Sıcak Suların Ardındaki Sır

Otelimizin ilk katında yemek yenebilecek bir yer vardı.

Sınıfına göre hayli şık, sağlıklı ve şaşırtıcı derecede lezzetli kahvaltımızı atıştırırken Aqua, "Bu kasabanın tehlikeleri gerçekten çok riskli görünüyor," dedi.

Tehlikeleri riskli mi? Bu da ne demekti şimdi? Önce kelimeleri doğru düzgün kullanmayı öğrenmeliydi.

"Dün gece sabaha kadar ağlama krizine giren sendin. Şimdi ne saçmalıyorsun? Şu an bu kasaba için en büyük tehlike senin o özel gücün. Odamızdaki açık hava banyosu hariç hiçbir banyoyu kullanmayacaksın, anlaşıldı mı?"

Bu sözüm üzerine Aqua masaya sert bir tokat indirdi.

"Beni dinlesene sen! Sıcak su kaynaklarını keyfimden arındırmıyorum herhalde! Evdeki banyoda deney yapmak için Darkness'ın o pahalı köpük sabunlarının hepsini suya dökmüştüm de anında temizlenivermişti. Haliyle buradaki sıcak suyu da arındırmam gayet doğal."

"Ne?! Hepsini mi kullandın?! Onları Başkent'ten senin için özel getirmiştim!"

Aqua, Darkness'ın acı dolu haykırışını duymazdan gelerek konuşmasını sürdürdü.

"Ama bu işte bir gariplik var. Aks Kilisesi'ndeki özel banyoyu arındırmak çok uzun sürdü. Üstelik benim arındırma güçlerim inanılmaz kuvvetlidir. Mesela..."

Aniden sustu ve tam içmek üzere olduğum kahve bardağının içine parmağını daldırdı.

O kapkara kahve, göz açıp kapayıncaya dek berrak, sıcak bir suya dönüştü.

Herkes şaşkınlıkla Aqua'ya baktı. O ise başını hafifçe yana eğdi.

"...Gördünüz mü?"

"Gördük mü?! Seni aptal, git bana yeni bir kahve getir hemen!" diyerek bardağı masaya bıraktım ama Aqua sadece parmağının ucunu yalamakla yetindi.

"Normalde böyle olur işte. O banyoyu arındırmak o kadar uzun sürdüyse, su acayip derecede kirlenmiş demektir... Hem sizce de buralardaki sıcak suların kalitesi son zamanlarda aniden düşmedi mi? Belki de İblis Kral, benim Aks Kilisesi ile uluorta savaşamayacağını anlayınca, cemaatin o can damarı olan inanç pınarını sinsice kurutmaya çalışıyordur!"

"Vay canına. Demek öyle."

"Lütfen bana inanın yaaa!"

Megumin ile Darkness ağız birliği etmişçesine geçiştirici bir cevap verince Aqua masayı yumruklamaya başladı.

Onun bu tepkisi karşısında kızların kafasında adeta birer soru işareti belirdi.

"Yani bazı sıcak su kaynakları bozulmuş," dedi Darkness. "Peki bunun İblis Kral ordusunun işi olduğundan nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?"

Megumin de araya girdi: "İnsanların Aks Kilisesi üyelerinden uzak durmaya çalıştığını ve onları genelde pek çekilmez bulduğunu biliyorum ama kim böyle bir zahmete girer ki?"

Düşününce gerçekten büyük bir zahmet gibi görünüyordu...

Lanet olsun. Demek dün banyoda gördüğüm o adam sahiden de İblis Kral'ın adamlarından biriydi. Aks Kilisesi'ndeki banyoya bir şeyler yaptığından falan bahsedip duruyordu zaten. Aqua'nın bilmeden bu planı suya düşürmüş olmasına sevinmiştim ama...

Şimdi ne yapmalıydım? Bunu herkese anlatmalı mıydım?

Anlatırsam işin büyüyeceğinden ve başımıza büyük bir iş açılacağından emindim. Bu kasabadaki Maceralar Loncası'na durumu bildirmemiz gerekecekti, üstüne bir de yardım etmek için zaman harcayacaktık.

O canım tatilimiz piç olacak, yine can sıkıcı bir İblis Kral adamıyla uğraşmak zorunda kalacaktık.

İçgüdülerime güvenirdim; dün banyodaki o iki tip gerçekten çok güçlü görünüyordu.

Yani, Aks inancının tam kalbine kadar sızıp banyoda keyif çatacak cesareti bulmuşlardı ve anlaşılan her şeyi sadece ikisi yıkmayı planlıyordu.

