Lapa lekelerinin pijamadan veya yataktan öyle kolay kolay çıkmadığını acı bir tecrübeyle öğrenen Kamijou ile gözleri dolu dolu, çarşafa sıvanmış pirinç taneleriyle amansız bir mücadeleye girişmiş olan Index, kapının vurulmasıyla irkilip o tarafa baktı.
Komoe mi geldi acaba?
En azından bir özür dileseydin ya aptal!
Bu arada, her ne kadar lapa soğumuş olsa ve canını yakmasa da üzerindeki karbonhidrat yığınını gördüğü an onun kaynar olduğuna kendini öyle bir inandırmıştı ki Kamijou, panik içinde kasılarak birkaç saniye boyunca dünyadan kopmuştu.
Kapının ardındaki ses, "Aaa? Kapımın önünde ne arıyorsunuz?" dedi. Şimdiye kadar dışarıda olan Komoe çıkagelmiş, kapıyı çalan ziyaretçilerle karşılaşmıştı.
"Kami, kim olduklarını bilmiyorum ama misafirlerin var."
Kapı tok bir sesle açıldı.
Kamijou dehşetle titredi.
Komoe'nin arkasında, o çok iyi tanıdığı iki büyücü duruyordu.
Index'i sapasağlam karşılarında görünce yüzlerinde hafif bir rahatlama belirdi.
Kamijou şüpheyle kaşlarını çattı. İlk akla gelen, Index'i almaya geldikleriydi ama bunu Kamijou'nun baygın yattığı üç gün boyunca istedikleri an yapabilirlerdi. Tedavi ne zaman planlanmış olursa olsun, kızı burada bırakmalarının hiçbir mantığı yoktu. Bu süreçte onu bir yere kapatabilirlerdi.
O halde şimdi neden gelmişlerdi?
İçini ürperti kapladı. Büyücülerin alevlerini, kılıç darbelerini hatırlayınca kasları kasıldı.
Diğer yandan, onun Stiyl ve Kanzaki ile savaşma nedeni artık belirsizleşmişti. Onlar artık sadece kötü bir büyü tarikatının piyonları değil, kilise adına Index'e yardım etmeye gelen dostlarıydı. Nihayetinde o da Index'in iyiliğini istiyordu. Yapılacak en mantıklı şey, iş birliği yapıp kızı kilise yetkililerine teslim etmekti.
Fakat bu sadece onun bakış açısıydı.
Büyücülerin gözündeyse Kamijou ile iş birliği yapmak tamamen fuzuliydi. Şu an onu oracıkta öldürüp Index'i alıp götürmek onlar için çocuk oyuncağıydı.
Stiyl, Kamijou'nun bu gergin halinden keyif alıyor gibiydi.
Hmm. Bu haldeyken pek bir yere kaçamazsın, değil mi?
Stiyl'ın üstü kapalı tehdidi, Kamijou'nun kafasında şimşekler çakmasına yetti.
Index, büyücülerden tek başına sıyrılma konusunda uzmandı. Neredeyse bir yıldır kiliseyi tek başına atlatmayı başarmıştı. Tek başınayken her an kaçıp saklanabilirdi.
Sınırına ulaşmasına artık günler bile kalmamıştı. Eğer onun tekrar kaçmasına izin verirlerse, kızı bir daha bulamayabilirlerdi. Bir yere kilitleseler bile kaçmanın bir yolunu bulur, tören sırasında bile ortadan kaybolabilirdi.
Ancak işin içine Kamijou girince dengeler değişiyordu.
Büyücüler bu yüzden onu öldürmemişti. Index'i onun yanına bu yüzden geri göndermişlerdi. Kız onun yanından ayrılmayacak, böylece kendi elleriyle hazırladıkları o görünmez prangalara teslim olacaktı.
Index'i tamamen ellerinde tutabilmek için kendi ruhlarını kirletmeyi göze almışlardı.
Evine dönün büyücüler!
Index, sırf Kamijou için kendini siper etti.
Günahları yüzünden çarmıha gerilen biri gibi kollarını iki yana açtı.
Tam da cellatlarının planladığı gibi.
Ona Kamijou adında bir pranga vurarak kanatlarını kırmışlardı.
...
Stiyl ve Kanzaki bir anlığına titredi.
Her şey tam da planladıkları gibi gitmesine rağmen, bu duruma dayanamıyorlarmış gibi sarsıldılar.
