Sunny binadan ayrıldığında Saint çoktan gitmişti. Yağmurun ensesinden içeri sızmasını önlemek için ceketinin yakasını kaldırdı ve yakındaki bir marketin saçakları altına sığındı. Suratsız bir ifadeyle iletişim cihazını çıkardı. Effie geç kalıyordu. Normalde basın toplantısı biter bitmez onu aramalı, hemen ardından da yanına gelmeliydi; bugün Saint’e gerçekte kim olduğunu hatırlatmayı umuyorlardı.
Besbelli bu planın artık baştan aşağı değiştirilmesi gerekecekti.
Saint fazla akıllı, hem de kahrolasıca derecede.
Gölgesinin son derece zeki olduğunu elbette biliyordu. Ancak Saint hiç konuşmadığı için Sunny onun gerçekte ne kadar keskin bir kavrayışa sahip olduğunu asla fark edememişti. Ne yaptığını, neden yaptığını ve nihai amacının ne olduğunu çözmesi sadece birkaç dakikasını almıştı.
Kendisini nasıl bu kadar çabuk ele vermişti? Doğru, Sunny itirafının büyük kısmını o an uyduruvermişti ama sözde zihinsel çöküşü gayet inandırıcıydı; sonuçta söylediği her şey doğruydu. Dahası, Morgan’a olan ilgisini doğru tahmin etmesi Sunny’nin ondan bekleyeceği bir şey değildi.
Görünen o ki akıl hastanesinin özel kanadına sızmak hiç de kolay olmayacaktı. Zihinsel olarak dengesiz, dolayısıyla öngörülemezmiş gibi davranarak İblis Dedektif rolünün sınırlarını genişletme yönündeki geçici planı da suya düşmüştü. Eğer teorisi sağlamsa ve Effie tılsımını tekrar konuşturabilirse, önce Saint’e özünü hatırlatmaları gerekiyordu... Fakat artık bu bile zorlaşmıştı çünkü ketum terapist onu bir daha asla görmeye niyetli değildi.
Kahretsin.
Sunny, Saint’in kara listesine girmekten hiç hoşlanmamıştı. Daha önce başına böyle bir şey gelmemişti.
Huzursuz ve hoşnutsuz bir halde, sanki Effie’nin neden aramadığının hesabını sorarmış gibi iletişim cihazına baktı.
Cihaz...
Kapanmıştı.
Ekran simsiyahtı ve Sunny’nin ne yaptığına bakmaksızın hiçbir tepki vermiyordu.
Birkaç kez gözlerini kırpıştırdı.
Yok artık, sakın bana...
Bu aletlerin her gün şarj edilmesi falan mı gerekiyordu yani?!
Olamaz, imkânsız.
Bu kadar kullanışsız bir şey olamazdı!
Sunny bir süre tam bir şok içinde ölü cihaza bakakaldı, sonra öfkeyle elini kaldırıp o lanet şeyi duvara fırlatacak gibi oldu. Ancak sonunda uzunca bir iç çekip elini indirdi; hırpalanmış iletişim cihazını bağışlamaya karar verdi.
Bunu yapmasının en büyük sebebi, yenisini nasıl tedarik edeceği hakkında en ufak bir fikrinin olmamasıydı.
İblis Dedektif’in anılarını karıştırınca, Sunny geçmiş çağın o ilkel ve hantal iletişim araçlarının, yani cep telefonlarının nasıl kullanılacağına dair hayal meyal bir şeyler buldu. Bir an için yüzünü avucuyla kapatıp alçak sesle inledi ve ardından arabasına doğru yürüdü.
İçeri süzülüp motoru çalıştırdı ve şarj cihazı görevi görmesi gereken aşınmış bir kablo buldu. Kablonun girmesi gereken yuva zamanla gevşemiş gibiydi, bu yüzden bu barbarca teknolojiyi ancak bir süre kurcaladıktan sonra çalıştırabildi... Söylemeye gerek yok, bu durum ruh halini zerre düzeltmemişti. Sonunda cihaz şarj olmaya başladı.
Birkaç dakika sonra Sunny cihazı açmayı başardı. Karşısına çıkan şey, bir düzine cevapsız araması olduğunu belirten öfkeli bir bildirim oldu.
