İlk tuhaflığı uyandığımda, alarmın sesinden anladım.
Her zamanki dijital alarmım değil, "zırrr zırrr" diye çalan, eski tarz bir zil sesi odayı inletiyordu.
Neler olduğunu anlayamadan, şaşkınlık içinde zili susturup yatağımda doğruldum.
Gözlerimi ovuşturarak odaya şöyle bir baktım ve...
"Ha?.."
Uykum bir anda açıldı, zihnim berraklaştı.
Kimi-Uta posterlerim duvarda yoktu...
Ani-Para figürlerim sergilendikleri yerde değildi...
Nyandars pelüş oyuncağım bile kayıptı...
"Şaka mı bu!? Hırsız mı girdi?.. Yok, öyle bir durum değil gibi."
Sadece eşyalar değil, odanın kendisi bile değişmişti.
Burası... lise yıllarımda yaşadığım oda değil miydi?
"Nasıl yani?"
Hiçbir anlam veremiyordum. Az önce gece vakti yolda yürüyordum, şimdi nasıl oluyor da yıllar önce oturduğum odada olabiliyorum?
"Hayır, ondan daha önemlisi..."
Hemen akıllı telefonumu aramaya koyuldum.
Yaya geçidinden geçerken, bir arabanın bana çarpmak üzere olduğunu fark edip o salak yola atlamıştı.
Sonuçta yetişememişti, arabanın bana çarpıp havaya uçurduğu o hissi iliklerime kadar hissetmiştim ve...
Gözlerimi açtığımda buradaydım.
Neler bittiğini bilmiyordum ama en azından yaşıyordum.
Kendi başıma ne geldiğini merak ediyordum etmesine ama asıl o salağın hayatta olup olmadığını kontrol etmem lazımdı.
"Umarım ağır yaralanmamıştır..."
Ondan nefret ediyordum. Gözümün önünde en son ödülü başkasına kaptırmasını, gachalarda üst üste kaybetmesini falan diliyordum içimden hep.
Ama asla yaralanmasını istememiştim. Hele ölmesi... aklımın ucundan bile geçmezdi.
"Hem neden yola atlıyorsun ki be adam..."
İnternet kafede kalmamak için beni mi geçmeye çalışmıştı?
Yoksa beni kurtarmaya mı çalışmıştı?
Eğer öyleyse tam bir aptal. Nefret ettiğin eski karını korumak için arabanın önüne atlamak aptallıktan başka bir şeyle açıklanamaz.
Benim için arabanın altında kalmak... bu çok saçma.
Bu dünyada öyle bir aptalın var olmasına imkan yok.
Kesin arabayı fark etmeden fırlamıştır yola. Arabayı görünce de son anda geri çekilmiştir kesin!
Böyle umarak telefonumu aramaya devam ettim ama bulamadım.
Onun yerine bulduğum şey, o eski nostaljik kapaklı telefondu.
Üstelik...
"Ne?.."
Ekranda on iki yıl öncesinin tarihi yazıyordu.
Aklım almıyordu...
Boş bakışlarla kalakalmışken telefonun ekranı karardı. Kararan ekrandaki yansımamda, o eski "gyaru" halimi görünce korkudan telefonu fırlatıp attım.
Telefon, boy aynasına "çat" diye çarptı.
"Yanlış gördüm, değil mi?"
Korku dolu adımlarla aynanın önüne geçtim. Karşımda, on iki yıl önceki halim, yüzü kaskatı kesilmiş bir şekilde duruyordu.
Bu, olamaz...
"Ben... zamanda mı yolculuk yaptım?"
Yanağımı çimdikledim; canım yanmıştı.
Rüya değildi.
Kesinlikle rüya değildi.
Zaman yolculuğu yapmıştım.
On iki yıl öncesine... tarihe bakılırsa lise giriş töreninin olduğu güne!
"Bu, hayatıma yeniden başlayabilirim demek değil mi!?"
Kouhei ile evlenmek zorunda kalmayacağımı anlayınca, kaskatı kesilen yüzüme bir sevinç ifadesi yayıldı.
Fakat bu sevinç sadece bir an sürdü.
Hemen ardından bir suçluluk duygusu göğsüme oturdu, yüzümdeki gülümseme silindi. Ben hayatıma yeniden başlayabilirdim ama... Kouhei'nin hayatı belki de orada son bulmuştu.
"Kouhei, neden yola atladın ki?"
Eğer beni kurtarmaya çalıştıysa, ondan nefret etmeye devam edemezdim.
Canı pahasına beni korumaya çalıştıysa, bunun borcunu ödemek istiyordum.
"Gerçi durup dururken teşekkür etsem, ne diyor bu diyecektir muhtemelen."
Çünkü bu zamandaki Kouhei beni tanımıyordu. Onunla ancak bugün tanışacaktık.
İlk kez gördüğü bir kız ona zaman yolculuğundan bahsederse beni kaçık sanar, korkup benden uzaklaşmaya çalışırdı.
Zaten Kouhei'nin kızlara karşı hiç bağışıklığı yoktu.
Ona ürkek küçük bir hayvancığa yaklaşıyormuş gibi yaklaşmazsam hemen kaçıp giderdi.
