Awaki Musujime, karanlık bir ara sokakta ağır adımlarla ilerliyordu.
Binaların arasından tepelere gerilen çok renkli vinil örtüler yüzünden, güneş ışığına farklı renkler karışıyor; aşağıdaki yola mavili, kırmızılı ve sarılı gölgeler düşüyordu. Hava, çöp ve toz kokusuyla ağırlaşmış, sanki olduğu yere çakılıp kalmıştı. Duvarlar baştan aşağı özensiz grafitilerle doluydu. Bir köşede, kapağı zorlanarak açılmış, pas içinde bir bankamatik kalıntısı gözüne çarptı; kim bilir nereden bulup getirmişlerdi. Etrafa ağzı bozuk bir testere ve kırık keresteler gibi daha pek çok şey saçılmıştı. Belli ki bu bölgede vukuatın ardı arkası kesilmiyordu.
Musujime tüm bu enkazın ortasında yürürken, çıplak göğsüne atlet benzeri bir kumaş sarmış, okul ceketini ise omuzlarına öylece iliştirmişti. Altındaki etek de inanılmaz derecede kısaydı. Genel olarak kıyafetleri oldukça davetkar görünüyordu.
Ancak kimse ona dokunmaya cesaret edemiyordu.
Tek bir kişi bile.
“...Çocuk oyuncağı.”
Elinde metal boru olan devasa bir adam üzerine atıldı, binanın penceresinden zayıf bir kadın ise ona ok doğrulttu. Musujime ikisiyle de aynı şekilde ilgilendi. Move Point yeteneğini kullanarak, yakınlardaki paslı arabaları ve metal çöp konteynerlerini önünde kalkan olacak şekilde ışınladı. İlk saldırıları blokladıktan sonra hemen taarruza geçti; yanında taşıdığı tirbuşonları doğrudan hedeflerinin uzuvlarına sapladı. Tahmin edilebilir bu olaylar silsilesinin ardından her şey bitmişti.
Musujime, sağ elindeki yeteneğini güçlendiren askeri tip el fenerini parmakları arasında çevirdi; bu aleti aynı zamanda polis copu olarak da kullanabiliyordu. Yine de bu eşya asıl olarak yeteneğine nişan alırken ona yardımcı oluyordu. Gücü ona çok fazla özgürlük alanı tanıdığı için, kendi standartlarını belirlemezse hedefi şaşabiliyordu.
Elindeki aleti sallarken, yüzündeki bariz sıkılmış ifadeyle konuştu.
“Sayıca üstün olmak her zaman avantaj sağlamaz, silah hazırlamak da zaferi garanti etmez. Sokak serserilerinin bunu anlamamasını doğal karşılamak lazım sanırım.”
Sakin tavrının aksine, etrafı uğuldayan bir fırtınaya dönüşmüştü.
Her yönden gelen saldırıları savuşturmak için çevresinde minyatür bir hortum oluşturmuştu. Bu fırtına, rögardan sökülmüş kapaklar ve demir plakalar gibi ağır metal parçalarından oluşuyordu. Move Point kullanılırken hiç ses çıkarmıyordu ama sayısız merminin bu derme çatma kalkanlara çarparken çıkardığı metalik çınlamalar kulak tırmalıyordu.
Musujime, bir el bombasının pimini dişleriyle çekip kapağı artık açık olan lağım çukuruna fırlattı.
Yeraltı kanalizasyonunda boğuk bir patlama yankılandı.
Aldıkları istihbarata göre aşağıda, pahalı el çantaları satın almaya yetecek kadar gizli nakit para stoku vardı.
“Bu dokuzuncu oldu... Pek de direnç göstermiyorlar.”
Judgment üyesi Kuroko Shirai’nin 14 Eylül’deki olayda işleri tersine çevirmesinden beri, ruh halindeki çöküş Musujime’yi yeteneğini kullanamaz hale getirmişti.
Ve bugün gücünün bu şekilde geri dönmesinin sebebi...
...İlk duyduğumda kulağa şüpheli gelmişti ama sanırım bu, mühendislik departmanının gerçekten becerikli olduğu anlamına geliyor.
