Sunny alaycı bir tavırla burun kıvırdı.
"Eh, malumun ilamı."
Mordret’in ölen şoförüne ait ön otopsi raporunu açarken başını iki yana salladı.
"Raporda adamın kaza anında aldığı yaralardan öldüğü yazıyor, Mordret’in anlattıkları da bunu doğruluyor. Yine de tuhaf bir durum var… Araç kazalarının geride bıçak yarası bıraktığını hiç duymamıştım."
Yüksek hızdaki bir çarpışma sırasında insan vücudu her türlü parçalanabilir ya da kırılabilirdi ancak Sunny sayısız bıçak yarası görmüştü; hatta bunların çoğunu bizzat kendisi açmıştı. Bu yüzden, keskin bir bıçağın açtığı yarayı başka bir şeyle karıştırması imkânsızdı.
Şoförün vücuduna metal enkaz parçaları saplanmış olsa bile yaraların şekli farklı olurdu. Kesiklerin kenarları da başka görünürdü; yani bu izlerin kazayla oluşma ihtimali sıfıra yakındı.
Arabanın suya gömüldüğü saniyeyle, Mordret ve can çekişen şoförünün nehir kıyısında bulunduğu an arasında bir şeyler yaşanmıştı.
Bu da demek oluyordu ki Mordret onlara yalan söylemişti.
Effie onaylarcasına başını salladı.
"Birisi o adamı öldürmüş ve Mordret de o birini koruyor."
Bir an duraksadı, sonra içini çekti.
"Ayrıca… sanırım teorin doğruydu."
Sunny kaşını kaldırdı.
"Şu disk meselesi yüzünden mi?"
Effie tekrar kafa salladı.
"Evet. İlk başta emin değildim ama buradaki kopyamın anılarını eşeledikten sonra her şey netleşti. O adam tanıdığımız Mordret olmayabilir ama bizi test ediyordu. Kopyam pek çok madalya kazanmış olsa da en meşhur başarısı rekor kıran bir mızrak atışıydı, disk değil. Hatta disk atarken işleri berbat etmişti; diski o kadar sert kavramış ki alet daha havadayken çatlayıp paramparça olmuş. Bayağı sönük bir performansmış yani."
Sunny kaşlarını çattı.
"Bizi test ettiği kesindi de neyi öğrenmeye çalışıyordu?"
Effie ona ciddi bir ifadeyle baktı.
"Gerçek Dedektif Athena olup olmadığımı herhalde."
Sunny yavaşça nefesini verdi.
"Bu da demek oluyor ki birinin onun yerini almış olabileceğinin farkında. Bu da bizi şuna götürüyor… Dış dünyayı hatırlıyor."
Effie kıkırdadı.
"Ona kendine gelmesini söylediğimde hiçbir tepki vermemesinin sebebi buymuş. Otoritemin üzerinde etkisi olmadığından değil, zaten gerçeği başından beri bildiği için kendine getirilmesini gerektirecek bir durum yoktu."
Sunny yorgunlukla yüzünü ovuşturdu.
"Gerçekten de ondan iki tane var. Kahret… ha? Dur bir dakika, hepsini yedin mi zaten?"
Arabanın zemininde boş atıştırmalık paketlerinden bir yığın oluşmuştu. Sunny’nin gözü seğirdi. "Bir de yere mi atıyorsun?! Benim aracım hurdalık olabilir ama çöp tenekesi değil! Derhal topla şunları!"
Effie birkaç kez öksürdükten sonra paketleri toplayıp top haline getirdi.
"Bu lokmalar da amma tatlıymış bu arada! Şey… sana bırakmadığım için üzgünüm…"
Sunny ona ters ters baktı.
"Her neyse… Bu seferlik seni affediyorum. Zaten senin gibi kaçık birinden başkası balla kaplı bir şeyi bu iştahla yemezdi."
Ürperdi.
Effie kahkahayı bastı.
"Şu lokantaya geri dönüp bir şeyler yiyelim mi? Bu sefer benden olsun ortak, ısmarlama benden."
Sunny alay etti.
"Tabii. Bana hayali bir yemek ısmarlamak için hayali para harcamak… Ne büyük cömertlik."
Çok geçmeden kendilerini o tanıdık, döküntü lokantada buldular. Yemekler yine geçen seferki kadar lezzetliydi. Ne Sunny ne de Effie şu an ciddi meseleleri tartışacak havada değildi, bu yüzden sessizlik içinde yemeğin tadını çıkardılar.
