Şimdilik Bu Kadar

"Oylar sayıldıktan sonra, en iyi performans ödülü sergiledikleri oyunla kızlar kendo kulübüne gidiyor."

"Güzel."

"Evet, beklenen bir sonuçtu."

"Kılıç dövüşleri inanılmazdı doğrusu..."

"Sumire çok havalıydı..."

"Ve özel ödül, ortak projeleri olan hizmetçi kafe ile D ve F sınıflarının taze kanlarına gidiyor."

"...Vay be."

"İki sınıf birleştikleri için avantajlı olduklarını söyleyenler çıkacaktır elbet ama bu kadar büyük bir farkla kazanacaklarını hiç tahmin etmezdim."

"Bir dakika. Sen gitmedin mi? Başkan olduğun halde hem de?"

"Şey, orası benim için biraz fazla... Anlarsın ya? Bana göre değildi pek."

"İdol gruplarının parayı nasıl vurduğuna şöyle bir göz attım da... Pek hoşuma gitmedi açıkçası..."

Okul festivali sona erdikten sonra, festival komitesi son toplantısını yaparken her sınıf ve kulüp canla başla etrafı temizliyordu. Alisa da muhasebe işlerini bitirmiş, toplantıya katılmıştı ama... Kimsenin ne dediğine dikkat ettiği falan yoktu.

İç çeker Neden yaptım ki böyle bir şeyi?

Piyano yarışmasından sonra Masachika'ya yaptıklarını düşünüyordu. Kendisinin bile anlamlandıramadığı bazı duygular, onu böyle anlamsız bir harekete itmişti. Okul festivali telaşı bittikten sonra sakinleşince, şimdi hissettiği tek şey derin bir pişmanlıktı.

Sahi, neyim var benim? Önce ona var gücümle sarılıyorum, sonra da ısırıyorum öyle mi? Üstelik öptüm de... Ögg. Hiç mantıklı değil.

O anda Masachika'nın sadece kendisine bakmasını, kendi gözlerinin de ondan başkasını görmemesini istemişti. Üstelik Masachika'nın bu kadar bencilce bir şey yapmasına rağmen sanki hiçbir şey olmamış gibi davranması canını sıkmıştı... Ve ne olduğunu anlamadan kollarını ona dolamış bulmuştu kendini.

İç çeker Belki de gerçekten çok kıskancım?

Alisa artık Masachika'nın kendisi için özel biri olduğunu inkar edecek durumda değildi. Çocukluk yılları bir kenara bırakılırsa, o Alisa'nın ilk arkadaşı, seçimlerdeki ortağı ve onu pek çok yeni dünyayla tanıştıran sihirbazıydı. Masachika'nın onun için ne kadar özel olduğu gün gibi ortadaydı, muhtemelen Masachika için kendisi o kadar özel değildi.

Acaba ondan mı?

Belki de Masachika kendisi için ne kadar özelse, o da onun için öyle olmak istiyordu. Bu sahiplenme duygusunun kaynağı bu olabilir miydi? Ne yazık ki bu duyguların her biri onun için çok yeniydi, bu yüzden ne anlama geldikleri hakkında en ufak bir fikri yoktu.

Sanırım kişisel ilişkiler konusunda hâlâ bir acemiyim...

Alisa, müzik grubu sayesinde yeni arkadaşlar edinmeyi başarmış, sosyal becerileri de gelişmişti; ancak tam da bu yüzden öğrenecek daha çok şeyi olduğunu biliyordu. Hâlâ sahte gülücükler kondururken rahat hissetmiyor, bir sohbeti nasıl başlatacağını bilmiyor ve insanlarla arasındaki mesafeyi, yani gerçekte ne kadar yakın arkadaş olduklarını kestirmekte güçlük çekiyordu.

Yine de... Yaptığım şeyi hâlâ mantığa bürüyemiyorum.

Onu neden aniden ısırdığına dair hiçbir bahane bulamıyordu. Akıl alır gibi değildi. Köpek falan değildi ya; tecrübesizlik veya beceriksizlik gibi iddialar böyle sert bir eylemi açıklamaya yetmezdi.

