Sırlar ve Sıcak Sular

Gezintiniz nasıl geçti? İstediğiniz yerleri görebildiniz mi? Bay Kazuma? İyi misiniz?

A-a-a-amanın! On dakika daha... En azından bir beş dakika daha! Şey, yani iyiyim, gayet iyiyim! Her neyse, hiçbir baltaya sap olamadık. Yarın da otelden dışarı adımımı atmak istemiyorum. Bu kasaba gerçekten çok tuhaf.

Şu Aksis tarikatı üyeleri cidden korkunç. Kızıl Büyü Klanı kadar ürkütücü olmalarının sebebini şimdi çok daha iyi anlıyorum.

Megumin ile ben bitkin bir halde olanı biteni anlatırken, Darkness heyecanla araya girdi.

Belki yarın ben de bir tur gezip tozmaya çıkarım...

Sen... Neyse ne, canın ne istiyorsa onu yap. Ben banyoya gidiyorum.

Bu kasabadan tek keyif alan kişi gibi görünen haçlı şövalyemizin bu hallerine pes ederek ayağa kalktım.

Üstümü değiştirmek için odama geçtim. Kadınlarla dolu bir gruptaki tek erkek olduğum için kendime ait ayrı bir odam vardı.

Ama odadan çıkmadan önce dönüp kızlara son bir kez seslendim.

Ben banyoya gidiyorum.

İlk seferde duyduk zaten. İyi eğlenceler.

Ben çoktan girdim bile. Kafana göre takıl!

Megumin ve Wiz kendi hallerinde cevap verdiler.

Darkness'a dönüp bir kez daha şansımı denedim.

Banyoya gidiyorum işte.

Hadi git artık.

Sesi bundan daha soğuk olamazdı.

Odama dönüp üstümdekileri hızlıca çıkardıktan sonra otelin hamamına doğru yöneldim.

Yanımda kimsenin olmaması biraz hayal kırıklığı yaratsa da, zaten böyle bir şeyin gerçekleşme ihtimali en başından beri mucizelere bağlıydı.

Şimdi sıra günün en önemli olayına gelmişti.

Sağdan sola sırasıyla erkekler banyosu, karma banyo ve kadınlar banyosu uzanıyordu.

Bir an bile tereddüt etmeden, doğruca ortadaki kapıdan içeri süzüldüm.

Soyunma odasındaki sepetlerden birinde kıyafetler duruyordu. Yani içeride zaten birileri vardı.

Tamam, sakin ol. İçeride seni dünya güzeli bir kadının beklediğinin hiçbir garantisi yok.

Kalbim her zamankinden biraz daha hızlı çarparken derin nefesler alarak sakinleşmeye çalıştım, üstümdekilerden tamamen kurtulup içeri adım attım.

İçeriden birilerinin konuşma sesleri yankılanıyordu.

Böylece o lanet tarikatın işi bitmiş olacak. Değerli kaplıcalarını kurutma planımız tıkır tıkır işliyor. Şu an diğer yerlerde de her şey tam istediğimiz gibi gidiyor. Plan başarıyla sonuçlanırsa bize sadece beklemek kalacak. Bizler uzun ömürlü varlıklarız, on yirmi yılın lafı mı olur?

Manga mı okuyordum, yoksa film falan mı izliyordum?

Her ne halt ise, konuşan adamın hiç de iyi niyetli olmadığı ses tonundan besbelliydi.

Az önce o lanet tarikatın işi bitti demişti.

Kastettiği şeyin Aksis Kilisesi olduğundan adım gibi emindim.

Üstüne bir de, bizler uzun ömürlü varlıklarız, on yirmi yılın lafı mı olur, demişti.

İnsan olmayan bir güruhun Aksis Kilisesi'ni haritadan silmek için sinsi planlar yaptığını anlamak zor değildi.

Bu tarz tehlikeli işlerin ortasında kalmaktan artık öyle çok sıkılmıştım ki.

Hem zaten, Aksis Kilisesi yok olsa dünyanın sonu mu gelirdi sanki?

Duyu yeteneğimi aktif etmemiş olsam da şansıma beni fark etmemişlerdi. Duyduklarımı hiç duymamış gibi yapıp, işler daha da sarpa sarmadan usulca soyunma odasına geri dönmeye karar verdim.

Hans, bana bunları haber vermek için buralara kadar gelmene hiç gerek yoktu. Sana kaç kez söyledim, ben buraya sadece bu şifalı sularda dinlenip iyileşmek için geldim. Lütfen beni o sinsi planlarına alet etme.