Sinir bozucu bir şekilde, cihazı her kaldırdığında şarj kablosuyla yuva arasındaki temas kopuyordu; bu yüzden aramaya geri dönebilmek için birkaç dakika daha beklemek zorunda kaldı. O dakikaları geçmiş çağın bu arkaik teknolojisine lanet okuyup içten içe köpürerek geçirdi.
Sözde bir altın çağ ama bir şeyleri bu kadar sık şarj etmek mi? Hem de kablolarla, öyle mi?! Gerçekten kablo mu yani?!
Ya insanlar! Sunny’nin İblis Dedektif’in anılarından topladığı kadarıyla, insanlar bu ilkel aletlere yapışık yaşıyorlardı ve kabile mantığıyla hareket edecek kadar onlara takıntılıydılar. Sahip olduğun cihazın modeli hem aidiyetini hem de sosyal statünü simgeliyordu; yanlış modeli kullananlar genellikle zorbalığa uğruyor, alay ediliyor ve dışlanıyordu. Bu tuhaf davranış üreticiler tarafından da aktif olarak teşvik ediliyordu.
İş o noktaya varmıştı ki, insanlar güçlerinin yetmediği pahalı cihazları satın almak için borç batağına giriyordu.
Saçmalık. Tam bir saçmalık!
Görünüşe göre kıyamette yaşamanın bile kendine göre avantajları vardı!
Hırpalanmış iletişim cihazı sonunda yeterli şarjı topladığında Sunny, Effie’yi aradı. Effie neredeyse anında cevap verdi, sesi biraz huysuz geliyordu:
“Neredeydin sen? Sana ulaşamadım.”
Sunny mahcubiyetle öksürdü.
“O mesele mi? Saint ile beraberdim. Cihazımın... şarjı bitmiş olabilir.”
Bir saniye, dur bakayım...
Sunny’nin rengi attı.
Saint ile yalnızdım... Cihazım kapalıydı... Ah, hayır!
Lanetli Dehşet ile yüzleşmek ve kaderden sürgün edilmek bile Effie’nin Saint’in onun sevgilisi olduğuna dair yaptığı şakaları kesmesini sağlayamamıştı. Ve o az önce bu lanet şakanın yeniden başlaması için kadına koz vermişti!
Sunny, Effie tek kelime edemeden araya girip aklını karıştırmak umuduyla aceleyle konuştu: “Her neyse! Basın toplantın nasıl geçti? Gazeteciler çok sinir bozucu muydu? Peki ya Yüzbaşı? Memnun kaldı mı? Halkla ilişkiler departmanı seni övgüye boğmuştur, değil mi?! Öyle yapmışlardır kesin!”
Effie birkaç saniye sessiz kaldı, ardından tuhaf bir şekilde kasvetli bir tonla konuştu:
“Basın toplantımı izlemediğini anlıyorum.”
Sunny kaşlarını kaldırdı.
“Hayır... neden ki, ne oldu?”
İşte o an arka plandaki gürültüleri nihayet fark etti; onlarca insanın konuşması, çalan telefonlar ve Yüzbaşı’nın var gücüyle birine fırça atma sesleri geliyordu.
Effie içini çekti.
“Haberlere bak. Sonra buraya gel. Başımız... dertte olabilir.”
Bunu dedikten sonra aramayı sonlandırdı.
Sunny kaşlarını çattı, ardından ağın yerel sürümüne girip haber akışını açtı.
Anında yüzü asıldı.
“Ne?”
İlk birkaç sayfadaki hemen hemen her haberde aynı fotoğraf vardı: Yoldaki kırık camlar ve enkaz parçaları, kenardaki bükülmüş ve yırtılmış metal korkuluklarda devasa bir boşluk ve ıslak asfalta bulaşmış kan.
Başlıkların hepsi sansasyoneldi ama hepsi aynı şeyi söylüyordu...
“Son Dakika! Valor Grubu CEO’su başarısız bir suikast girişiminin ardından hastaneye kaldırıldı!”
Sunny cihazı bir kenara fırlatıp direksiyona asıldı.
Lanet olsun... Şimdi ne olacak?!
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.