Sahi, neden? Neden yaptım ki bunu? Ama Yuki de onu ısırmıştı, değil mi? Boynundaki diş izlerini gördüğümü hatırlıyorum. O izleri gördüğümden beri içimde... Çığlık atma isteği vardı...

Alisa, dünyadan bihabermiş gibi toplantıya odaklanan Yuki'ye bir bakış attıktan sonra gözlerini Masachika'ya çevirdi. Masachika, diş izini saklamak için boynuna hâlâ soğuk kompres yapıyordu; bu görüntü Alisa'yı inanılmaz bir suçluluk duygusuyla doldurdu.

İç çeker Yaptığıma inanamıyorum... Daha sonra ondan gerçekten özür dilemem lazım... Ama nasıl?

Neden yaptığını kendisi bile bilmezken bunu nasıl açıklayıp özür dileyecekti ki? Belki de karşılık olarak onun da kendisini ısırmasına izin vermeliydi? Kısasa kısas derlerdi ya... Öte yandan, bu işleri olduğundan daha da saçma bir hale sokardı.

Ögg... Yer yarılsa da içine girsem. Biri yardım etsin... Herhangi biri...

Fakat tam bu içinden çıkılmaz mesele yüzünden kendi kendine hayıflanırken, okul festivali komitesi başkanı aniden ayağa kalktı.

"Pekala arkadaşlar! Bugün pek çok sorunla karşılaştığımızı biliyorum ama hepinizin sıkı çalışması sayesinde kimse ciddi şekilde yaralanmadı, Disiplin Kurulu'ndaki kodamanlar da gelip bize nutuk çekmek zorunda kalmadı! Başardık! Hepinize teşekkürler! Her birinize!"

Başkan yardımcısıyla birlikte selam verdikten sonra özgüvenle sırıttı ve devam etti:

"Hazırlıklarla geçen uzun bir aydı ama üstesinden geldiniz! Şimdi dışarı çıkın ve gece festivalinin geri kalanının tadını birlikte çıkarın! Tabii hâlâ bitirmeniz gereken işleriniz varsa çok da aşırıya kaçmayın, tamam mı?"

Okul festivali başkanı, kollarını iki yana açarak sözlerini bir şakayla noktaladı.

"Şimdi, bir alkışla bitirelim! Ben işaret verdiğimde herkesin benimle birlikte bir kez alkışlamasını istiyorum!"

Odadaki herkes hemen ayağa kalktı ve ellerini önlerinde birleştirerek başkanla aynı duruşa geçti.

"Heeeeyyy-hoooo!"

Güm!

Sayısız el aynı anda birbirine çarptı ve altmış altıncı Güz Tepeleri Festivali böylece sona erdi.

"Alya," diye bir ses duyuldu arkasından. Alisa tam konferans salonundan çıkmak üzereyken gelen bu sesle yerinden sıçradı. Ama omzunun üzerinden bakıp arkasındakinin Masachika olduğunu görünce soğuk bir tavırla cevap verdi:

"Ne var?"

"Şey... Müsait misin? Bir konuda yardımına ihtiyacım var da..."

Alisa tereddüt etti. Açıkçası bundan sonra, eğer ihtiyaçları olursa kendi sınıfının temizliğine yardım etmek dışında bir planı yoktu. Festival komitesindeki görevlerini bitirdiği için başka bir sorumluluğu da kalmamıştı... Ama bunu ona dürüstçe itiraf edip etmemesi gerektiğinden emin değildi. Bir an düşündü... Sonra yalan söylemenin bir anlamı olmadığını fark etti; çünkü bunca zamandır onunla birlikte çalışan Masachika, haliyle işinin bittiğini biliyordu. Ayrıca, saçma sapan bir yalan uydurup pişmanlık içinde tek başına kıvranmaya devam etmektense, şimdi özür dileyip meseleyi halletmek çok daha iyi olurdu.

"Peki," diye yanıtladı omzunun üzerinden başını sallayarak.

