Çözüm yolu senin ölmende yatıyor.
Ha?
Kalenin feda edilmesiyle şaha saldırmak gibi bir şeyden bahsetmiyorum gerçi.
Efendim? Ne?
Korkma, sadece bir anlık canın yanacak.
Gaen Hanım bu sözleri fısıldarken kılıcını savurdu.
O kılıcı daha önce görmüş gibiydim.
Hayır, tam olarak öyle değil, hatta hiç değil. Hayatımda o kılıcı daha önce hiç görmemiştim ama aşina olduğum bir başkasına çok benziyordu.
Benziyor muydu?
Bu da doğru tabir sayılmazdı.
Böyle söyleyince sanki bildiğim kılıç gerçekmiş gibi duruyordu; halbuki geçmişte gördüğüm, tanıdığım, birilerini kestiğim ve beni kesen o kılıç sadece bir taklitti.
Şu an havayı yaran katana ise asıl olanın ta kendisiydi.
Tuhaflık Avcısı olarak bilinen o katana.
Asıl Tuhaflık Avcısı. Çok ama çok uzun zaman önce ortadan kaybolmuş olması gereken o kılıç.
İşte o katana.
Gerçek katana, beni boydan boya biçti.
Parmaklarımı, bileklerimi, dirseklerimi, pazılarımı, omuzlarımı, ayak bileklerimi, kaval kemiklerimi, dizlerimi, uyluklarımı, kalçalarımı, belimi, karnımı, göğsümü, köprücük kemiklerimi, boynumu, gırtlağımı, çenemi, burnumu, gözlerimi, beynimi ve kafa derimi; her birini tek tek kesti.
Dilim dilim etti.
Bir anlık bir süre içinde.
Çığlık atar gibi oldum ama ağzım, boğazım ve ciğerlerim çoktan bir halka oyunundaki dizili halkalar gibi dilimlere ayrılmıştı.
Anlık meselesi yalan değildi ama Gaen Hanım büyük bir yalan söylemişti; çünkü o kılıç o kadar hızlı hareket ediyordu ki...
Öyle yakıcı bir hızdaydı ki...
En ufak bir acı bile hissetmedim.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.