Bir Adım Önde Olma Arzusu

Buluşma yeri, tren istasyonunun önündeki meydandı.

Buluşma saati ise sabah on buçuk.

Kesinlikle geç kalmamak için evden erkenden çıkınca, randevudan tam otuz dakika önce, yani saat onda meydana varmıştım.

Orada on dakika kadar bekledim.

Yani randevu vaktine daha yirmi dakika varken, beklediğim kişi çoktan gelmişti.

Kalabalığın ötesinde görünen kişi, o mahşeri kalabalığın içinde bile olsa insanın gözünü alacak kadar güzel bir genç kızdı.

Düşük omuzlu bir tişört ve koyu renkli bir etek giymişti. Serin bir hava uyandırsa da asla baştan savma durmayan, aksine oldukça yetişkin işi bir tarzı vardı.

Beni fark edince hafifçe el salladı ve koşturarak yanıma geldi.

— Erkencisin Kuroya-kun. Daha yirmi dakika var. Ne zamandan beri bekliyorsun?

— Çok olmadı. Topu topu on dakika falan.

— Yine de erken. Yoksa benimle randevun için o kadar mı sabırsızlanıyordun?

— ...Alakası yok. Sadece buluşma yerine her zaman karşı taraftan önce gitmeyi prensip edinmiş biriyim. Karşı taraf benden önce gelince bir şekilde yenilmiş gibi hissediyorum.

— Ahaha. Tam senin gibi bir hareket Kuroya-kun.

Bana gülmüştü.

Sıradan bir buluşmada bile sanki bir üstünlük kurma savaşı varmış gibi düşünen bu dar görüşlü ruh halimin "tam bana göre" olduğu söylenerek dalga geçilmesi, bende oldukça karmaşık duygular uyandırdı; ama neyse, onu güldürebildiysem sorun yoktu.

— ...Hımm.

Shiramori Senpai, gözlerini dikmiş beni süzüyordu.

Tepeden tırnağa, iyice incelercesine.

— N-ne oldu?

— Günlük kıyafetlerini görmeyeli uzun zaman oldu ama... Bayağı iyi görünüyorsun.

— ...Teşekkür ederim.

— Şaşırtıcı derecede zevklisin Kuroya-kun. Hiç kıyafetlere falan ilgin yokmuş gibi görünüyorsun halbuki.

— ...Ne zevkliyim ne de ilgim var. Sadece işte, son zamanlarda ucuz ve hızlı moda ürünleri trend ya. Ucuz ve göze batmayan parçalar alınca bir şekilde derli toplu görünüyor işte. Bizim gibi asosyaller için yaşanması çok kolay bir çağdayız.

Son yıllarda hızlı modanın yükselişi, "Modayla zerre ilgim yok ama sokakta da kötü anlamda dikkat çekmek istemiyorum. Hava gibi olmak, şehrin dekoruna karışmak istiyorum," diye düşünen benim gibi asosyaller için minnet duyulacak bir şeydi.

Eskiden baştan aşağı "Uniqlo" veya "GU" gibi markalar giymek alay konusu olurmuş derler ama... Bugünlerde bu hiç de garip bir durum değil.

Gerçi.

Her ne kadar ilgim yok desem de, en azından asgari düzeyde araştırma yapmıştım.

Çünkü.

Bugün... Shiramori Senpai ile beraber sokakta yürüyecektim.

Yanında rüküş bir adamla yürüdüğünü düşündürmek istemiyordum.

Kendi varlığımla onun kalitesini düşürmek, ölsem bile kabul edemeyeceğim bir şeydi.

— ...Hıh.

Birden Shiramori Senpai bir adım yaklaştı.

İki elini hafifçe yana açıp göğsünü biraz öne çıkardı.

Sanki... Bugün ne giydiğini gözüme sokmak ister gibi.

— ...Ne yapıyorsunuz?

— Sence ne yapıyorum?

Kışkırtıcı bir tavırla sordu.

Ne demek istediğini... Çok iyi anlıyordum.

Çünkü resmen yüzünde yazıyordu.

'Sıra sende,' diyordu.

— ...Güzel kıyafet.

— Sadece kıyafet mi?

— ...Bence zevkiniz harika.

— Yani?

— ...Çok yakışmış, inanılmaz tatlı olmuşsunuz!

Hafifçe güler "Teşekkür ederim."

Ben kendimi kaybedercesine bağırınca, Shiramori Senpai tatmin olmuş bir şekilde gülümsedi.

— Övülmek ne güzelmiş. Kuroya-kun için bu kombini yapmak için o kadar uğraştığıma değdi.

— ...Hadi gidelim artık. Burada dikilip konuşmanın bir manası yok.

Utancımdan konuyu değiştirmeye çalıştım.

Bugünkü randevuda ikimiz beraber karaoke yapmaya gidecektik.

Başka bir kızla ondan önce gitmiş olmam Senpai'nin biraz kafasına takılmıştı ve bu olayların sonucunda bugünkü randevu kararlaştırılmıştı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.