Kamijou, o an kıza arkası dönük olduğu için Index'in yüzündeki ifadeyi sadece hayal edebiliyordu.
Her ne gördülerse, büyücüler oldukları yerde kalakaldı. Olayla doğrudan ilgisi olmayan Komoe bile duygularına hakim olamayıp kafasını çevirdi.
Ne hissettiklerini tahmin edebiliyordu.
Ölesiye korumaya çalıştığın, uğruna cinayeti bile göze aldığın birinin gözünde bir canavara dönüşmek nasıl bir histi acaba?
Dur... Index, onlar... Onlar düşman değ-
Evine dönün!
Index hiçbir şey duymak istemiyordu.
Lütfen... Nereye derseniz geleceğim... Ne isterseniz yapacağım, artık umurumda değil, sadece yalvarırım...
İçindeki nefretin altında, ağlayan küçük bir kızın hıçkırıkları ve yüzünden süzülen gözyaşları vardı.
Yalvarırım, Touma'ya daha fazla zarar vermeyin!
Bu sözler, bir zamanlar onun için her şeyini feda etmeye hazır olan dostlarının kalbinde nasıl bir yara açmıştı?
Bir an için, sadece bir anlığına, iki büyücünün yüzünde acı dolu bir tebessüm belirdi. Sanki bir şeylerden vazgeçmiş gibiydiler.
Ardından gözlerindeki o sıcaklık tamamen kayboldu, yerini buz gibi bir soğukluğa bıraktı.
Artık karşısındaki bir dosta bakan gözler değil, birer büyücünün acımasız bakışlarıydı.
Geçici kavuşmaların getireceği sahte mutluluklar yerine, ayrılığın acısını olabildiğince azaltmak için verdikleri o amansız karar...
Çok değer verdikleri dostları için, onun düşmanı olmayı göze alan o hisler...
Böyle bir bağ kolay kolay kopmazdı.
Eğer Kamijou şimdi sesini çıkarmazsa, bu felaketi sadece sessizce izlemekle kalacaktı.
Sınıra ulaşmaya tam on iki saat otuz sekiz dakika kaldı.
Stiyl, o buz gibi büyücü sesiyle vakti ilan etti.
Index muhtemelen bu sınırın ne anlama geldiğini bile bilmiyordu.
Prangalarımızın ne kadar güçlü olduğunu, kaçmaya yeltenip yeltenmeyeceğini görmek için geldik. Ama bu kadarı bizim bile beklentimizi aştı. Eğer o oyuncağının elinden alınmasını istemiyorsan, kaçmak gibi saçma fikirleri aklından çıkar. Anlaşıldı mı?
Hepsi bir roldü. İçten içe Index'in güvende olduğunu görüp sevinçten ağlamak, saçlarını okşayıp onun sıcaklığını hissetmek istediklerine emindi. Onun dostluğu onlar için bu kadar kıymetliydi.
Ona bu kadar sert davranması, sadece üstlendiği rolü sonuna kadar oynamak istemesindendi. Kendini tutup kızın önüne bir kalkan gibi atlamamak için ne kadar büyük bir güç harcadığını Kamijou hayal bile edemiyordu.
Index cevap vermedi.
İki büyücü tek bir kelime bile etmeden apartman dairesini terk etti.
Neden...?
Neden her şey bu noktaya gelmişti diye düşündü Kamijou, dişlerini sıkarak.
Her şey yoluna girecek... Tamam mı?
Index sonunda kollarını indirip yavaşça Kamijou'ya döndü.
Kamijou gözlerini kapatmaktan başka bir şey yapamadı. Onunla göz göze gelmeye cesareti yoktu.
Index'in gözyaşları içindeki o rahatlamış yüzüne bakmaya gücü yetmiyordu.
Eğer onlarla bir anlaşma yaparsam... dedi kızın sesi karanlığın içinden. ...O zaman senin o huzurlu hayatın bir daha bozulmayacak. Buraya bir daha adım atmalarına izin vermeyeceğim, her şey düzelecek.
... Kamijou cevap veremedi. Sadece karanlığın içinde, gözleri kapalı halde düşündü.
Onun gidişini gerçekten öylece izleyecek miydi? Birlikte geçirdikleri o zamanın uçup gitmesine izin mi verecekti?
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.