Nihayetinde Effie memnuniyetle iç geçirdi ve dışarıya baktı.
"Nereden nereye, değil mi? Merak ediyorum da… Eğer benim de kötü bir ikizim olsaydı ne yapıyor olurdu?"
Kıkırdayarak başını salladı.
"Gerçi bir süreliğine Ariel’in Mezarı’nda öyle birine sahiptim. Etrafta dolaşıp Kabus Yaratıklarını —ve sanırım insanları— mideye indiriyordu."
Effie’nin yüz ifadesi değişti.
"Dur bir dakika, bu durumda Ruh Hırsızı kötü bir ikizin kötü ikizi mi oluyor? Bu resmen… çift katlı kötülük!"
Sunny hafifçe gülümsedi.
"İşlerin o kadar basit olduğundan emin değilim; yani Mordret’in bir iyi bir de kötü versiyonu olduğu fikrinden bahsediyorum. Kim bilir? Belki tanıdığımız Mordret şu huzurlu Serap Şehri’nde büyüseydi o da iyi biri olurdu. Ya da Valor Grubu’nun CEO’su, diğer versiyonunun yaşadığı her şeyi yaşasaydı, o da aklını kaçırmış bir piç kurusuna dönüşürdü."
Effie başını sağa sola salladı.
"Doğuştan gelen kişilik mi, yetiştirilme tarzı mı diyorsun yani? Hayır… Mordret’te —gerçek dünyadakinden bahsediyorum— kesinlikle yanlış olan bir şeyler var. Serap Şehri’nde bile tekinsiz bir tip olurdu o."
Merakla ona bakıp sordu:
"Peki ya sen ortak? Senin kötü bir ikizin olsaydı ne yapardı?"
Sunny gülümsedi.
"Hiçbir fikrim yok. Kötü ikizin ben olmadığımı kim söylüyor?"
Effie güldü.
"Hadi canım? Çok mu kötülük yaptın sanki?"
Omuz silkti.
"Hükümdar mertebesine insanlara iyilik ve güzellik yaparak ulaştığımı mı sandın? Kendini savunamayacak olanları öldürdüm, bana güvenenlere ihanet ettim ve her adımda önce kendimi seçtim. Tabii bir sürü iyi şey de yaptım; çaresizleri kurtardım, müttefiklerimin yanında durdum ve başkaları uğruna kendi kanımı döktüm. Sanırım sonunda hepsi bir şekilde dengeleniyor."
Sunny içini çekti.
"Nephis ve ben, Hükümdarlardan kurtulmak anlamına gelecekse milyonlarca hayatı feda etmeye hazırdık. İşte bu… tam da Hükümdarlardan nefret etme sebebim olan şeyin aynısı, anlıyor musun? Yani kötü biri olmasam bile en azından bir ikiyüzlüyüm. Ha, bu arada, dünyada en sevmediğim şey de ikiyüzlülerdir."
Bu ironiye güldü.
"Sanırım benim tam zıttım olan versiyonum fedakâr, nazik ve dürüst olurdu… ve muhtemelen bu yüzden çoktan nalları dikmiş olurdu."
Effie onu bir süre süzdü, sonra gülümseyerek başını salladı.
"Yemezler, rol yapmayı kes. Senin kötü biri olmadığını biliyorum, Gölge Çocuk."
Sunny kaşını kaldırdı.
"Öyle mi? Nereden biliyormuşsun?"
Genç kadın omuz silkti.
"Nephis seni ilk getirdiğinde bize söylediklerin yüzündendi, değil mi? Kendinin bir katil olduğunu bildiğini ve umduğun tek şeyin, yaptığın tüm o kıyımların dünyayı senden daha iyi insanların bir şeyler inşa edebileceği bir hale getirmesi olduğunu söylemiştin. O insanlar bu yapıları senin geride bıraktığın yıkıntıların üzerine inşa etmek zorunda kalsalar bile."
Effie gülümsedi.
"O zaman belli etmemiştim ama o konuşman beni bayağı etkilemişti. 'Ne kadar nazik bir çocuk!' diye düşünmüştüm. 'Her bakımdan Usta Sunless’tan aşağı kalıyor tabii ama yine de kaçırılmayacak biri!'"
Kahkaha attı.
"İkisinin aynı kişi olduğunu kim bilebilirdi ki? İki dünyanın da en iyi özelliklerine sahipsin sanki. Sokaklarda Gölgelerin Efendisi, yatakta Usta Sunless…"
Sunny ona bir peçete fırlattı.
"Kes şunu, kahretsin…"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.