Üstümü giyinmeye başlamıştım ki, içeriden gelen kadın sesini duyar duymaz üzerimdekileri yine hızla fırlatıp attım.

Yapma böyle Wolbach. Doğrudan bir saldırıyla bu kiliseden asla kurtulamazdık, elimize böyle harika bir fırsat geçmişken kaçıramayız. Ben raporlarımı sunmak için buraya gelmeye devam edeceğim, sen de bu otelde banyona bak, anlaştık mı?

Belime alelacele bir havlu dolayıp kapıya doğru adımladım ve hiç düşünmeden kapıyı ardına kadar açtım.

?!

Çıkan gürültü ikisini de farksız bir şaşkınlığa sürükledi.

İçeride bir kadın ve bir erkek vardı. Adam aslında suya girmemiş, belindeki havluyla kadının hemen yanında tek dizinin üstüne çökmüştü. Kısa kesilmiş kahverengi saçları, kaslı ve uzun boylu fiziğiyle şaşkınlık içinde bana baka kaldı.

Demek o sinsi planları yapan ikili bunlardı.

Ama şu an bunun hiçbir önemi yoktu.

Gözlerimi çoktan banyodaki kadına dikmiştim, o da bana hafif bir tedirginlikle bakıyordu.

Benden biraz büyük gösteriyordu; kısa kırmızı saçları ve kedi gözlerini andıran sıra dışı sarı göz bebekleri vardı. Oldukça dolgun hatlara sahipti. Gerçekten göz kamaştırıcıydı.

Gözlerimi kadından ayırmadan öylece dururken, adam kadının kulağına doğru fısıldar gibi konuştu.

Sence bizi duydu mu...?

Bilmiyorum... Ama gözlerini benden ayırmıyor...

Kendi aralarındaki bu sessiz mırıltı beni kendime getirdi. Karma banyoda olsak bile kadına öyle dik dik bakmaya devam edemezdim. Olabildiğince umursamaz bir tavır takınarak içeri girdim ve yıkanma alanına geçip temizlenmeye başladım.

Üzerlerindeki bakışları hissederken başımdan aşağı su dökmeye başladım.

Yine de arada bir kendimi tutamayıp kadına doğru kaçamak bakışlar fırlatmadan edemiyordum.

Sağlıklı bir ergen erkeğin vereceği en doğal tepki buydu, değil mi?

Sadece bana baktığının farkında mısın? Ne anlama geliyor bu?

Şey, galiba bizi duymadı. Şüpheli bir hali yok, sadece sana karşı biraz ilgili görünüyor.

Bu sözlerin üzerine kadın suyun içine biraz daha gömüldü.

Ne diye adamın ağzını açtırıyordun ki sanki?

Yıkanma işini bitirip ikisinden biraz uzakta bir yerde kendimi sıcak suların kollarına bıraktım.

Kendimi suçlu hissedeceğim hiçbir şey yapmamıştım. Sadece birkaç sinsi plana kulak misafiri oldum diye onlardan çekinecek değildim ya. Hem suyun tadını çıkaran başka birinin vücuduna gözüm kaydıysa, bunda benim ne günahım vardı?

O yüzden bakmaya devam edecek, bunu yaparken de başımı dik tutacaktım.

Şey... Hey...

Şüphelenmesinden iyidir, değil mi? Benim yapacak işlerim var, görüşürüz!

Adam lafını bitirir bitirmez aceleyle dışarı fırladı.

Onun tamamen kuru olduğunu ancak o zaman fark edebildim. İnsan o kadar yıkım planı yaparken bari bir anlığına sıcak suyun keyfini çıkarmaz mıydı?

Yoksa suya girmesini engelleyen özel bir durum mu vardı?

Her neyse, ben buraya sağlığım için gelmiştim. Bu insanların kim olduğu ya da ne planladıkları beni hiç mi hiç ilgilendirmezdi.

Hans denen adam gidince, içerideki hava iyice ağırlaştı ve gergin bir hal aldı.

Şimdi ne yapacaktım? İçimi bir huzursuzluk kaplamıştı. Baş başa kalmışken ona öyle rahat rahat göz dikmeye devam edemezdim.

Suyun içinde hafifçe gerinip derin bir iç çektim.

Öhöm. Buralı gibi görünmüyorsunuz. Tatilde misiniz?

Kadın sessizliği bozarak aniden bana seslendi. Muhtemelen o da havadaki bu gerginliğe daha fazla dayanamamıştı.

Öyle de denebilir. Arkadaşlarımla birlikte kaplıcalarda şifa bulmaya geldik.

