Sizi de çok beklettik efendilerim, hanımefendim, kusura bakmayın lütfen.
Gerçekten kusura bakmayın.
Balter ile Darkness’ın babası sohbet ederken Aqua ile içeri süzüldük. İkimize de ters ters bakan Darkness’ın hemen yanına geçip durduk.
Aqua fısıldayarak, Kazuma, seni çok iyi anlıyorum, dedi. Gönül isterdi ki Darkness sevdiği biriyle evlenip mutlu olsun ama bu gidişle iş çığırından çıkacak.
Anlamana çok sevindim. Şimdi sen keyfine bak. Ben de bu görüşme bitene kadar o adamın Darkness’a sırılsıklam aşık olmasını sağlayacağım!
Darkness aramızdaki bu fısıldaşmaları duyabiliyor muydu emin değildim ama kulağıma doğru eğilip tısladı. Hemen şimdi durursan seni suçlamayacağım. Yoksa her şey bittiğinde bana yalvaracaksın ama seni öldürmeyeceğim bile.
Tüyler ürperticiydi.
Fakat şu an hiçbir tehdit bana sökmezdi.
Çünkü arkasında durabileceğim, Darkness’tan çok daha güçlü bir müttefikim vardı.
Evet, aynen öyle...
Efendim, haddimi aşmıyorumdur umarım ama artık hanımefendi ile Lord Balter’ın görüşmesine başlasak mı diyorum? Bizim hanımefendi zaten dünden razı, sabırsızlanıp duruyor.
Darkness, artık tek bir kelime bile etmemem için sessizce dişlerini gıcırdattı.
Babası tabii ki bu sessiz savaşı fark etmedi ve keyifle beni onayladı. Birkaç dakika önce kızını susturmak için kafasına vurmama bir baba olarak pek içerlemiş görünmüyordu. Aksine, içten içe rahatlamış gibi bir hali vardı.
Artık arkamda onun kutsama gücünü hissediyordum. Bu da bana az çok şımarıklık yapma cesareti veriyordu.
Pekala. Lord Balter, Lalatina, dedi Darkness’ın babası. Benimle gelin. Kabul salonuna geçelim.
Darkness tam o sırada sendeleyiverdi.
Aman Tanrım, ayakkabımın ökçesi kırıldı galiba. Lord Balter, bana elinizi uzatır mısınız acaba...? diyerek elini Balter’a doğru uzattı.
Benden bir darbe daha yememek için ses tonunu olabildiğince nazik tutmaya çalışıyordu ama kafamın içinde tehlike çanları çalmaya başlamıştı bile. Kesin yine bir hinlik peşindeydi.
Hemen araya girip elimi uzattım. Buyurun hanımefendim, ben yardımcı olayım. Genç Lord Balter’dan ne kadar etkilenmiş olursanız olun, henüz nişanlanmadan ondan destek istemeniz hiç yakışık kalmaz. Kusura bakmayın lordum. Bizim hanımefendinin bugün üstünde bir tuhaflık var d-dur, dur, kıracaksın... Kırılacak... Hanımefendi! Bırak... L-lütfen yapma ş-şöyle ş-şakalar...
Gözlerimden yaşlar süzülürken, Darkness’ın olanca gücüyle sıktığı elimi elinden zorla kurtarıp salladım.
L-lanet olsun ona...! Demek ben araya girmeseydim aynısını Balter’a yapacaktı...
N-neyiniz var? İyi misiniz? diye sordu Balter, ben acıyla elimi ovuşturup gözyaşları silerken endişeyle.
Ne kadar da nazik bir çocuk! Ne olur, yalvarırım al götür bu deliyi başımdan!
Heh-heh-heh. Hiç, hiçbir şeyim yok lordum. Geçelim mi?
Darkness’ın Balter ile birlikte yürüyüşünü izlerken, Aqua çaktırmadan yanıma sokuldu ve elime iyileştirme büyüsü yaptı.
Darkness’ın babası ise mahcup bir tavırla ellerini birleştirip başıyla özür diler gibi bir selam verdi.
Şimdi kendimi düzgünce takdim etmeme izin verin. Ben Barnes Alexei ailesinin en büyük oğlu Balter Alexei. Babamın yönetim işlerine yardım ediyorum.
Darkness ve Balter, kabul salonundaki beyaz masanın iki ucunda karşı karşıya oturuyorlardı.
Balter gerçekten de çok yakışıklı, karizmatik bir adamdı.
Benden neredeyse bir baş boyu uzundu ve kıyafetlerinin altından bile ne kadar yapılı olduğu seçiliyordu; her gün düzenli idman yaptığı belliydi.
Karşısındaki kıza yüzünde sakin, yumuşak bir tebessümle bakıyordu.
Aqua ile bense, hiç de doğal olmayan bir yakınlıkla Darkness’ın hemen dibinde dikiliyorduk.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.