Pat! Çat! Güm! Küt!
Bugün konak sabahtan beri ne kadar da gürültülü.
Hahaha... Toplam hasar ne kadar acaba? Uyandığımda her şeyin eski hâline dönmüş olmasını dilerdim.
Zihnimi boşaltmış yürürken, farkında olmadan yemek odasına varmıştım.
Masanın diğer tarafında benden önce gelen biri vardı.
“Günaydın, bu saatte karşılaşmamız pek rastlanan bir durum değil.”
Kagon Bey kahvaltısını ederken bize şöyle bir göz attı.
Ben ve Shizune Hanım selam vermeye kalmadan, Hinako söze girdi.
“Günaydın, babacığım.”
...........................
Salata yemek üzere olan Kagon Bey, aniden donakaldı. Bir heykel gibi kaskatı kesilen Kagon Bey, sanki gıcırtılı, eski bir ses çıkarıyormuş gibi yavaşça Hinako’ya döndü.
“Kagon Bey, lütfen, sakin olun.”
“...Merak etmeyin. Benim kendimi kaybetmem söz konusu olamaz. Ne de olsa Konohana Grubu’nun seksen bin çalışanının sorumluluğu omuzlarımda. Bu kadarcık bir şeyle sarsılırsam, astlarıma kötü örnek olurum.”
Kendi kendine telkin edercesine konuşan Kagon Bey, dediği gibi eski hâline döndü.
Ama... Kagon Bey...
Çatalı...!
Çatal o kadar titriyor ki, salata her yere saçılıyor...!
Kagon Bey’in etrafındaki masa örtüsü sırılsıklam olmuştu.
“...Shizune, neler olduğunu kısaca açıklar mısın?”
“Itsuki Bey’in dediğine göre, sabah uyandığından beri bu hâldeymiş. Sebebi bilinmiyor ama en azından dün gece her zamanki gibiydi.”
Kagon Bey’in bakışları bana döndü. Benden de bir açıklama bekliyordu anlaşılan.
Tam da sırasıydı. Ona sormak istediğim bir tahminim vardı.
“Bunun sebebi bu mu bilmiyorum ama... Son birkaç gündür Hinako, oyunculuk konusunda sıkıntı yaşıyordu. Belki de tiyatro oyunundaki rolü, günlük hayatındaki tavırlarını da etkilemiş ve bu hâle gelmesine neden olmuştur.”
“Bu hâle geldi demek...”
Kagon Bey sözlerimi tekrarladı. Bu hâle geldiği belliydi. Mesele, bunun ayrıntılarıydı. Acaba Hinako şimdi ne durumdaydı? Kendi kendime tahmin yürütmeye çalıştım.
“............Yoksa mükemmel bir hanımefendi rolünden çıkamıyor mu?”
Benim bu tahmini duyunca, Kagon Bey biraz düşündü.
“...Öyleyse, akademiye gidebilir demektir.”
Gerçekten de, mükemmel bir hanımefendi hâli devam ettiği sürece dışarıdan bakıldığında bir sorun olmazdı. Ancak bu kararı beni şaşırttı. Kagon Bey, kılı kırk yaran bir insandı. Şimdiki bu öngörülemez Hinako’yu insanların önüne çıkaracağını düşünmemiştim.
“Kültür festivalinin gösterisine çok az kaldı. Tiyatro provalarına aksatmadan katılmasını istemem, içimden geçen asıl şey bu.”
“Ama Hinako’nun yeteneğiyle bir gün ara verse bile...”
“Takım çalışmaları, liderin tavırlarına göre ya cennet olur ya cehennem. Hinako’nun yokluğu kesinlikle kötü bir etki yaratacaktır.”
Sadece Hinako’yu değil, bizim A sınıfı öğrencilerini de mi düşünüyordu?
