O olayın üzerinden bir hafta geçmişti; şu an öğle arasıydı.
Boş bir merdiven sahanlığında dikiliyordum.
Hafif müzik kulübünden birinci sınıf öğrencisi Sakata-kun, "Ne demek istediğini anlıyorum..." dedi. "Ama beni neden buraya çağırdın?"
"Çünkü endişeliyim!" diye kükredim acı dolu bir sesle. İçimi kemiren endişe o kadar dayanılmaz bir hal almıştı ki çareyi yine Sakata-kun'u çağırmakta bulmuştum. Mantıken, Iwano-senpai’nin söylediklerini anlıyordum. Yamano’ya inanmak önemli bir görevdi. Ama bunun onunla bir alakası yoktu... Mevcut durum zihnime çok ağır geliyordu!
Sakata-kun iç çekti. "Görünüşe bakılırsa onun da iyi bir üst dönemi var."
Her şeyi ona itiraf etmemle birlikte, yüzünde bıkkın bir gülümseme yayıldı. "Biliyor musun," dedi bana, "sana gerçekten hayrandım. Okula kaydolmadan önce festival videosunu izlemiş ve senin müthiş havalı olduğunu düşünmüştüm. Gitarı elime almam için bana ilham verdin. Hafif müzik kulübüne bu yüzden katıldım."
"Aslında böyle biriyim işte. Üzgünüm..." Bir alt dönemi daha hayal kırıklığına uğratmıştım.
"Eh, beklediğimden farklı olduğun doğru ama..." Yüzündeki eğlenmiş ifade derinleşirken konuşmaya devam etti. "Ama bu halinden nefret etmedim."
Pek anlam veremesem de sanırım onu hayal kırıklığına uğratmamıştım?
"Her neyse, bence o iyi olacak." Sakata-kun sahanlıktan aşağı birkaç adım indi ve birinci sınıfların koridoruna göz attı. "Harika," diye mırıldanıp koridorun ilerisini işaret etti.
Onu takip edip koridora baktım. 1-3 sınıfının önünde toplanmış bir grup kız vardı, aralarından biri de Yamano’ydu.
"Matsui-san ile arayı düzeltmiş gibi görünüyor," diye belirttim.
Yamano, insanların oluşturduğu o halkanın içinde gülümsüyordu.
"Sana daha önce onun biraz eğreti durduğunu söylemiştim ama bugünlerde sınıftaki herkesin ne dediğine acayip dikkat ediyor. Artık herkes ondan epey hoşlanıyor."
Sakata-kun konuşurken ben de önümdeki sahneyi izliyordum. Sınıf arkadaşlarına dikkat etmesi, ona verdiğim ödevdi. Çok şükür. En azından artık içim rahat edebilirdi. Arkadaş meseleleri çözülmüş olmalıydı. Geriye bir tek, istediğini söylediği o yakışıklı erkek arkadaşı bulması kalıyordu. Gerçi, her şey sırayla. Liseye başlayalı henüz bir ay olmuştu. Rahatlamış bir şekilde içimi çektim.
Sakata-kun sessizce, "Biliyor musun... Yakından bakınca, Yamano epey tatlıymış, değil mi?" diye mırıldandı.
Gözlerimi ona diktim. Yamano’yu izlerken bakışlarında belli bir şefkat vardı. Üstelik çocuk yakışıklıydı da.
"Y-Yamano'muzu sana yar etmem, anladın mı?!" diye bağırdım.
"H-Ha?! Haibara-senpai, sen de kim oluyorsun da bunu söylüyorsun?!"
Sadece onun üst dönemiydim işte.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.