Ama...
O Kouhei ile zamanında çok yakın olmuştuk.
Ben bir otakuya dönüştükçe aramızdaki mesafe de hızla kapanmıştı.
Şu anki halimle ben tam bir otağıyım. Kouhei ile anime ve oyunlar hakkında konuşursam eskisi gibi yakınlaşabilirdik. Kendine bir otaku arkadaş bulduğu için sevineceği kesindi.
Mesele, ne zaman konuşacağımdı.
Birdenbire dalarsam tetikte olurdu... anime ve oyunlara ilgim olduğunu ona bir şekilde belli etmeliydim.
"Neyse ne, okula gitmeden bir şey başlayacağı yok."
Üniformamı giyip lüks daireden çıktım.
Yolu hiç şaşırmadan okula vardım, okul kapısından geçip ayakkabılığa yöneldim.
Dolaptaki sınıf listelerini kontrol edince beklediğim gibi 1-A sınıfında olduğumu gördüm.
Ve hafızamda olduğu gibi, ismimin hemen üzerinde Kouhei'nin ismi vardı.
Acaba o çoktan gelmiş miydi?..
Güm güm atan bir kalple 1-A sınıfına girdiğimde, Kouhei henüz ortalıklarda yoktu. Doğru ya, o hep son dakikada gelirdi.
Ne zaman gelecek diye yerimde duramazken, zilin çalmasına saniyeler kala Kouhei içeri girdi.
Önümdeki sıraya oturdu, huzursuzca vücudunu sallayıp duruyordu.
Ah, yine mi... saçının arkası havaya kalkmış işte.
Böyle önemli bir günde şu saçlarını düzeltip gelseydin ya!
Tarağımı ödünç vermek istiyordum ama ilk kez gördüğü bir gyaru bir anda onunla konuşursa korkabilirdi... diye düşünürken Kouhei kafasını sıraya gömüp uyuyakaldı.
Zil çaldı ve Sawashiro-sensei içeri girdi.
Yüzünde bir gülümsemeyle "Okula hoş geldiniz" dedikten sonra günün programını anlattı ve kendimizi tanıtmamızı istedi.
Okul numarası sırasına göre herkes kendini tanıtıyordu, sıra Kouhei'ye geldi.
"Botan Ortaokulu mezunu Kurose Kouhei. Hobim kitapçıları gezmektir. Ayrıca filmleri de severim, ayda en az bir kez sinemaya gitmeye çalışırım. Bu yıl sizinle iyi vakit geçirmeyi umuyorum."
Tam Kouhei'ye yakışır, sıradan ve göze batmayan bir tanıtım.
Pekala, sıra bendeydi.
Ayağa kalktım, kürsüye geçip herkesin yüzüne baktım.
O zamanlar çok heyecanlanmıştım ama şimdi rahattım. Kouhei mülakat provalarımda bana çok yardımcı olmuştu. Onun sayesinde istediğim şirkete girebilmiştim.
Benim aksine Kouhei hep reddedilmişti...
Üstelik girdiğim şirket iflas edince, "işsiz gezmek yakışık almaz" diye alelacele bir iş bulmaya çalışmış, sonunda bir sömürücü şirkette çalışmak zorunda kalmıştı.
Günden güne çöken o yüzünü bir daha asla görmek istemiyordum.
Ben hayatında olmazsam aceleyle iş bulmasına gerek kalmazdı ve belki o sömürücü şirketten kurtulabilirdi ama... yine de tuhaf bir yere girmeyeceğinin garantisi yoktu.
Onunla arkadaş olursam, iş hayatı konusunda ona tavsiyeler verebilirdim.
Bunun için de önce Kouhei ile arkadaş olmam gerekiyordu.
Birdenbire aradaki mesafeyi kısaltırsam benden çekinebilirdi. Gardını indirmesi için hobilerimizin aynı olduğunu göstermeliydim.
Kitapçı gezmeyi sevdiğimi ve filmlere ilgim olduğunu söylersem, kendini bana biraz daha yakın hissederdi, değil mi?
...Diye.
Kafamda bunları kurarken ağzımı açtığımda, dilim feci şekilde sürçtü.
"Kirishima Ortaokulu'ndan geldim. Ben Kurose Yuzuka."
Kullandığınız cihaza bağlı olarak bağlantı özellikleri kısıtlanabilir ve düzgün çalışmayabilir. Ayrıca bağlantı verilen web siteleri, e-posta adresleri ve telefon numaraları önceden haber verilmeksizin silinebilir veya değiştirilebilir. Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Sınıfımda Gençleşmiş Eski Karım Var
1 Haziran 2022 tarihinde yayınlanmıştır
Yazar: Nuko Nekomata
©Nuko Nekomata 2022
Yayıncı: Hiroaki Morita
Yayın Evi: Kodansha Ltd. Şti.
2-12-21 Otowa, Bunkyo-ku, Tokyo
Posta Kodu: 112-8001
Bu e-kitabın dosya görüntüleme izni sadece satın alan kişinin bireysel kullanımı için verilmiştir. Kişisel kullanım sınırlarını aşan eylemler telif hakları yasasınca yasaklanmıştır.
22A0419E
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.