Mucizevi Bir Yazın Sonu

Yaz tatilinin ikinci yarısı göz açıp kapayıncaya kadar akıp gitti. Ekiple ev ödevlerinin başına oturdum, herkesle Maebashi’deki havai fişek gösterisini izlemeye gittim, iş yerinde Nanase ile geçirdiğim anların tadını çıkardım, kulüp antrenmanları bitince Uta ve diğerleriyle takıldım... Tatsuya’nın evine gidip Smash Bros. kozlarımızı bile paylaştık. Her bir günüm dolu dolu, son derece tatmin edici geçti.

28 Ağustos’ta Uta’dan bir doğum günü hediyesi aldım. Gösterişten uzak, sade bir kolyeydi. Abartısız, minimalist tasarımına bayıldım. Belli ki bayağı da tuzlu bir şeydi.

Hoshimiya ise benim için kısa bir hikaye kaleme almıştı. Yazarken zevklerimi, isteklerimi bile göz önünde bulundurmuştu. Benim için bu kadar çabalaması beni sevincimden havalara uçurdu ama Hoshimiya bunu hediye olarak yeterli görmemiş olacak ki bir de kendi elleriyle yaptığı kurabiyelerden getirdi. Şekilleri biraz yamuk yumuk görünüyordu ama sırf benim için mutfağa girmiş olması bile beni mutluluktan sarhoş etmeye yetti. Görüntüsünün ne önemi vardı ki, tadı enfesti!

Ayrıca yazdığı hikaye de acayip sürükleyiciydi. Bir Otaku olarak, en sevdiğim yazarlardan birinin sırf benim için bir masal dokumasından daha büyük bir mutluluk olamazdı.

Çok geçmeden tatilin son günü geldi çattı. Miori son zamanlarda ne hikmetse sık sık bizim eve uğrar olmuştu. Şu anda da yatağıma uzanmış, popüler bir romantik komedi Mangası okuyordu. Komik değil mi?

“Şey, Miori. Şu an benim evimde böyle sere serpe yatıp kaytardığına emin misin?”

“Ne demek istiyorsun? Saat daha o kadar da geç olmadı ki.” Suratıma boş boş baktı.

Bu kız hiç mi kafasını çalıştırmıyordu? “Saatten bahsetmiyorum... Gelecekten bahsediyorum. Burada çok fazla takılırsan Reita yanlış anlamayacak mı?” Her ne kadar bizim ev oldukça konforlu olsa da. Üstüne üstlük burada emrine amade kişisel bir ayak işçisi var, yani ben. Ha ha ha.

“Ha... Doğru.” Bir an afallamış göründü. “Ben bugün eve döneyim en iyisi.” Sırtı gözüme tuhaf bir şekilde küçük göründü.

“Yok, yani, artık gelemezsin demek istemedim. Ben sadece—”

Sözümü bitirmeme fırsat kalmadan araya girdi Miori. “Biliyorum. Sadece benim için endişeleniyorsun, değil mi? Ama bence de haklısın. Reita ile henüz Randevuya çıkıp sevgili olmadık ama düşüncesizce davranan benim... Hem muhtemelen seni de rahatsız ediyorum.”

Bunu inkar etmeye elim varmadı. Miori ile birlikteyken eğleniyordum, bize geldiğinde mutlu oluyordum... Ama henüz kesin bir karara varabilmiş değildim. Kaçıp Miori ile baş başa bu kadar çok vakit geçirmek diğer ikisine haksızlık olurdu. Bunu düşününce söylediklerine itiraz etmek benim için pek mümkün olmadı.

Konuyu uzatmamaya karar verip sordum: “Hem siz neden hâlâ sevgili olmadınız ki? Bana kalsa iş resmiyete dönsün diye tek bir hamle kalmış gibi duruyor.”

Miori’nin onunla sevgili olmak istediğini biliyordum, Reita’nın da en azından ona karşı boş olmadığını anlıyordum. Gezide araları gayet iyi görünüyordu, baş başa saatlerce sohbet etmişlerdi. Aşk meşk konularında ikisi de acemi sayılmazdı, bu kadar yakınlarken hâlâ bir ilişkiye başlamamış olmaları cidden garipti.

Gözlerini yere devirdi. “Evet... Doğru. Çok tuhaf, değil mi?”

Odaya huzursuz edici bir sessizlik çöktü. Havası kasvetten iyice ağırlaşmıştı. Yanlış mı anlamıştım?

“Tamamdır, kararımı verdim!” Miori yatağımın üzerinde ayağa fırladı. O her zamanki neşeli gülümsemesi yüzüne geri dönmüştü, az önceki boğucu sessizlik sanki bir illüzyondan ibaretti. “Reita-kun’a aşkımı ilan edeceğim. Son zamanlarda fazla temkinli davranıyordum ama bu hiç bana göre değil... Bu savaşı salise içinde bitirip mutluluğumu kapacağım!”

Kendi kendini gaza getirmek için yumruğunu göğe doğru kaldırdı. “Hadi bakalım!”

Ona bakarken ben de yumruğumu havaya kaldırdım. “Başarabilirsin Miori! Arkandayım.” Mutlu olman için dua ediyorum; ne de olsa senin mutluluğun benim mutluluğum. Sana o kadar çok değer veriyorum işte. Her zaman yanımda olduğun için teşekkürler. Umarım dileğin kabul olur.

“Evet.” Yumruğunu benimkine hafifçe vurdu. “Sen de artık kararını versen iyi edersin, tamam mı?”

Yüzünde bir tebessüm vardı ama bir saliseliğine ağlayacakmış gibi göründü. Neden ki?

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.