Dört kız bir hastanenin içinde dikiliyordu.
Bulundukları yer girişle hasta odalarını birbirine bağlayan ana güzergâhların epey uzağındaydı; yani girilmesi yasak olmasa da genelde kimsenin uğramadığı ıssız bir köşeydi. Pencerelerden içeri süzülen sıcacık güneş ışığına bakılırsa, hastanenin buraya verdiği klinik araştırma alanı ismi biraz fazla tumturaklı kaçıyordu.
Bir koridordaydılar.
Dördünün de omuz hizasında biten kahverengi saçları, berrak ve solgun tenleri vardı. Siluetleri birbirinin kopyasıydı; gözlerinin şeklinden rengine, göz bebeklerinden retinalarına kadar her şey tıpatıp aynıydı. Üzerlerinde gri pileli etekler, kısa kollu beyaz bluzlar ve kolsuz yazlık süveterler vardı; Tokiwadai Ortaokulu’nun mevsimi çoktan geçmiş yazlık üniforması.
Pek çok isimle anılıyorlardı.
Kız Kardeşler.
Radyo Paraziti.
Askeri amaçlı seri üretim Seviye Beş modelleri.
Genetik müdahaleler ve ilaçla tetiklenen büyüme simülasyonu teknolojisi yüzünden bu kızların ömürleri kısalmıştı. Şimdi bu sorunu çeşitli tedavilerle çözmek için hastanedeydiler. İkinci evre henüz bugün başlamıştı. Şimdiye dek hastane yataklarına hapsedilmiş olsalar da artık rehabilitasyon süreçleri dışarıya yapılacak kısa ve sık yürüyüşleri de kapsıyordu.
Garsonların taşıdığı türden küçük bir not defteri tutan kurbağa suratlı doktor, Kız Kardeşler’e seslendi. "Eee? Dışarı çıkarken Tokiwadai’nin kışlık üniformalarını mı giymeyi tercih ederdiniz?"
"Herhangi bir sorun yok, diye yanıtlıyor Misaka numara 10032." İçlerinden biri bu sözlerle fikrini beyan etti. Birbirlerinden isimleriyle değil, seri numaralarıyla ayrılıyorlardı. Kurbağa suratlı doktor bu kararı veren kişi değildi; tek bildiği, bunun üretim aşamasında kararlaştırılmış olduğuydu.
"Dördünüz de aynı beden misiniz?" diye sordu doktor, elindeki deftere bir sipariş formu karalarken.
Dört Kız Kardeş birbirlerine bakma gereği bile duymadı. Hepsinin yüzünde, cevabın apaçık ortada olduğunu belirten bir ifade belirdi.
"Hepimiz birbirimizle uyuştuğumuz için bizi tek tek ölçmenize gerek yok, diye cevaplıyor Misaka numara 10032."
"Bütün Misakalar aynı genlerden yaratılmış seri üretim modellerdir, diye ekliyor Misaka numara 13577."
"Biz böyle üretildik, bu yüzden beden farkları üzerine kafa yormanıza gerek yok, diyerek sözü tamamlıyor Misaka numara 10039."
"Ben... Şey..." diye kekeledi sonuncusu.
"?"
Diğer üç Kız Kardeş, dördüncünün bocalamasını duyunca ona döndü.
Misaka numara 19090 bakışlarını kaçırıp hafifçe sindi. Elleriyle göğsünün üst kısmını kapatmaya çalışıyor gibi bir hali vardı.
Belli bir genç adamın Küçük Misaka dediği numara 10032, bir anlığına ona tuhaf bir bakış attı, ardından sanki zihninde bir şimşek çaktı.
Numara 19090'a yaklaştı. Ellerini yumruk yapıp başparmaklarını dışarı çıkardı, yumruklarını ters çevirdi ve bu iki parmağını numara 19090'ın eteği ile vücudu arasındaki boşluğa soktu.