Musujime’nin şu an omuzlarında ve sırtında, kompres bandına benzeyen harici elektrotlar vardı. Bunlar aslında düşük frekanslı titreşim yayan minyatür makinelerdi; kaba bir tabirle, vücuduna elektrik akımı veren tıbbi masaj cihazlarıydı. Beyin dalgalarındaki çalkantıyı ölçüyor, ardından en etkili olacak nabız kalıplarını oluşturuyorlardı.
Buna tam anlamıyla kusursuz diyemezdi ama stres seviyesini bir nebze de olsa düşürdüğünü kabul ediyordu.
Tabii bir genç kızın vücuduna yapıştırılmış bantlarla şehirde dolaşması pek de hayalindeki hayat sayılmazdı.
Güçlerini geri kazanmak için teknolojinin yardımına ihtiyaç duymasında, o 14 Eylül hadisesi asıl etkendi.
O olayın beyni bizzat Musujime’ydi ama suç grubundaki tek kişi o değildi. Tree Diagram’ın bir parçası olan Remnant’ı çalmak için kendisiyle aynı fikirde olan onlarca esperden yardım istemişti. Çoğu o Railgun tarafından etkisiz hale getirilmiş ve Anti-Skill tarafından tutuklanmıştı.
Ortalıkta serbestçe dolaşabilen tek kişi kendisiydi.
Akademi Şehri’nin şu an için vatana ihanet konusunda net bir cezası yoktu. Ancak şehirdeki huzuru tehdit eden bu aşağılık hainlerin insan haklarını korumak için kimsenin zahmete gireceğini de sanmıyordu. Bu da demek oluyordu ki, tek yapmaları gereken cezayı kanunların dışında, kimselere duyurmadan infaz etmekti. Adaletin pençesinin ulaşamadığı o kuytu köşelerde, tiksinç yöntemlerle işlerini bitirirlerdi.
Buna bir çare bulmalıydı.
Bir zamanlar onunla aynı yolu yürüyenler tehlikedeydi.
“...”
Musujime, devasa bir harici klima ünitesinin açıklığına bir el bombası fırlattı; içindeki tüm banknotları kağıt parçalarına ayırırken üniteyi de paramparça etti.
...Nakit para, altın külçeleri, sahte örgüt isimleri adına açılmış banka kartları... Kabul etmeliyim ki, bunları sağa sola dağıtmak için bayağı uğraşmışlar. Bunca parayı en başta nasıl kazandılar acaba?
Bu bölgenin tamamının lideri olan Ritoku Komaba, görünüşe bakılırsa fuhuş ticaretini yasaklamıştı. En hızlı para kazanma yollarından birini kasten kestiyse, başka yöntemleri olmalıydı ama...
Neyse, beni ilgilendirmez. Benim işim her şeyi yerle bir etmek ve tek yapmam gereken de bu. Sadece on dört yer daha patlatıp eve döneceğim, diye düşündü gamsızca, elindeki feneri tembelce sallayarak.
“...Biraz yavaşlasan minnettar kalırım, esper.”
Aniden bir adamın sesi Musujime’nin düşüncelerini böldü.
Dar ve dümdüz sokakta, yaklaşık on metre önünde goril gibi iri yarı bir adam duruyordu. Çevredeki binalardan birinin arkasından çıkmış olmalıydı. Kalıplı gövdesine ucuz bir ceket geçirmişti ama kaslarını bir kez sıksa sanki kumaş parça parça olacaktı.
Adam yıkımın vücut bulmuş hali gibi görünse de sesi neşesiz ve ruhsuzdu.
Ağzından fotokopi kağıdı tükürürcesine konuşmaya devam etti:
“Paralarımızı... tek bir hamlede çalınmasın diye ayrı yerlerde tutuyordum. Tıpkı haraç kesilmesinden korktuğu için... yanında birden fazla cüzdan taşıyan korkak bir adam gibi. Ve haliyle, birinin tüm bunları fark edip yine de her şeylerini ellerinden almaya çalışması bana biraz çocukça geliyor...”
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.