"Teşekkürler. Takip et beni o zaman."

Alisa, Masachika'nın peşinden odadan çıktı. Akşam güneşinin aydınlattığı koridorda yürürken, bir yandan onun sırtına bakıyor, bir yandan da özür dilemenin yollarını arıyordu.

"Seni ısırdığım için özür dilerim" mi demeliydi? Ama o zaman bunu neden yaptığını nasıl açıklayacaktı?

En uçuk kaçık açıklama bile yeterli olurdu. Sadece bir şeye ihtiyacı vardı. Aklına gelen ilk sebep, Masachika'nın kendisi yanında yokken potansiyel bir rakibe karşı resmi bir maça çıkmış olmasıydı; ancak Masachika olay bittikten sonra tüm durumu ona, öğrenci konseyine, festival başkanı ve yardımcısına zaten açıklamıştı. Mesele kapandığına göre bunu tekrar açmak pek doğru gelmiyordu... Üstelik, ondan önce yüzleşmesi gereken çok daha büyük bir sorun vardı.

Öfkem bile mantıksız...

Hiçbir sebebi yoktu. Alisa, sahiplenme duygusunun muhakemesini bulandırmasına izin vermiş ve dürtüleriyle hareket etmişti sadece.

Tam bir aptalım.

Bedenen yakın olmak, duygusal anlamda da yakınlaştıkları anlamına gelmiyordu ve gerçek bir tepki alabilmek için kadınsı cazibesini kullanmak, onun kalbinde neler olup bittiğini anlamasına yardımcı olmayacaktı. Tanıştıkları ilk andan bu yana, aralarında hiçbir şey değişmemişti. Masachika hâlâ tam oradaydı, hemen yanındaydı ama bir o kadar da uzaktı.

Ve bir gün... Masachika yanımdan gidecek.

Çünkü o her şeyi kendi başına yapabilir ve istediği her yere gidebilirdi. Zamanı geldiğinde, muhtemelen kalbinin sesini dinleyip uzaklara, çok uzaklara gidecekti. Kendi başına özgürce uçamayan Alisa ise kuşkusuz onun peşinden gidemeyecekti.

Ben... Hayır... Ağlayacak gibi hissediyorum.

Gözlerini kırpıştırırken kalbi aniden bir davul gibi güm güm atmaya başladı... Tam o sırada Masachika durdu.

"...? Burası da neresi...?"

Onu getirdiği yeri görünce merakla başını yana eğdi ama Masachika onun şaşkınlığına aldırış etmeden kapıyı açtı.

"İçeri gir."

El sanatları kulübünün odasına adım attığında, onları bekleyen tanıdık bir kız öğrenci gördü.

"O, harika. Geldiniz demek, Kuze."

"Seni böyle rahatsız ettiğim için gerçekten üzgünüm, Yırtmaçlı Profesör. Meşgul olduğunu biliyorum."

"Evet, üzgün olsan iyi edersin. Bana bir borcun var."

"Başkan yardımcısı olduğumda on katıyla öderim."

"Hya-ha-ha! O zaman ikinizin de seçildiğinden emin olmam gerekecek desene!"

Alisa, bu samimi atışma sırasında ikisine de karmaşık duygularla bakarken, kız öğrenci aniden gözlerini ona dikti.

"Neyse, başlayalım mı?"

"Ha? N-neye?"

"Boş ver şimdi onu. Gel buraya bakayım."

"N-ne oluyor?"

Alisa yardım istemek için Masachika'ya döndüğünde, o sanki gözleriyle "Git onunla," diyordu. Ne olduğunu anlamadan, bir gün önce fotoğraflarının çekildiği o depo odasına götürüldü.

"Şey...?"

"Pekala, üstünü değiştirme vakti. Hadi bakalım."

"Ne?"

Kızın işaret ettiği yönde, dün önünde poz verdiği pencerenin önünde, bembeyaz bir elbise giydirilmiş bir manken duruyordu.

