Miori ile yaptığım o uzun telefon görüşmesinin ertesi günü. Pazartesi.
Sınıfa her zamankinden biraz daha erken girdim. Buna rağmen sınıfın yarısından fazlası çoktan gelmişti. Nanase de onların arasındaydı. Beni fark edince hafifçe el salladı. En azından keyfi yerinde görünüyordu. İçim rahatladı. Bugün de her zamanki gibi çok sevimli hareket ediyordu.
Yanına gidip, "Her ihtimale karşı soruyorum, sağlığınla ilgili bir sıkıntı yok, değil mi?" dedim.
Gülümsedi. "Yok. Gördüğün gibi, turp gibiyim."
"Selam Natsuki. Neler olduğunu duydum," dedi Tatsuya.
Bizim ekip her zamanki gibi Nanase'nin etrafında toplandı.
"Herkese anlattın mı?" diye sordum.
"Evet," diye yanıtladı. "Durumu nasıl açıklayacağımı bilemiyordum ama Hikari beni ikna etti."
Hikari araya girerek ona destek çıktı. "Tabii ki yardım edeceğiz ama bundan sonra ne yapacağımızı hep birlikte konuşsak daha iyi olmaz mı? Hem hepimiz Yuino-chan'ın değerli arkadaşlarıyız, değil mi?"
Uta başparmağını kaldırarak onayladı. "Kesinlikle!"
Reita her zamanki nazik tavrıyla, "Elimizden gelen bir şey olursa seve seve yardım ederiz," dedi.
"Tabii ki edeceğiz," diye ekledi Tatsuya da kestirip atarak.
"Te-Teşekkür ederim." Nanase biraz utanmış görünüyordu.
Ne de olsa normalde her zaman koruyan taraf kendisi olurdu.
"Yine de her şeyi yeni öğrenmek beni çok şaşırttı!" Uta, Nanase'ye sitem dolu gözlerle baktı.
"Ö-Özür dilerim."
Şimdi de suçlu suçlu büzülmüştü. Son zamanlarda Nanase'nin hiç bilmediğim yönlerini görüyordum. Gerçi daha önce bize karşı zayıf taraflarını hiç göstermemişti.
"Yuino-chan piyano hakkında pek konuşmazdı zaten," diyerek Hikari, Uta'yı sakinleştirmeye çalışıp Nanase'yi korudu.
"Hıh... İyi be!" Yanaklarını şişiren Uta, Hikari başını okşayınca hemen neşelendi. Bunu gören Nanase de alışkanlıktan Hikari'nin başını okşamaya başladı.
Şu manzaranın güzelliğine bak... Dünya barışına hiç bu kadar yaklaşmamıştık.
"Bu arada." Nanase gözlerini bana dikti. "Haibara-kun, seninle konuşmak istediğim bir şey var."
Başımı onaylar anlamda sallayarak, "Tabii," dedim. Acaba bir çözüm yolu mu bulmuştu?
Tatsuya hafifçe kaşlarını çatarak araya girdi. "Sadece Natsuki mi?"
"Nagiura-kun?" Nanase şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Diğerleri de aynı şaşkın ifadeyle sessizce Tatsuya'ya bakıyordu.
"N-Ne var? Bana öyle bakmayın." Huzursuzca kafasını çevirdi.
Nanase'nin yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi. "Haklısın. Sadece Haibara-kun ile değil, hepinizle konuşmak istediğim bir konu var."
Reita sırıtarak Tatsuya'nın omzuna vurdu. "Hadi iyisin yine Tatsuya."
"Kes sesini." Tatsuya utancını gizlemek ister gibi başını kaşıdı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.