Kagon Bey’in dediği gibi, şu anki A sınıfından Hinako’yu çıkarırsak moral bozukluğu kaçınılmaz olurdu. Herkes pek belli etmese de, kültür festivalinin gözdesi olarak dikkat çeken oyunu sergileyecek olmaktan az da olsa gergin olmalıydı. Hinako’nun varlığı sayesinde engellenen pek çok sorun vardı eminim.
“Itsuki-kun. Hinako’nun bakıcısı olarak, onu akademide de destekleyebilir misin?”
Kagon Bey’in gözleri beni buldu.
“...Denerim.”
“Güveniyorum sana.”
Böylece ben de, mükemmel hanımefendi Hinako ile birlikte akademiye doğru yola çıktım.
Arabaya bindiğimizde de Hinako’nun hâli değişmedi. Araç hareket ettikten hemen sonra Hinako’nun şoföre “Size emanetiz” demesiyle az kalsın kaza oluyordu.
Hinako, sanki akademiye gitmekten keyif alıyormuş gibi, gülümseyerek gelip geçen manzarayı seyrediyordu. Onun profilini sessizce izlerken, öndeki yolcu koltuğunda oturan Shizune Hanım beni işaretle çağırdı ve ona yaklaştım.
Shizune Hanım, Hinako’nun duyamayacağı alçak bir sesle konuşmaya başladı.
“Akademiye girdiğinizde bizim gözetimimiz de ulaşamayacak. Lütfen her şeyi anında rapor edin.”
“Anladım. Bakıcısı olduğum ilk günmüş gibi dikkatli olacağım.”
“En iyisi de bu. İkiniz akademideyken, biz de burada hanımefendinin durumu hakkında araştırma yapacağız.”
İkimiz de biraz olsun sakinleşmiş gibiydik.
“Bugün ikiniz de çok fısıldaşıyorsunuz.”
Hinako aniden böyle dedi. Hinako bana ve Shizune Hanım’a bakarak sevimli bir şekilde yanaklarını şişirmişti.
“Kurcalamayacağım ama... Dışlanmak üzücü.”
“Uh!”
“Kah!”
Ben ve Shizune Hanım aynı anda inledik.
İçim cız etti. ...Bu muydu yani mükemmel bir hanımefendi?
Herkesin saygı duyduğu, hem zeki hem de yetenekli bir kadın olmasının yanı sıra, ilk kar gibi saf ve lekesiz bir masumiyete sahipti. Temiz ve arı duruşu, ona yaklaştıkça insanın içindeki kötücül yanları arındırıyormuş gibi hissettiriyordu.
Araba, akademiden biraz uzakta durdu.
Önce ben inecektim.
“Itsuki Bey, hanımefendinin durumunu sürekli takip edin.”
“Peki.”
Araba beni bırakıp akademiye doğru ilerledi.
Her zamanki gibi, biraz yürüyüp akademi kapısının yakınında Hinako ile buluşacaktık. Ancak içime tuhaf bir sıkıntı düşmüştü, bu yüzden her zamankinden daha hızlı adımlarla buluşma noktasına yöneldim.
(Kagon Bey’in düşündüğü gibi, belki de boşuna endişeleniyordum ama...)
Aslına bakılırsa, Hinako bu hâlde kaldığı sürece hiçbir sorun yoktu. Bir sorun olacaksa da, bu sadece Hinako’nun gerçek hâlini bilen bizlerin şiddetle sarsılması olurdu; dışarıdan bakıldığında hiçbir engel teşkil etmezdi. Akademideki herkes Hinako’nun bu değişimini fark etmezdi.
Hatta, şimdiki Hinako, gerçek anlamda mükemmel olabilirdi.
Şimdiki Hinako ile, aniden tembel doğasının ortaya çıkma riski de yoktu.
Şimdiki Hinako, tam anlamıyla, mükemmeldi.
Konohana ailesi içinse...
“Konohana Hanım.”
Okul kapısından geçerken Hinako’yu görünce seslendim.
“Günay—”
“—Günaydın, Konohana Hinako Hanımefendi!”
Ben Hinako’nun yanına yaklaşamadan, ondan önce başka biri Hinako’nun karşısına çıkmıştı.