"İyi eğlenceler! Sana tam olacağından eminim ama olmazsa üzerine göre ayarlamak için elimden geldiğince hızlı çalışırım. Ha, bunlar da elbiseyle giyeceğin ayakkabılar."

"Ha? Ne? Şey... Neler oluyor yahu...?"

"Hadi yapalım şu işi!"

Kız öğrenci onun kafa karışıklığını ustalıkla görmezden gelirken, Alisa kapıdan içeri girdiği andaki şaşkınlığıyla elbiseyi giymeye koyuldu.

"İşte bu! Tam üzerine göre olmuş! Kahretsin, bu işte çok iyiyim. Hey, Kuze! Bizim işimiz bitti."

Kız öğrenci, iyi yapılmış bir işin gururuyla kasıldıktan sonra hızla depodan çıktı.

"...Şey... Ben ne yapacağım şimdi?"

Alisa, depo odasında yapayalnız kalınca huzursuzca yerinde kıpırdanmaya başladı ama çok geçmeden Masachika adını seslenince kendine son bir çekidüzen verip odadan çıktı.

"Oha... Gerçekten çok güzel görünüyorsun."

Ancak Masachika'nın gülümsemesi, şaşkın bir bakışla karşılık buldu; çünkü üzerindeki kıyafetler bu loş odada bile göz kamaştıracak kadar parlaktı. Beyaz ve mavinin hakim olduğu bir şövalye kostümü giymişti, saçları da bir yana taranmıştı.

"Hey, öylece dikilip kalma. Bir şey söyle," dedi Masachika, dalgın bir halde duran Alisa'ya gülerek.

"Ah, şey... Şey oldu, şey..."

“Vazgeçtim, hiçbir şey söyleme! Ne kadar aptal göründüğümün farkındayım.”

Alisa, tam da onun ne kadar yakışıklı göründüğünü söylemek üzereyken Masachika’nın lafını ağzına tıkmasıyla kelimelerini yutmak zorunda kaldı. Onun yerine aklındaki diğer soruyu dile getirdi.

“Neler oluyor burada?”

“Şey, bu mesele...”

Masachika elini ensesine götürüp mahcup bir tavırla kaşıdı.

“Dün verdiğimiz sözü hatırlıyor musun? Yani teknik olarak biraz zaman geçti ama okul festivalini beraber gezeceğimize dair sözleşmiştik, değil mi?”

“Ah...”

“Biliyorum, gerçekten çok üzgünüm. Festival bitti. Sadece bu da değil, senin performansını bile izleyemedim. Bu yüzden bana kızmakta haklıydın, kim olsa öfkelenirdi,” dedi Masachika, boynundaki soğuk komprese işaret ederek. İşte onun ne kadar düşünceli biri olduğunun asıl kanıtı bu hareketiydi ve bu Alisa’nın kalbini yerinden oynattı. Masachika, kızın yaptıklarından pişmanlık duyduğunu, vicdan azabıyla kavrulduğunu anlamıştı; sırf bu yüzden böyle davranıyordu. Alisa’ya özür dilemesine gerek olmadığını, kendini açıklamasına lüzum kalmadığını sessizce fısıldıyordu.

Ah...

Alisa’nın gözleri yeniden doldu, neredeyse hıçkırarak ağlayacaktı. O sırada Masachika, sanki kıza gözyaşlarını dökmesi için özel bir alan tanımak ister gibi bakışlarını hızla yere, yan tarafa kaçırdı.

“Yani, şey... Gece festivalinin aynı şey olmadığını biliyorum, sonuçta öğrenciler için bir veda partisinden ibaret ama... Tıpkı benden istediğin gibi, kendi tarzımla seni oraya davet etmek istiyorum.”

Masachika boğazını temizledikten sonra tek dizinin üzerine çöktü. Bir anlık tereddüdün ardından yüzüne yumuşak bir gülümseme yayıldı.

“Sadece bu gece için, sana bir prenses gibi değil de kendin olduğun için eşlik etmeme izin vermeni istiyorum,” diye şaka yollu bir ricada bulunurken elini nazikçe Alisa’ya uzattı. “Prenses, bu gece partnerim olma onurunu bana lütfeder misiniz?”