"Ne?! Teknik özelliklerin gerektirdiği gibi olması gerekirken, burada tam iki başparmak genişliğinde boşluk var, diye rapor ediyor Misaka numara 10032 derhal!!"
"Her Misaka aynı Misaka olmalıydı, diye bağırıyor Misaka numara 13577 şok içinde!"
"Bel ölçüsü farklıysa, ya geri kalanı? diye soruyor Misaka numara 10039, tamamen sakin bir tavırla ayrıntılı bir inceleme yapılmasını teklif ederek."
Bu teklif üzerine numara 10032 parmaklarını diğerinin eteğinden çekip yukarıya doğru uzattı. Numara 19090 iki elini de kullanarak ona engel oldu. Diğerlerinden daha renkli, daha canlı duygulara sahip gibiydi; yüzü hafifçe kızarmaya başlamıştı.
Kurbağa suratlı doktor başını salladı. "Tek yumurta ikizlerinin bile ne yediklerine veya ne kadar egzersiz yaptıklarına bağlı olarak yüzleri ve vücutları farklılaşabilir, tamam mı? Bir klon grubundaki birinin iyi bir figür sergilemesi o kadar da tuhaf değil."
Doktor, aslında daha önce söylememesi gereken bir sözün pişmanlığını içten içe yaşıyordu. Onlara, erkeklerin zayıf kadınları daha çekici bulduğunu ve bu yüzden seçilme şanslarının daha yüksek olduğunu öğrettiğinden beri böyleydiler. Aslında bu tamamen onun kişisel ve taraflı zevkiydi. Ne yazık ki Kız Kardeşler'in erkek tanıdığı yok denecek kadar azdı ve onu prototip bir erkek figürü olarak görüyorlardı. Şöyle bir sonuca varmış gibiydiler: "Eğer bu adam böyle diyorsa, o lise öğrencisi de öyle mi düşünür? diye mırıldanıyor Misaka derin düşünceler içinde."
Ayrıca —nereden öğrendiklerini doktor da bilmiyordu— dünyada yüzük parmağına takılan özel bir yüzüğün var olduğuna ve bunu elde etmek için her açıdan iyi olmak gerektiğine dair bir inanç geliştirmişlerdi. Bu konuda haklı mı yoksa haksız mı olduklarına doktor karar veremiyordu ama bu sayede Kız Kardeşler arasında bireysellik beklenmedik bir şekilde filizlenmeye başlamıştı. (Gerçi kendileri bunun pek farkında değil gibiydi.)
"Bu demek oluyor ki, bu içimizdeki biri gizlice diyet yapıyordu ve bize söylemedi, diyor Misaka numara 10032, meselenin peşini bırakmayarak."
"Bütün Misakaları birbirine bağlayan numara 20001, yani Son Emir ne yapıyordu? diye soruyor Misaka numara 13577, görev ve sorumluluk kelimelerini hatırlatarak."
"O küçük bücür yaptığı eylemlerin önemini kavrayamamış olabilir, diye tahmin yürütüyor Misaka numara 10039, soğukkanlılığını bozmadan."
Hepsi kurbağa suratlı doktoru tamamen görmezden gelip birbirleriyle tartışırken, doktor araya girdi. "Bunun bu kadar büyütecek bir şey olduğunu sanmıyorum, hmm? Hepiniz bütünün özdeş parçalarısınız, bu yüzden siz de numara 19090'ın yaptıklarını yaparsanız aynı değişimleri görürsünüz."
"!!"
Şrrak!! Üç Kız Kardeş aynı anda geride kalana doğru döndü.
Zayıf figür becerisini herkesten bir adım önce kazanan numara 19090 yavaşça geri çekildi. "Misaka, kriz kontrol kabiliyetleri doğrultusunda şimdi olay mahallinden kaçma eylemini gerçekleştirecek, diyor Misa...!!"
Bağırışı henüz bitmeden, diğer kızlar üzerine atıldı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.