Resmî evrak işlerini nihayet bitirmiş, otele doğru yürüyorduk.
"Seni gidi pislik...! Aşağılık herif...!"
Darkness hâlâ öfkeden köpürüyordu.
"Amaaan, yine ne oldu? Özür diledim işte, uzatma artık! Tamam, için rahat edecekse evrak masraflarının hepsini Aqua’ya kitleriz, olur biter."
"Ne?! Niye ben ya?"
"Mesele para değil! Ailemin adını böyle lekelenemezsin, canın her istediğinde kullanamazsın...!"
"Baksana Aqua. Darkness’ın ailesi zaten hayırsız bir evlat yetiştirmekle uğraşıyor, bir de biz yük olmayalım. Adamlara bir hayrımız dokunsun. Kilise'ni kurtarmanın bedeli olarak düşün."
"Ayy... İyi tamam. Darkness’ın ailesinin ne kadar zor durumda olduğunu biliyorum. Ben öderim."
"Gıııırrrrââââhhh...!!"
"Anam! Bu da ne? Dur, ne yapıyorsun!"
Darkness’ın ansızın savurduğu yumruktan son anda sıyrılıp karşı saldırı pozisyonuna geçtim.
"Tanrı aşkına, neyi paylaşamıyorsunuz yine? İnsanlar bakıyor," dedi Megumin. "Ayrıca Darkness, her ne kadar öyle görünmesen de neticede soylu bir kadınsın. Biraz ağırbaşlı ol..."
"‘Öyle görünmesen de’ ne demek be! Bayağı soyluyum ben. Of, sabır...!"
Bir sebepten tamamen tükenmiş gibi duruyordu, ben de ona doğru birkaç havada boşa yumruk salladım. "Tahripçi ile savaşırken hiçbir işe yaramadığını unutmadın değil mi? Al işte sana fırsat, soylu dediğin halkını korur, göster marifetini."
"Yeter artık! Yol boyunca benimle dalga geçip durdun!"
"Ooo, bu ne biçim saldırı böyle! Bırak hareket etmeyi, sabit dursam yine vuramazsın ki!"
"Vurmak mı? Seni geberteceğim!"
"Sana sakin ol dedim! Herkes bize bakıyor!" En sonunda Megumin araya girip kışkırtmalarımla çileden çıkan Darkness’ı yatıştırmayı başardı.
"Tüh size. Soylu olduğumu öğrenince bana karşı tavrınız biraz olsun değişir sanmıştım ama nerdee..." Huzursuzluğu her halinden belliydi. Yine de kısık bir sesle ekledi: "İnsanlar sorun etmediklerini söylerler ama gerçeği öğrenince herkeste bir mesafe, bir çekince oluşur..."
Gerçeği öğrendiğimiz hâlde ona farklı davranmadığımız için içten içe sevindiği sesinden anlaşılıyordu.
"Soylu olsan da olmasan da sen yine aynı Darkness’sın. Tavrımız niye değişsin ki? Hem Al Kırmızı Büyü Klani makam mevki dinlemez. Soyluymuş, krallmış fark etmez, lafımızı kimseden sakınmayız."
"Megumin..."
"Benim memlekette insanlar siyasetçileri her gün yerden yere vururdu. Şahsen benim için ne sosyal statünün bir önemi var ne de cinsiyetin. O yüzden senin gibi kıt kanaat geçinen bir soylunun önünde eğilmek asla içimden gelmez."
"K-Kazuma, sen de mi? ...Bir dakika, kıt kanaat geçinmek de ne demek?" Darkness gaddar bir bakışla yakama yapıştı.
Onu görmezden gelip partimizin son üyesine döndüm. "Hadi Aqua, sen de bir şeyler söyle. Statü aralarındaki bağı bozamaz falan de... Hey, elindeki ne senin...?"
Yürürken Aqua’nın becerikli elleriyle bir şeyler şekillendirdiğini görünce duraksadım.
Elindeki kil miydi? Nereden bulmuştu onu?
Nereden bulduysa bulmuştu ama kendisini tamamen kilden bir heykelcik yapmaya kaptırmıştı.
"Bu mu? ...Ha, Darkness’ın az önceki madalyonunu taklit ediyorum. Bak bakayım. Birebir aynısı oldu değil mi? Bununla Darkness’ın ailesindenmişiz gibi davranıp istediğimiz her şeyi belleşe getirebiliriz... Aaa, hayırrrr!"
Darkness kil kütlesini kapıp uzağa fırlattı.
"Hoş geldiniz! Nasıl gitti?"
Otele döndüğümüzde detayları Wiz’e anlattık.
Şüpheliyle ilgili bilgileri Lonca'ya iletmiş, kasabadaki bütün hamamlara birer kopyasını dağıtmıştık. Artık yapabileceğimiz başka bir şey kalmamıştı.
Adam muhtemelen kaplıcalara yaklaşmaya cesaret edemezdi, bizim de kasabada boş boş dikilmemizin bir anlamı yoktu. En sonunda buraya geliş amacımıza geri dönmeye karar verdik: Sıcak suların tadını çıkarmak.
"Çok yorucu bir süreçti. Ama bir olay çıkmadan İblis Kral’ın planlarını bozduğumuza sevindim... Hey, Darkness. Sen korunaklı saraylarda büyümüş bir soylusun, bilmezsin. Ama biz avam tabakası arasında, kızlar ve erkekler birlikte tatile çıktığında en az bir kez beraber hamama girmek adettendir. Yarın dönüyoruz, elimizi çabuk tutup bu geleneği yerine getirsek iyi olur."
"?! B-ben böyle bir gelenek hiç duymadım!"
"Dedim ya, alt tabakanın adetidir bu. Sizin gibi soylular bilmez. Aramızdaki o statü farkını gerçekten kapatmak istiyorsan, işte sana bulunmaz fırsat."
"G-gerçekten böyle bir adet var mı...?"
"Hayır, yok," diyerek söze girdi Megumin.
Yüzü kızaran Darkness’ın hamlesinden sıyrılmaya çalışırken kapı panikle çalındı.
"Evet, kim o?"
Aqua kapıyı açtığında, Macera Loncası görevlisini karşısında buldu. Belli ki buraya kadar nefes nefese koşarak gelmişti.
"N-ne oluyor?" diye sordum, içimi kaplayan bir huzursuzlukla.
"Çok kötü bir şey oldu! Kaplıcalar...! Kasabadaki bütün kaplıcalardan aniden zehirli sular fışkırmaya başladı...!"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.