmamanın verdiği o buruk tadı gizleyerek gülümsedi. Kendini başka şeyler düşünmeye zorladı.
İşte tepki dediğin böyle olurdu!
Ki Song’un kızları, onun bu muazzam diriltme hadisesini o kadar umursamazca karşılamışlardı ki... Tabii hemen evlenme teklif eden Ölüm Şarkıcısı hariç.
Bu üçünden hiçbirinin bana ilan-ı aşk etmemesine sevinmeliyim herhalde, değil mi?
İçini çekti.
"O piç Mordret’e gelince; inanın bana, onun yok olduğunu görmek ben de en az sizin kadar istiyorum. Gelgelelim, bizim arzularımızla gerçekler her zaman örtüşmüyor. İntikam alma isteğinizi çok iyi anlıyorum ama şu an onu ortadan kaldırmaya çalışmak sadece felaket getirir. Onun oyunları yüzünden aile üyelerinizi kaybettiniz... Ancak hâlâ korumanız gereken aile üyeleriniz var. Gözlerimizin önünde dünyanın resmen tel tel döküldüğünü düşünürsek, enerjinizi buna harcamanızı öneririm."
Toplantı odasına huzursuz bir sessizlik çöktü. Naeve, Kan Dalgası ve Aether’ın yüzleri asıktı ama Sunny’nin sözleri onlara neyin tehlikede olduğunu hatırlatmış gibiydi.
Sonunda Aether, kısık ve mesafeli bir ses tonuyla konuştu:
"Yaşayanların dünyasına tekrar hoş geldiniz, Gölgelerin Efendisi. Gece Bahçesi’nde sizi ağırlama şerefine neyi borçluyuz?"
Üç aziz arasında en genç olanı, en azından gerçeklerle yüzleşmeye hazır görünüyordu. Sunny, Naeve’in de onu takip edeceğini biliyordu; ne de olsa koruması gereken bir kızı vardı. Ve eğer ikisi mevcut durumla barışırsa, Kan Dalgası da onlara uymak zorunda kalacaktı.
Hafifçe gülümsedi.
"Sorduğunuza sevindim. Aslında bir şey arıyorum; önümüzdeki fırtınaları daha kolay atlatmamıza yardımcı olacağını düşündüğüm bir şey. Gece Bahçesi’nde gizli olduğunu sanıyordum ama meğer burada sadece nereye gitmem gerektiğine dair bir ipucu... Daha doğrusu bir harita varmış. Gökyüzünde ne olduğunu gördünüz, değil mi?"
Naeve yavaşça başını salladı.
"Elbette. Herkes gördü. Bizi bu yüzden mi çağırdınız?"
Bir an durakladı, ardından buruk bir şekilde gülümsedi.
"Mantıklı galiba. Bizden başka kim yapabilirdi ki?"
Jet ona şefkat dolu bir bakış fırlattı ve düz bir ses tonuyla konuştu:
"Öyle. Yıldızların bize bir yolu gösterdiğini düşünüyoruz... Bir yeri işaret ediyorlar. Bu yüzden takım yıldızları okumamıza yardım etmeniz gerek. Bunun gerçekten bir harita olup olmadığını ve bizi nereye götüreceğini belirlemeliyiz."
Üç aziz birbirine baktı. Garip bir şekilde, uzun süre sessiz kaldılar. Sunny’nin kafasında yardım etmeyi reddetmeleri için hiçbir makul sebep yoktu; üstelik Jet ile araları da oldukça iyi görünüyordu. Hatta Naeve’in kızı ona teyzesiymiş gibi davranıyordu. Bu yüzden sergiledikleri bu tereddüt onu şaşırttı.
Ancak kararsız kalmalarının altındaki sebep, onu çok daha fazla şaşırtacaktı.
Uzun bir sessizliğin ardından Naeve nihayet konuştu. Jet ve Sunny’ye karmaşık duygularla bakıyordu:
"Bunun bir yıldız haritası olduğuna şüphe yok. Nereye çıktığına gelince... Tahmin yürütmeye gerek yok. Zaten biliyoruz."
Sunny ve Jet, yüzlerindeki şaşkınlığı gizleyemeden birbirlerine baktılar.
"Biliyor musunuz?"
Naeve yavaşça başını salladı.
"Gece Hanesi’nin elinde bir zamanlar tam olarak buna benzer bir harita vardı... Çok uzun zaman önce. Klanımızın en değerli emanetlerinden biriydi. Ne yazık ki liderimiz Gecegezen ile birlikte kayboldu gitti..."
Gece Hanesi’nin kurucusunun adı anılınca Kan Dalgası’nın yüzü asıldı.
Sunny burnunun ucunu kaşıdı.
"Peki, yıldızlar nereyi işaret ediyor?"
Naeve derin bir nefes aldı.
"Ebedi Şehir’i... Dalgaların arasında yitip gitmiş o efsanevi yeri gösteriyorlar. Gece Bahçesi’nin inşa edildiği yer orasıydı. Fırtına Tanrısı’nın soyu da tam orada gizli."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.