"Seeenpai!"
Biri sırtıma aniden vurdu.
"Oha!" diyerek öne doğru sendeledim. Arkama döndüğümde Yamano karşımda dikiliyordu.
"Heh heh! Korkuttum mu?" diye sordu, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle.
"Seni gidi..." Cezalandırmak için parmağımla alnına vurdum.
"Ah! Niye vurdun ki şimdi?!"
"Asıl onu ben sormalıyım! Sabah sabah üstüme atlayıp durma." Neredeyse düşüp bir yerlerimi incitecektim.
"Tamam, tamam. Çoook üzgünüm." Yamano, hiç de pişman görünmeyen bir tavırla yanımda yürümeye başladı. "Bugün de hava harika!"
Nereden bakarsam bakayım, bana fena halde düşkün olduğu ortadaydı. Benim gibi kafası kalın biri bile bunu kolayca anlayabilirdi. Yani, aramızdaki mesafeye bakmak bile yeterliydi. Hem de fiziksel anlamda.
"Iyy. Haibara-kun, yine yanında başka bir kız var..."
"Bunu Hoshimiya-san'a söylemem lazım..."
Okula giden öğrenciler gözlerini dikmiş, resmen bizi dikizliyordu! Hoshimiya-san'a bir şey anlatmanıza gerek yok bence! Benim vicdanım tamamen rahat!!!
"Hey," dedim Yamano'ya dönerek, "senin yüzünden hakkımda tuhaf dedikodular çıkacak!"
"Yaaa, bir şey olmaz. Hoshimiya-senpai sana güvenir."
Gerçekten öyle mi düşünüyor? Yalan söylemeye gerek yok, Hikari'nin bana güvenmesini sağlayacak ne yaptım hiç hatırlamıyorum. Bak, burada elimden geleni yapıyorum ama olaylar bir şekilde bu noktaya geliyor işte... "Her neyse, benden biraz uzak dur. Benim bir kız arkadaşım var."
"Tamam, tamam." Yamano içini çekti. "Ben de bir erkek arkadaş istiyorum," diye homurdandı uzaklaşırken. Gözlerini, okula beraber yürüyen bir çifte dikmişti.
Hino ile Fujiwara'ydı bu. Farklı sınıflara düşmelerine rağmen hâlâ yakın görünmelerine sevindim. "Arkadaşlarınla aranı düzeltebildin ya, şimdilik bununla yetinmeyi bil," dedim iç çekerek.
Yamano işaret parmağını yüzümün önünde iki yana salladı. "Cık, cık! Senpai, insanoğlunun açgözlülüğü sınır tanımaz. Kendime yakışıklı bir sevgili bulup lise hayatımın tadını çıkaracağım! Yani, gençlik dediğin aşksız meşksiz olur mu hiç?"
"Çok düz bir mantık," diye mırıldandım.
"Senpai, bunu söyleyecek son kişi sensin."
Pekâlâ, haklıydı. Ona karşı çıkacak durumda değildim. "Peki, Sakata-kun hakkında ne düşünüyorsun?"
"Sakata-kun mu? Şu hafif müzik kulübündeki mi? Ne olmuş ona?"
"Şey, oldukça yakışıklı değil mi?"
"Eee, öyle mi? Hmm... Fena değil herhalde."
Görünüşe göre Yamano'nun çıtası göklerdeydi. Bence Sakata-kun gerçekten çok yakışıklı bir çocuktu. "Daha net ol o zaman. Reita'ya ne dersin?"
"Hmm... Shiratori-senpai, demek..."
"Eğer Reita bile senin için yeterli değilse, dünya nüfusunun yüzde doksan dokuzu yakışıklı kategorisine giremez."
"Öyle tabii ama yine de..." Yamano mırıldandı, ardından bana bir bakış attı. "Ben senden daha yakışıklı birini istiyorum, senpai."
Beni gözünde çok fazla büyütüyordu! Sonuçta, genel olarak bakıldığında hiç kimse benim Reita'dan daha yakışıklı olduğumu söylemezdi! Hatta Sakata-kun bile benden daha yakışıklıydı! Bu düşünceleri kafamdan atıp kelimelerimi dikkatle seçtim. "Sence de standartların kişisel duyguların yüzünden biraz fazla sapmış durumda değil mi?"
Bu sözüm üzerine Yamano'nun yüzünde bir aydınlanma yaşandı. Gözleri telaşla sağa sola kaydı. "H-Hem, karakter de çok önemli!"
"D-Doğru! Nasıl bir karakterden hoşlanırsın peki?"
"Şey... Benimle aynı frekansta olmalı, kusurlarımı anlayışla karşılamalı." Yamano bana kaçamak bir bakış atıp kafasını eğdi. "Üzgünüm. Aslında aklıma pek bir şey gelmiyor..."
Hava bir anda tuhaflaşmıştı. "Hey, o şarkı sözlerinin arkasında gerçekten romantik bir ima yoktu, değil mi?" diye sordum.
"T-Tabii ki yoktu! Yok artık daha neler!"
"Evet, olamaz zaten! Kusura bakma, benim hatam! Fazla üzerime alındım galiba!" diyerek sesimi biraz neşelendirmeye çalıştım.
İkimiz de güldük. Sonra, nedense bir süre sessizliğe gömüldük. Okula varmak üzere olmamıza rağmen, yol sanki sonsuzluğa uzanıyor gibi hissettiriyordu.
"Yalan söylemiyorum," diye mırıldandı Yamano en sonunda. "Hoshimiya-senpai'yi kıskanmıyorum."
Yüz ifadesi çok ciddiydi, bu yüzden gerçekten samimi olduğunu anlayabiliyordum.
"Anlıyorum," dedim.
"Bu hissettiğim şey aşk değil... Sanırım bunu tarif edecek en doğru kelime saygı," dedi Yamano ve bana yumuşakça gülümsedi.
Belki bu duygunun içinde aşktan kırıntılar da vardı ama o böyle diyorsa, ona inanacaktım.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.