Gurme Yarışı

Sosyal dansı deneyimledikten sonra Hirano ve Ryugu Lisesi'nin diğer üyeleri öğle yemeği yemeye karar verdiler.

"Ee, peki..."

"Yemek zamanı, değil mi..."

Itabashi ve Toshima yutkundular. Bu coşkudan kaynaklanan bir tavır değildi. Aksine, dehşete düşmüşlerdi.

"...Çok garip. Yanlış görmüyorsam, fiyatlarda fazladan bir sıfır var."

"Evet, ben de yorulmuş olabilirim. Bir külah dondurma beş bin yen olamaz herhalde."

Bunca zamandır sessizliğini koruyan Sumida da aynı fikirde olacak ki, kaşlarının arasındaki derin çizgileri ovuşturup duruyordu.

Ryugu Lisesi sıradan bir liseydi. Bu öğrencilerin, aniden böyle lüks bir menüyle karşılaşınca sinip kalmamaları imkânsızdı.

Biri hariç.

"İşte buu!! Hepsini silip süpüreceğim!!"

Hirano'nun daha önce hiç görülmemiş bu heyecanı karşısında herkesin gözleri fal taşı gibi açıldı.

"Hey, siz de korkmayın da tadını çıkarın! İzuki'den kuponları aldık ya, parayı dert etmenize gerek yok!"

Hirano cüzdanından kuponları çıkardı. Bunlar, İzuki'nin Kültür Festivali'nde kullanmaları için daha önceden dağıttığı hediye çekleriydi. Genel katılımcılara kişi başı ikişer tane veriliyordu. Hirano anne ve babasınınkileri de aldığı için, Itabashi ve diğerlerininkilerle birlikte toplam on kuponu vardı.

"Ama nerede yiyeceğiz? Yanlış bir dükkâna girersek kuponlar bir anda buharlaşır."

"Heheh... Böyle olacağını bildiğim için İzuki'den tavsiye aldım."

Sumida'nın endişeli sorusuna Hirano son derece kendinden emin bir şekilde yanıt verdi.

Hirano tereddüt etmeden yürümeye başlayınca, Itabashi, Toshima ve Sumida birbirlerine bakıp arkasından gittiler.

Vardıkları yer, iç avluya kurulmuş 'Gezici Pazar' adı verilen bir alandı. Egzotik bir hava taşıyan tezgahlı bir sokak. Beyaz çadırların arasından yanık sos kokuları, otlar, baharatlar ve cızırdayan kaliteli yağın o nefis aroması yükseliyordu.

"Vaaauu! Burası sanki biraz daha bize göre!"

Toshima'nın gözleri ışıldadı. Itabashi ve Sumida da aynı durumdaydı, etrafa merakla bakınıyorlardı. O kadar çok tezgah çeşidi vardı ki sadece izlemek bile keyif veriyordu.

"Burada doya doya yiyebiliriz, hepsini ortaklaşa bölüşelim!"

Hirano'nun koyduğu kuralı herkes onaylarca başını salladı.

Fakat çok geçmeden pişman olacaklardı.

"Bir porsiyon Rossini usulü dana fileto lütfen! Yanına ıstakoz çorbası, porçini mantarlı kremalı makarna, somonlu galette ve...!"

Durmuyordu.

Hirano durmak bilmiyordu. Freni patlamış bir tren gibi gözüne kestirdiği her şeyi sırayla sipariş ediyordu.

Aralarında en az yiyen Sumida, çekine çekine Hirano'ya seslendi:

"Şe-Şey, Hirano-san? Bu kadarını bitirmemiz imkânsız değil mi..."

"Bayılsam bile yiyeceğim! Sadece bugün, sadece bu an tadabileceğimiz kim bilir kaç çeşit yemek var... Fufufu, bütün tekniklerini çalacağım...!"

Aşçılık ruhu alev alan Hirano'yu durdurabilecek kimse yoktu. Bir de baktılar ki Itabashi'nin de Toshima'nın da elleri yeni alınan yemeklerle dolmuştu. Sumida ise bir elinde makarna, diğer elinde galette tutarken burnundan soluyarak içinden aşk rakibi İzuki'den yardım diliyordu.

Ama işin aslı, Hirano dediğini gerçekten yaptı.

Boş bir masaya oturan ekip, ilk başta bunları bitiremeyeceğiz endişesiyle sessizdi. Ancak Hirano'nun akıl almaz yeme hızını görüp rahatladıktan sonra kendilerini yemeğin akışına bıraktılar. Böyle olunca işler tatlıya bağlandı; Itabashi, Toshima ve Sumida asla tek başlarına sipariş etmeyecekleri türden çeşitli yemeklerin tadını çıkardılar.

"Çok lezzetliii! Hirano-san sayesinde bir sürü farklı şey yiyebildik!"

"Harika. O zaman ikinci tura geçelim mi?"

"Dur bir dakika."

Çorbasını içmekte olan Toshima, ağzını kapatıp ayağa kalktı. İkinci tur kalsın, lütfen.

Iksınarak da olsa ikinci turdan vazgeçen Hirano, çabucak modunu değiştirip önündeki yemeğe odaklandı. Makarna ve çorba gibi sıradan insanların alışık olduğu birkaç yemek de vardı ama onlar bile inanılmaz lezzetliydi. Hayranlıktan sık sık sohbet kesiliyordu. Gerçekten lezzetli bir yemek, insanların sohbetini çalsa bile arkasında huzurlu bir doyum bırakıyordu.

"Bu sos... Gizli lezzet olarak kaynatılmış balzamik sirke kullanmışlar..."

Hirano kısık bir sesle fısıldadı.

Bu ses, karşı tezgahta tavasını sallayan şef önlüklü erkek öğrenciye ulaştı.

"Hoş... Demek fark ettiniz."

Hirano ile erkek öğrencinin gözleri kesişti.

"Ekşiliğini uçurma şekliniz mükemmel. Kırmızı şarabın aromasını bilerek mi bıraktınız?"

"Elbette. Etin o ağır, doyurucu hissini öne çıkarmak istedim."

"Hmm... Fiyatının ötesinde bir lüks hissi yani. Malzemelerin uyumu iyi düşünülmüş."

"Bağışlayın ama, siz de mi aşçısınız?"

"Evet. Gerçi bizimki küçük bir esnaf lokantası."

Erkek öğrenci tavayı bıraktı ve Hirano'nun yanına geldi.

Cebinden bir kartvizit çıkarıp Hirano'ya uzattı.

"Benimle aynı yaşta sizin gibi harika bir aşçı olacağını tahmin etmezdim. Sizinle rekabet etmek isterim... İlginizi çekerse lütfen buraya uğrayın."

"Teşekkürler. ...Bir tane daha var mı? Bizim dükkânın adresini yazayım."

Hirano ikinci kartvizite adresi yazdıktan sonra, iki ezeli rakip arasında kıvılcımlar çaktı.

Itabashi, Toshima ve Sumida ağızlarındaki lokmaları çiğnerken birbirlerine baktılar.

Tomonari de acayip ama...

Hirano-san da az değil yani...

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.