“İşte burada…”
Geri Dönüşüm ve Atık Arıtma Tesisi 3’ün kontrol odasında, Accelerator kendi kendine gülümsedi.
Küçük odanın penceresiz duvarlarını onlarca bilgisayar monitörü kaplıyordu. Fabrika işleyişinin denetiminden güvenlik modlarının yönetimine kadar her şey buradan kontrol ediliyordu.
Buradaki on dört işçinin, elinde pompalı tüfekle içeri dalan bir davetsiz misafire karşı koyacak gücü yoktu. Şu an dört bir yana dağılmış, bir köşeye büzülüp titriyorlardı ama Accelerator onlara dönüp bakmadı bile. Gözlerini tek bir monitöre dikmişti. Ekranda, tesisin stoklarındaki temizlik maddelerinin listesi duruyordu.
Kendi kokusuyla moleküler düzeyde kimyasal tepkimeye girerek, onu tamamen farklı bir maddeye dönüştürecek bir şey arıyordu.
Buldum işte. Hem de birkaç çeşit var. Bununla dedektörlerinden kurtulabilirim.
Hound Dogs ve Amata Kihara ile sonuna kadar dövüşmeyi zaten kafasına koymuştu ancak sürekli savunmada kalmaktan hoşlanmıyordu. Yetenek kullanımı için geriye sadece yedi dakikası kalmıştı. Bu süreyi elbette Amata Kihara için saklayacaktı; alt kademedeki Hound Dogs ayak takımı için harcamak israf olurdu. Bu savaşta inisiyatifi ele almanın en mantıklı yol olduğu gün gibi ortadaydı.
Tabii ki şu an en önemli mesele Kihara ve adamlarıyla kapışmak değil, Last Order’ı sağ salim kurtarmaktı. Ama eğer kızı arayacaksak önce şu Hound Dogs takibinden kurtulmam lazım. Velet yanımdayken yakalanırsak, seken mermilerden birine hedef olma ihtimali çok yüksek!
Kızı kurtardıktan sonra bir şeyler yapmaya çalışırsa işi cehennem azabına dönerdi. En başta, onun yeteneği sadece ve sadece kendisini korumak içindi. Hound Dogs her ortaya çıktığında bunu kullanmak zorunda kalırsa batarya dayanmazdı.
Bu açıdan bakıldığında da, ne zaman dövüşüp ne zaman kaçacağını belirlemek için bu fırsatı kullanmalıydı.
Şu temizlik maddeleriyle kokumu sileyim de buradan toz olayım. Kihara’nın o boktan ellerini velet üzerine sürmesine az kaldı. Vakit kaybedip sağda solda dolanamam, bir an önce asıl meseleye dönmem lazım. Şimdi, bu yıkama malzemeleri tesisin neresinde…?
Birdenbire monitörlerden biri cızırtıyla sarsıldı.
Kontrol odasındaki onlarca ekran, birbiri ardına beyaz gürültü ve parazit dalgasına gömüldü. Sonuncusu da kararmadan hemen önce, tesisin kuzey girişindeki güvenlik kamerasında tamamen siyahlara bürünmüş bir adamın karaltısını yakaladı.
Eğer Geri Dönüşüm ve Atık Arıtma Tesisi 3’ün güvenlik sistemini bu kadar kusursuzca devre dışı bırakacak beceriye sahiplerse, tüm kameraların yerini de biliyor olmalıydılar. Bu da demek oluyordu ki, o siyah takım elbiseliler nerede olduklarını kasten belli ederek onu ayağına çağırıyor, ona bir davetiye çıkarıyorlardı.
Bok herifler! Nasıl bu kadar çabuk gelebildiniz?!
Tesis zaten kuşatılmıştı.
Accelerator, bastonu veya koltuk değneği olmadan adım atamıyordu, bu da hızlı hareket edemeyeceği anlamına geliyordu. Koku dedektörlerinden kaçmak için temizlik malzemelerini kullansa bile, muhtemelen binanın içindeki o grupla yüzleşmek zorunda kalacaktı.
Onlardan kaçamazdı. Ve zaten…
…Kaçmaya niyetim de yok. Lanet olası sapıklar. Sizi tam burada, şimdi ezip geçeceğim.
Pompalı tüfeğini baston niyetine kullanıp üzerine yüklenerek etrafına bakındı. Sonra, tamamen tesadüfen bu işe bulaşmış olan işçilere bir uyarıda bulundu.
“Burada yakında silahlı çatışma çıkacak. İş bittikten sonra arkadan başkaları da gelebilir. Son silah sesini duyduktan sonra yirmi dakika bekleyin, iş üniformalarınızı çıkarın ve buradan siktir olup gidin.”
İşçilerden bir yanıt geldi ama kafa mı sallıyorlardı yoksa sadece titriyorlar mıydı, emin olamadı.
İlginç. Bakalım elimde hangi parçalar var…?
Accelerator durumu gözden geçirdi.
Yetenek kullanımı muhtemelen mümkün olmayacaktı. Tesisin iç kısımları kalın betonla kapatılmıştı, bu da dışarıyla olan elektronik haberleşme isabetini düşürüyordu. Üstelik burası bir geri dönüşüm merkeziydi; konveyör bantları ve mekanik kırıcılar gibi devasa motorların her biri çevreye yoğun elektromanyetik dalgalar yayıyordu. Sistem, Misaka ağını tamamen kullanılamaz hale getiriyordu çünkü bu yapı, Sister’ların beyin dalgalarını EM dalgalarına dönüştürerek bir elektronik bilgi ağı kurma prensibiyle çalışıyordu.
Ayrıca, makinelerin çıkardığı gürültü de sinir bozucuydu.
Bu sesler, doğru zamanlama ile en kötü an arasındaki farkı belirleyebilirdi. Eğer Accelerator normal bir sohbetin ortasında olsaydı, bu sadece biraz dikkatini dağıtırdı. Ancak gösterişli bir yetenek kullanırken gerçekleşirse, büyük bir hesaplama hatasına ve kazaya yol açabilirdi.
Dahası, gücümü burada kullanmak Kihara’ya ulaşmamı sağlamayacak.
Daha önce hiç bu kadar savunmasız bir halde savaşa girmemişti. Yeteneği olmadan, bastonla yürümekten fazlasını yapamayan bir çocuktan ibaretti. Elindeki tek silah, aynı zamanda destek almak için kullandığı pompalı tüfekti. Şarjörlerde toplamda otuz kadar mermisi vardı.
“Şimdi ne olacak…?”
Sadece elindekilerle, organize çatışma konusunda uzmanlaşmış Hound Dogs ekibini nasıl durdurabileceğini zihninde tarttı. O siyah takım elbiselilerin kasten kameraya görünmeleri zihnini daha da kurcalarken…
Şimdi ne yapmalı?
…Accelerator gözlerini monitörden çekip etrafta kağıt bir harita aradı. Bir tane bulunca hemen açtı. Davetlerini kabul mü edecekti? Yoksa reddedecek miydi? Savaş zaten başlamıştı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.