Çocukken, o küçük metal parçası benim hazinelerimdi.
Biçimsizdi, küçücüktü ve yalnızca işlevsel bir güzelliği vardı.
Gümüş rengi demir soğuktu, sıkıca tuttuğumda canımı acıttığını hatırlıyorum.
Tıkır, günün başlangıcında yarım tur çevirirdim.
Tıkır, günün sonunda yarım tur çevirirdim.
Küçük ben, o sesi her duyduğumda gurur duyardım.
Ama yine de, o sesi her duyduğumda ağlamaklı olan bir yanım vardı.
Tıkır, tıkır. Başlangıçta bir kez, sonda bir kez.
Bir gün düzenli bir daire çizer, bu her gün tekrarlanırdı.
Döner dururdu, bıkmadan usanmadan.
Sevinç de keder de yarı yarıya. Dönüp duran, değişmeyen günler, berber tabelası gibiydi.
Ama tükenmek bilmeyen o sarmal günler aniden sona erdi.
Gümüş rengi demir sadece soğuktu. —Sevinç de vermiyordu.
Sıkıca tuttuğumda kan sızdı. —Üzüntü de vermiyordu.
Elbette. Demir sadece demirdir. Orada bir yanılsama yoktu.
Gerçeği öğrendiğim sekiz yaşımda, demir artık eskisi gibi göz kamaştırıcı bir varlık değildi.
O zaman anladım. Yetişkin olmak, yanılsamaları bilgelikle takas etmek demekti.
Erken olgunlaştığımı sanmanın aptallığı yüzünden, ben o gerçeği gururla kabullendim.
Çelişkili Sarmal
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.