Bana gelirsek, daha geçen gün buralardaki en zayıf canavarlarla savaşmaya çalışırken ağaçtan düşüp can vermiş adamdım. Onlara pek diş geçirebileceğimi sanmıyordum.

Aqua, "Ben ayağa kalkıp bu kasabayı koruyacağım! Siz de bana yardım edeceksiniz, değil mi?" diye sordu.

"Üzgünüm," diye kestirip attım. "Benim işim var, kasabayı falan gezeceğim."

Megumin de bana katıldı: "Dün Aks müritlerinin ne kadar korkunç olabileceğini bizzat tecrübe ettim. Bugün daha fazlasına katlanamam. Kazuma ile kalacağım."

İkimizin de kılını kıpırdatmaya niyeti yoktu.

"Ne?! Neden?! Kasabayı her zaman gezebilirsiniz! Hem Megumin, benim o tatlı takipçilerimden nasıl bu kadar nefret edersin? D-Darkness, sen kesin..."

"Şey... Ben, ııı... Bilirsin ya..."

"Lütfeeeen!"

"Tamam be! Yardım edeceğim! Yapacağım işte! Yeter ki git başımdan, üzüm suyumu arındırmadan önce uzaklaş benden!"

Darkness'ın ağlayıp sızlayan, üstüne yapışan Aqua'ya teslim oluşunu izlerken aklıma bir şey geldi.

"Hey, Wiz henüz uyanmadı mı? Özellikle sana karşı çok yumuşak yüzlüdür. Rica edersen kesin seninle gelirdi."

"Dün gece sabaha kadar omzunda ağladım. Sabah olduğunda gözyaşları yüzünden neredeyse şeffaf bir hale gelmişti. O yüzden şimdilik dinlense daha iyi olur."

"Kasabaya yardım etmeden önce Wiz'e yardım etsene be! Buraya geldiğimizden beri sürekli uyumasının tek sebebi sensin!"

Megumin ile birlikte Aqua'nın Darkness'ı sürükleyerek götürüşünü izledikten sonra, günün geri kalanında ne yapacağımıza karar vermek için masada kaldık.

Burası bir tatil yeri olmasına rağmen gezilecek pek bir yer yoktu.

Öylece dolanabilirdik elbette ama bu durum yine o yapışkan misyonerlerin üzerimize üşüşmesine davetiye çıkarırdı.

Ben kara kara düşünürken Megumin elbisemin kolunu çekiştirmeye başladı.

"Gidecek özel bir yerimiz yoksa, lütfen kasaba dışına çıkıp bir patlama büyüsü yapmama eşlik et."

"Bunca yolu bunun için mi geldik yani?"

Megumin'in günlük patlama büyüsü ritüeli Axel kasabasının adeta sıradan bir manzarası haline gelmişti ancak böyle turistik bir yerde aniden patlama yapmak ortalığı ayağa kaldırabilirdi.

Neyse. Kasabadan iyice uzaklaşırsak bir sorun çıkmazdı herhalde.

Megumin'e patlama büyüsü için onunla geleceğimi söyleyince meyve suyundan keyifle bir yudum aldı.

"Günaydın... Şey... Hepiniz ne kadar erken uyanmışsınız..." Wiz, uykulu gözlerle, bembeyaz bir yüzle ve darmadağınık bir halde odaya adeta kendini sürükleyerek girdi.

"Günaydın. Daha iyi misin? Aqua'nın seni neredeyse yok ettiğini duydum."

"Evet... Bir an için, eski macera günlerimdeki parti üyelerimden birinin bana nehrin karşı kıyısından el salladığını görür gibi oldum... Ama şimdi iyiyim."

Bayağı zor zamanlar geçirmiş gibiydi. Ölümden dönmek dedikleri şey bu olmalıydı herhalde.

Gerçi, bir yaşayan ölünün ölümden dönmesi nasıl oluyordu ki?

"Bugün için bir planın var mı Wiz? Megumin ile ben kasaba dışına çıkmayı düşünüyorduk."

"Belirli bir planım yoktu aslında... Demek kasaba dışına çıkıyorsunuz? Buralarda yaşayan canavarlar oldukça güçlüdür, biliyorsunuz değil mi? Eğer isterseniz, ben de sizinle gelebilirim."

Bunu söylediği için ona minnettar kalmıştım. Üstelik bunu ondan ben istememiştim bile.

"Harika olur! Yanımızda gerçek bir büyücü varken kendimi çok daha güvende hissedeceğim."

"Hey! O sahte büyücünün kim olduğunu bana da söyler misin acaba?!"

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.