BAŞLIK: Pişmanlığın Gölgesinde
İşte şimdi bile, o anı hatırladığında, pişmanlık sarıyordu benliğini.
Kızın adını sevgiyle fısıldarken bile, uzatmak istediği parmakları itilmişti.
Kızın veda sözleri şefkat doluydu. Gözyaşlı gözlerinde hem mutluluk hem de kararlılık vardı; bunu görünce, sesi boğazında düğümlenmişti.
Şimdi bile, o an aklından ne geçtiğini hatırlayamıyordu.
Şimdi bile, ne söylemesi gerektiğini bilmiyordu.
Şimdi bile, şu soruya bir cevabı yoktu: “Farklı ne yapmalıydım?”
İşte bu yüzden, şimdi bile, yasaklı kitapların arşivinde sinmiş, büzülmüş, yalnız başına duruyor, oradan ayrılamıyordu.
“…Ryuzu.”
Zihninin en ücra köşelerinden gelen eski bir anı kırıntısı, o kelimeyi dudaklarından dökmüştü.
O boş ve durgun ayları, yılları hep aynı şekilde, o acı dolu geçmişten gözlerini kaçırarak geçirmişti.
Neden şimdi, bunca zaman sonra, o pişmanlığı, o anıyı, o kızın adını hatırlamıştı?
En olası açıklama, hissettiği önseziydi.
Tıpkı uzun zaman önce reddedildiği zamanki gibi bir önseziydi bu:
“Seni buradan çıkaracağım, Beatrice. Bu kez elim seni o kocaman güneşin altına çıkaracak ve o elbise çamurdan simsiyah olana dek oynayacağız.”
Ama bu kez, uzatılan eli itme sırası ondaydı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.