Bu, gece festivalindeki dansa bir davetti. Bu gösterişli ve romantik teklif Alisa’yı gülümsetirken kalbinin deli gibi çarpmasına neden oldu.

“İlahi... Ne yapıyorsun sen? Kendini kim sanıyorsun? Sumire mi?”

“Ne? Dört dörtlük bir beyefendi gibi davranıyorum işte.”

“Peki aslında ne hissediyorsun?”

“Dünyanın en büyük aptalı gibi.”

“Pff! Ha-ha-ha!”

Alisa, onun bu dürüst cevabına gülerken içinin tarif edilemez bir mutlulukla dolduğunu hissetti. Masachika her ne kadar hep böyle şakalar yapsa da en azından şu an, gözü Alisa’dan başkasını görmüyordu. Şu an istediği tek kişi oydu.

En azından şimdilik, gerçekten benim partnerim.

Tuhaf bir tesadüf eseri, ikisi de aynı şeyleri hissediyordu. Şimdiki zaman uçup giden bir andan ibaret olsa da en azından bu kısa süre zarfında birbirlerine karşı aynı duyguları paylaşıyorlardı. Alisa, düşüncelerinin bir olduğunu fark etmeden, tiyatral bir edayla elini onunkinin üzerine koydu.

“Büyük bir zevkle,” diye karşılık verdi. Ardından muzipçe sırıttı.

Birdenbire deklanşörün o yumuşak sesi duyuldu. Masachika, gürültünün geldiği yöne öfkeyle baktı.

“Hey, Yırtmaçlı. Fotoğrafımızı çekip durma.”

“Adımı şöyle kısaltma. Hem fena mı? Bugünden elinde bir hatıra kalacak işte. Şuna bak.”

Kız öğrencinin telefon ekranında, el ele tutuşmuş gülümseyen Masachika ve Alisa vardı. Alisa utançla kendi içine kapandı ama göz ucuyla Masachika’ya baktığında, onun da tam o an kendisine baktığını fark etti. Göz göze geldikleri anda ikisi de bakışlarını hızla kaçırdı.

“Vay canına. Siz ikiniz gerçekten mükemmel bir çiftsiniz. Hatta sahnede o tutkulu sözlerinizi duyan herkesin böyle düşündüğünden eminim,” dedi kız öğrenci, beklenmedik bir hayranlıkla.

“...Ne?”

Alisa kaşlarını çatıp kafa karışıklığı içinde kıza baktığında, kızın gerçekten şaşırdığı her halinden belliydi.

“Dur bir dakika. Cidden neden bahsettiğimi bilmiyor musun? Bütün okul senin sahnede Kuze’ye söylediklerini konuşuyor: ‘Sana inanıyorum,’ demiştin ya?”

“...Ha? Neden ki?”

Alisa dalgın bir halde dururken sahnede yaşananlar zihninde canlanmaya başladı. Masachika ona güvenmesini ve beklemesini söylediğinde, Alisa ellerini göğsünün üzerinde sıkıca birleştirip cevap vermişti: “Sana inanıyorum.”

...Elleri göğsünde birleşmişti.

...Elleri mikrofonu kavramıştı.

...Ve mikrofon açıktı.

“A-ah... Ahhh...” diye inledi Alisa başına geleceklerin dehşetiyle. O sırada kız öğrenci, neşeyle gülümseyerek başparmağını kaldırdı.

“Her neyse, dediğim gibi şu an tüm okulun dilindesiniz. O yüzden dışarıya bu kıyafetlerle çıktığınız an gece festivalinin yıldızları olacaksınız! Buna garanti veririm!”

Kızın bu duruma ne kadar uzak olduğu gerçeği, Alisa’nın acısını daha da katmerledi. Hayatında hiç olmadığı kadar büyük bir utanç dalgası her yanını sardı.

“H-hayyıııııııır!!”

Kızın kemik sızlatan çığlığı, o akşam kulüp binasının koridorlarında yankılandı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.