Bizim öğrenci başkanı, altın sarısı buklelerin vücut bulmuş hâli... Tennoji Hanım’dı.
“Bu yıl da tiyatro oyununun başrolüne seçilmişsiniz anlaşılan. Kıskansam da, benim rakibim olan sizin böyle olacağınıza emindim! Ben de öğrenci başkanı olarak kültür festivalini coşturacağıma göre, siz de dilediğinizce parıldayın lütfen!”
Tennoji Hanım, Hinako’yu yüreklendiriyordu.
Ne kadar da iyi bir insandı. Kültür festivaline sayılı günler kalmışken, belki de hem bedenen hem de zihnen yorgun olabileceği bu zamanda, Hinako’ya destek olmaya gelmişti.
Kiko Akademisi’nin kültür festivalinde, tiyatro oyununun başrolü olmak, anlık sorumluluk ağırlığı açısından öğrenci başkanlığına eşitti. Şu anda öğrenci başkanlığı gibi ağır bir sorumluluğu taşıyan Tennoji Hanım, bu yüzden Hinako’yu cesaretlendirmek istemişti belli ki. Birbirini geliştiren bir rakip olarak.
Mükemmel bir hanımefendi olsa, Tennoji Hanım’ın bu inceliğini mutlaka fark ederdi.
Ancak Hinako, gözlerini kırpıştırıyordu.
“Uff... Sabahki Tennoji Hanım, o kadar parlıyor ki gözlerimi kamaştırıyor...”
.....................Ha?
Tennoji Hanım’ın gözleri faltaşı gibi açıldı.
Muhtemelen ben de aynı ifadeyle donakalmıştım.
Neydi o az önceki sözler...?
Hinako mu söylemişti...?
“Uykum var... Artık eve gitmek istiyorum...”
“Vay canınaaaaaa!?”
Hemen yüksek sesle bağırarak durumu geçiştirmeye çalıştım. ...Geçiştirebildim mi, emin değildim.
(Yanlış anlamışım...!)
Ben, Hinako’nun rolünden çıkamadığını düşünmüştüm.
Ama öyle değilmiş.
Mükemmel hanımefendi hâli ile gerçek hâli yer değiştirmişti—!
Hâlâ donakalmış Tennoji Hanım’a bakarak, beynimi hiç olmadığı kadar hızlı çalıştırmaya başladım.
Ne yapacağım? Ne yapacağım? Ne yapacağım? —Nasıl geçiştireceğim bunu!?
Bakıcısı olduğumdan beri karşılaştığım en büyük kriz buydu.
“...Ş-şey, Konohana Hanım şu an oyunculuk provası yapıyor!”
Gergin yüzümü fark ederek açıkladım.
“Bu yılki oyunda tembel bir karakteri canlandıracak. Geçen yıldan farklı bir tarz olduğu için, gündüzleri de oyun provasına ayırıyormuş... galiba.”
Aceleyle uyduruk bir şeyler söylemiştim ama en azından asgari düzeyde tutarlıydı.
Lütfen, kanıver...!
“Ne kadar da takdire şayan bir oyuncu ruhu! Harikasınız!”
Neyse ki Tennoji Hanım saf biriydi...!
Durumu başarıyla geçiştirebildiğim için, içimden kopan bir rahatlama nefesi dudaklarımdan döküldü.
“Peki, o zaman biz sınıfa gidiyoruz!”
Hinako’ya baktığımda, hâlâ uykulu gözlerini ovuşturuyordu. Daha fazla açık vermemek için Hinako’nun elini tutarak hızla Tennoji Hanım’dan uzaklaştık.
Ancak doğrudan sınıfa gitmek yerine, bahçenin arka tarafındaki çalılıklara saklanıp Shizune Hanım’la iletişime geçtim.
“Shizune Hanım! Çok kötü! Hinako tembellik yapıyor!”
“O her zamanki hâli değil mi... Hayır, bugün için değil.”
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.