Kadın etkilenmiş bir edayla mırıldandıktan sonra devam etti. Ne hoş bir tesadüf... Ben de bu suların şifalı gücünden yararlanmak için buradayım. Ama çok genç görünüyorsun. Bu yaşta ne gibi bir şifa arıyorsun? Bir sakatlığın mı var?

Evet. Pek göstermesem de ben bir maceracıyım. Yakın zamanda çok güçlü bir düşmanla savaştık ve kafama ciddi darbe aldım. Tam efsanelere layık bir mücadeleydi anlayacağınız.

Bu sözlerime kıkırdayarak şakacı bir tonla karşılık verdi. Ben de diğer yarımla savaştığımda, gücümün tamamını geri almayı beceremedim. O yüzden burada dinlenip eski gücümü kazanmaya çalışıyorum.

Diğer yarınızdan gücünüzü geri almaya mı çalışıyorsunuz? Partimde bu lafları duysa bayılacak bir büyücü var.

Kıkırdadı. Yoksa kendisi Kızıl Büyü Klanı'ndan mı? Acaba zamanında büyü öğrettiğim o Kızıl Büyücü kız şimdi ne yapıyordur... Kayıp yarımı bulabilseydim, kendimi toplamak için buralarda vakit kaybetmeme gerek kalmazdı. Belki de buralarda bir yerlerdedir, kim bilir?

Derin bir iç çekti. Söylediklerinde şaka yapıyor gibi bir hava olsa da, sözlerinin altında yatan bir gerçeklik payı var gibi hissettiriyordu.

Pekala. Ben artık çıkayım... Bu arada... Bugünlerde şehrin kaplıca sularında çok fazla vakit geçirmesen iyi edersin.

Ne demek istediğini pek anlayamamıştım ama sudan çıkmak üzere doğrulmaya başladı.

Şey... Rica etsem... Ben çıkarken kafanı başka tarafa çevirebilir misin... Kendimi biraz savunmasız hissediyorum da...

Elbette.

Hızlı cevabım karşısında neredeyse ağlayacak gibi oldu.

Elden ne gelir ki.

Arkama döndüğümde kısık sesle teşekkür ettiğini duydum. Ardından kendi kendine mırıldandı. Ah... Tam kendime göre harika bir kaplıca kasabası bulmuşken, şimdi yine şifa bulacak yeni bir yer aramak zorunda kalacağım.

Bu söylediği kulağa önemli bir detay gibi geliyordu ancak kadın çoktan kapıdan çıkıp gitmişti.

Banyoda tek başıma kaldığımda, ikilinin konuşmalarını kafamda tartmaya başladım.

O lanet tarikatın işi bitmiş olacak.

Ve kadının uyarısı: Bugünlerde şehrin kaplıca sularında çok fazla vakit geçirmesen iyi edersin.

Bunu neden söylediğini çözemesem de iyi niyetle uyardığını hissedebiliyordum.

Bu durum, Aksis Kilisesi'nin kalbi olan bu kasabada büyük bir tezgah döndüğünün işareti miydi?

Artık konuya hakim olduğuma göre bir şeyler yapmam gerekebilirdi fakat dürüst olmak gerekirse içimden hiç gelmiyordu. Kendimi yine saçma sapan olayların ortasında bulmaktan bıkmış usanmıştım.

Evet. Ben buraya tatil yapmaya gelmiştim. Hiçbir şey duymamış gibi davranacaktım...

Gerçekleri görmezden gelmeye çalışırken kulağıma tanıdık sesler çalındı.

Ooo! Bizim lüks daire içindeki banyo da fena sayılmazdı ama birinci sınıf bir otelin banyosu cidden bir başka oluyormuş! İnsan burada rahatça yüzebilir bile!

Megumin, banyoda yüzmek çok görgüsüzce bir hareket... Hey, ne yapıyorsun?! Havlunu neden çıkarıyorsun...? Ah!

Neden bu kadar utanıyorsun ki? Şurada biz bizeyiz. Ne de olsa hepimiz zorlu birer maceracıyız, değil mi? Bu kadar çıtkırıldım olmaya ne gerek var?

Bunun ne alakası var şimdi! Çok erkeksinsin Megumin! Ah, havlum—!

Kadınlar banyosundan gelen bu iki ses fazlasıyla tanıdıktı.

Görünüşe göre Megumin ve Darkness havlularını fora etmişlerdi.

Onları bu kararlarından ötürü sonuna kadar desteklemek istesem de ortada görebileceğim hiçbir şey yoktu; gerisini hayal gücüme bırakmaktan başka çarem kalmamıştı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.